Meral Akşener’e Açık Mektup

''Unutmamak gerekir ki seçimin kaderini HDP’den alınacak oylar değil AKP’den alınacak oylar belirleyecektir. Anketler göstermektedir ki AKP’den en yüksek oyu koparan parti de İYİ Parti’dir.''


Sayın Meral Akşener, rahmetli Galip Erdem Ağabey yazılarına ‘’İnandıklarımın hepsini yazamayacağım ama inanmadığım hiçbir şeyi de asla yazmayacağım.’’ diye başlardı. Hem Türk milliyetçisi hem de teşkilatlardan yetişmiş bir genç olarak size Galip Ağabey’in samimiyetiyle seslenmek istiyorum.

Türkiye’nin son 21 yılını adeta domine eden iktidar, 2017 yılında İYİ Parti kurulana kadar mağlubiyeti hiç tatmamıştı. Fakat İYİ Parti kurulduktan sonra yalnızca Ankara ve İstanbul kazanılmadı aynı zamanda seçimlerin matematiği de değişti. İşte bu sebeple İYİ Parti’nin kurulması son 21 yılda Türk siyasetinin kaderini doğrudan değiştiren yegâne olaydır. Sizin de bu olayın başrolü olduğunuz herkesin malumudur.

Söz konusu sizseniz bugüne kadar içerisinde bulunduğunuz tüm yapılarda başrol olduğunuzu da unutmamak gerekir. Bunların en önemli örneklerinden biri de badem bıyıklıların dahi korkup sustuğu 28 Şubat’tır. Evet, siz hem tavrınız hem şahsiyetinizle net bir şekilde 28 Şubat’ın da başrolüsünüz.

Bugün belki de Türk siyasi tarihinin en önemli seçimlerinden birine hazırlanıyoruz. Bu seçim yalnızca bir kazanıp kaybetme değil aynı zamanda Türk demokrasisinin de ayakta kalma mücadelesidir. Başkanlık adı verilen sistemden kurtulup parlamenter sisteme geçmenin belki de en önemli yoludur. Yine görmekteyiz ki bu uğurda kurulmuş olan altılı masanın da başrolü net bir şekilde sizsiniz. Çünkü pek çok ankette %20’yi geçmiş görünen İYİ Parti olmasaydı biz bugün seçimi kazanmayı asla düşünemiyor olurduk.

Bütün bunlara rağmen anketlerde CHP’nin oyları önceki seçimlerde olduğu gibi sabit bir şekilde %24-25 civarlarındadır. Bu da demek oluyor ki masada rüzgârı arkasına alan parti İYİ Parti, masada başrol olan kişi de sizsiniz. Masadaki partiler de seçmen de bunun net bir şekilde farkında olmalıdır.

Eğer mevcut duruma oylar değil de kişiler üzerinden bakarsak masadaki en eski ve yetkin siyasetçi de sizsiniz. Eğer seçmen kitlesi üzerinden bakarsak da masada hem muhafazakâr hem de seküler seçmene hitap edebilen tek parti de size ait. Yani yalnızca masada değil halkta da en büyük etki alanı size ait. Böylesine bir gücünüz olmasına rağmen sizse ‘’Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım.’’ diyerek ciddi bir fedakârlık örneği gösterdiniz. Çünkü hiçbir şekilde bu seçimin riske atılmamasını öncelediniz. Anketleri takip edip sokağın nabzını tuttunuz. Halkın isteklerine kulak verdiniz. ‘’Kim kesin kazanacaksa aday odur.’’ dediniz. Ben de kararınıza saygı duyarak daha önce sizin cumhurbaşkanı olmanız gerektiğine dair yazı yazmama rağmen sonraları yazmadım.

Fakat rahmetli Süleyman Demirel’in ‘’Dün dündür, bugün bugündür.’’ sözünü de asla unutmamak gerekir.

Sayın Meral Hanım, malumunuz Sayın Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada “Siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın bana zarar verdiğini görüyorum.’’ diyerek destek istedi. Fikrimce buradan çıkarılması gereken, destek veren belediye başkanlarının sayısı ya da ismi değildir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklaması, kendi seçmenini ikna edemediğinin apaçık bir göstergesidir. Üstelik açıklama gösteriyor ki Kılıçdaroğlu kendi seçmeninden şüphe etmektedir.

Pekâlâ, kendi seçmenini ikna edemeyen ve kendi seçmeninden şüphe duyan bir kişinin cumhurbaşkanı adayı olması böylesine önemli bir seçimde sağlıklı bir durum mudur? Bir başka problemse inanmışlarla değil ikna edilmişlerle yola çıkılmasıdır.

Evet, Kılıçdaroğlu yapıcı ve kucaklayıcı bir dile sahip olabilir fakat bunlardan çok daha önemli olan yegâne şey, anketlerin ne söylediği ve halkın ne istediğidir. Üstelik son bir ay içerisinde birkaç defa HDP ve Kürdistan söylemleriyle gündem olan bir CHP’nin Batı’dan ne kadar oy alabileceği de ayrı bir sorundur. Oy kazanmak uğruna Diyarbakır’da söylenecek her söz, İzmir’de ve Ankara’da birkaç oy götürecektir.

Kısacası Kılıçdaroğlu, milliyetçi ve muhafazakâr seçmene kendini kabul ettiremezse seçmende net bir karşılık bulamayacaktır. Çünkü unutmamak gerekir ki seçimin kaderini HDP’den alınacak oylar değil AKP’den alınacak oylar belirleyecektir. Anketler göstermektedir ki AKP’den en yüksek oyu koparan parti de İYİ Parti’dir.

İşte bütün bu saikler çerçevesinde size, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e, samimi bir genç olarak sesleniyorum:

Siz her ne kadar istemiyorum deseniz de süreç size doğru dönüyor.  Esnaf ziyareti diye gittiğiniz her yer miting alanına dönüyor, halk sokaklara sığmıyor. Çünkü halk size ve samimiyetinize güveniyor.  Ya çıkın aday olun ve bizler sizin baktığınız her yerde olalım. Kapı kapı oy isteyip gerekirse uyumayalım. Ya da bize adayınızı açık açık gösterin ki gidip gerekirse kapısını kırarak zorla aday yapalım. Fakat ne olursa olsun ikna edilmişlerle değil inanmışlarla yola çıkalım.

Bizler meclis kürsüsünde ‘’Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet!’’ diyen kadını cumhurbaşkanı olarak görmek istiyoruz. Çünkü onun ‘’Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir.’’ diyen Atatürk’ün yolundan gittiğini biliyoruz.

Hangi şart ve durumda olursanız olun asla yalnız yürümeyeceksiniz!

Türk milliyetçisi bir gencin kaleminden…

Selam ve saygılarımla.

M.Esad KIRAÇ

Yazar

Mahmut Esad Kıraç

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar