Millî Düşünce Merkezi’nin duyurusu!

Nitelikli insan göçünün önüne geçmek için tedbirler alınması gerekirken, Cumhurbaşkanının “Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam ederiz, bunlarla beraber bu yola devam ederiz." sözleri yaralarımızı daha da derinleştirmiştir.


Aziz Türk Milleti!

Ülkemiz, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşamaktadır. Çevremizde belirsizliklerle dolu olaylar yaşanırken içeride millî varlıklarımızın korunmasının ve millî birliğin sağlam tutulmasının önemi büyüktür.

Bir yandan bazı millî varlıklarımız yabancıların eline geçmekte, bir yandan da tarım ve hayvancılığımız alabildiğine gerilemekte / geriletilmektedir.

Bu olumsuzlukların yanında, her yaştan ve eğitimli insanımızın yoğun bir şekilde yurt dışına göç ettiği bir dönemi de yaşamaktayız. Özellikle çok fazla sayıda doktorumuz ve stratejik araştırma alanlarında çalışan birçok genç mühendisimiz ülkeyi terk etmekte, geleceklerini başka ülkelerde aramaktadırlar.

Bu göçün önüne geçmek için tedbirler alınması gerekirken, Cumhurbaşkanının “Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam ederiz, bunlarla beraber bu yola devam ederiz.” sözleri yaralarımızı daha da derinleştirmiştir.

Doktorlarımız ve sağlık çalışanları dünyayı kırıp geçiren salgınla insanüstü bir gayretle mücadele etmektedirler. Salgın, bütün dünyada düzen bozucu etkiye sahiptir ve Türkiye, ekonomisinde kriz yaşandığı dönemde girmiştir. Ekonomik krizle birlikte salgının hızını kaybetmeden devam etmesinin etkileri sağlık sektöründe daha da ağır yaşanmaktadır.

Bütün açıklığıyla bunlar ortadayken ve sağlık ordusunun çalışma şartlarının iyileştirilmesi gerekirken devletin en üst makamından gelen bu sözler neredeyse yıkım etkisi yapacak güçtedir.

Unutulmamalıdır ki, Osmanlı Türk Cihan Devleti Avrupa’dan ilanla doktor aramış, 1876’da Sırplarla savaşırken bu sözleşmeli doktorlar çalışmıştır. 1877-1878’de de Rusya ile doğuda ve batıda girdiğimiz savaşta da (93 Harbi) o yabancı doktorlar vardır.

Birinci Cihan Harbi’yle İstiklâl Harbi ise bir avuç Türk doktoru ve gönüllü yardımcılarıyla verilmiştir. O doktorlar ve sağlık ordusu, sonraki dönemde de memleketi kasıp kavuran hastalıkları yenmiştir.

Tarihin bu sayfaları devlet yönetimine bir ders niteliğindedir.

14 Mart Tıp Bayramı da bir avuç tıbbiyeli öğrencinin işgal altındaki başkentimiz İstanbul’da Tıbbiye binasının kuleleri arasına büyük bir Türk bayrağı asarak işgale karşı mücadele başlattığı gündür.

Bu yüksek ruh, bugün sağlık çalışanlarında ve diğer meslek gruplarında yetişmiş Türk çocuklarında mevcuttur. Bu ruh incitilmemelidir. Aksi takdirde bugün yaşatılan beka probleminden çıkmak daha da zorlaşacaktır.

Bu beka meselesinden kurtulmak Türk milletinin birliğinin ve beraberliğinin en yüksek seviyede sağlanmasıyla aşılır. Milleti, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır şiarı temel olmalı, Türk milletinin büyük dâhisi Atatürk örnek alınmalıdır.

Bütün ağır şartlara rağmen devleti, milleti ve ülkesi için çalışan fedakâr doktorlarımızı ve sağlık çalışanlarımızın yaklaşan 14 Mart Tıp Bayramını kutluyoruz.

MİLLÎ DÜŞÜNCE MERKEZİ

 

Yazar

MDM

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar