Dertli dağlar

Halk şiirinde de divan şiirinde de dağlar dertlidir. Daha doğrusu âşık şairler, ozanlar dertlerini dağlara yansıtırlar.


Paylaşın:

Dağlar, siz ne dağlarsız,
Kardan kemer bağlarsız.
Gül sizde, lale sizde, çiçek sizde,
Derdiz nedir, ağlarsız?

Bağlarsınız, ağlarsınız” gibi çekimlerde görünen -sınız biçimindeki çokluk ikinci şahıs eki İstanbul Türkçesinde sonradan ortaya çıkmıştır. Siz zamirinden ortaya çıkan bu ek, birçok ağız ve lehçede aslına yakın olarak -sız, -siz biçimindedir. Doğu Anadolu’nun bazı ağızlarında, Erzurum’da, Bitlis’te böyledir. Kuzey Azerbaycan’da İstanbul’daki gibidir ama Güney Azerbaycan’da yine -sız, -siz biçimindedir.

Haydar Babaya Selam” şairi Şehriyar, Kuzey’e seslenen bir şiirinde ne diyordu:

Neçün bizden resmi de’vet etmirsiz?
Gonşulugda artıg gelip getmirsiz?
Yadımız tek dadımıza yetmirsiz?

Son mısrada “Yabancımız gibisiniz, imdadımıza yetişmiyorsunuz.” diyor.

Yazının başında yer alan şiirdeki ek de işte böyle. Onu da Bitlisli bir şair yazmış. Şiirimizde dağlar hep kemerlidir, kat kattır. Şu eski Uygur şiirinde ne diyordu?

Adkaşu turur kat kat tagta…
İç terin kat bük tagda…
Kökerip turur körkle tagta…
Küsençigsizin mengi tegingülük ol
 Anı teg orunlarta.

Ayrı ayrı duran kat kat dağlarda… / İç içe geçmiş, derin, büklüm büklüm dağlarda… / Yeşerip duran güzel dağlarda… / Hırstan uzak, huzur bulmalı / Öyle yerlerde.

Uygur şiirinde de dağlar bükülerek kat kat uzanmakta, bahar gelince güzelleşip  göğermekte, yeşermektedir.

Dağlar, ne dağlarsız?” (… Nasıl dağlarsınız?) diye başlayan şiirde de güzellik çiçeklerle anlatılmaktadır. Erciyes’i tasvir ederken Karacaoğlan ne diyordu?

Ali Dağ da Erciyes’in eteği,
Güzeller yatağı, sümbüller biteği.

Dağ eteklerinde sümbüller, laleler biter. Dağlarda insana huzur veren güzellikler vardır. Ancak bu şiirde dağlar kardan kemer bağlamıştır. Eteklerinde gül lale bitmektedir ama dağlar dertlidir ve ağlamaktadır. Şair karların erimesini göz yaşlarına mı benzetmiş ne?

Aslında halk şiirinde de divan şiirinde de dağlar dertlidir. Daha doğrusu âşık şairler, ozanlar dertlerini dağlara yansıtırlar. Sevdiklerine kavuşamamışlardır, dağlar sevgilileri ayırmıştır. Şair de derdini dağa yüklemiştir.

Aklıma geliverdi. Sanki şair, “ne dağlarsız?” derken tevriye yapıyor ve “Ne dağlıyorsunuz?” diyor. Acaba şair gerçekten de kendisini sevgiliden ayıran dağa sitem mi ediyor?

“Şair” deyip duruyorum ama aslında o tanıdık biri. Ünlü Türkolog Hamza Zülfikar. Hamza Beyin ut çaldığını, güzel şarkılar okuduğunu, meddahlar gibi hikâyeler anlattığını bilirdik de şairliğinden haberimiz yoktu.

Gün dönümünde gün batımını seyrederken Hamza dostumuz gençlikten kalma bu şiiri okuyuverdi. Zülfikar şiire devam etse ne güzel olur! Belki de gençlikten kalma bir şiir defteri vardır.

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar