18.09.2021

Doğal mekanizmanın ekonomideki izdüşümü

Salgın sonrası, muhtemelen birçok ülkede ekonomik büyüme oranları giderek yükselecek. Doğada var olan, hayvanlardan örneklediğimiz telafi büyümesine benzer bir büyüme seyri olacak.


Salgın döneminde tüm ülkelerde ekonomi, durgun veya küçüldü. Birkaç ülkede ise canlanma ve büyüme gözleniyor. Ekonomik durgunluk veya küçülmenin çeşitli sebepleri arasında en büyüğü COVID-19.  İnsan hareketliliği kısıtlandı; üretim asgari düzeye indi, ticaretin niteliği değişti ve hacmi daraldı, birincil üretim yerleriyle nihai üretim ve tüketim yerleri arasındaki bağlantı koptu. Toplumlar içe kapandı. Devletler tüm dikkatlerini, enerji, kaynak ve yönetim güçlerini hastalıktan korunma, tedavi ve hastalığa karşı stratejiler geliştirmekte kullandılar. Bir bakıma tüm insanlık ve oluşturdukları sistemler, hayatta kalma mekanizmasına döndüler.

Durumun tamamını betimleyecek değiliz, bilinen hususlar. Değinmek istediğimiz, bir yılı aşkın bir süredir tüm dünyada bir olağandışılığın yaşanmış ve kısmen yaşanıyor olması. Tüm bu yaşananlar, aslında doğal yaşamda bir döngü halinde olan bir sürecin toplumlar, topluluklar ve kurumlarındaki yansımaları olarak görülebilir mi?

Önümüzdeki yıllarda salgın sonrası ülkelerin ekonomileri çok konuşulacak. Konuyu düşünürken epeyce emek ve zaman harcadığım (doktora tezi konum) canlıların çoğunda olan bir doğal mekanizmanın işleyişi geldi hatırıma. Bir siyasetçimizin de çeşitli vesilelerle ekonomist olduğunu söylemesi ve kendisini çobana benzetmesi de konuyu bu boyutuyla düşünmeye teşvik etti.

Ekonomi ve ekonomi yönetimiyle doğada var olan bir mekanizmanın nasıl da benzer olduğunu düşündüm. Dibe vurma sendromu sonrası durum… Savaşlarda, büyük kitlesel göçlerde, salgın hastalık durumlarında (pandemi), yaygın kuraklık ve kıtlıklarda yaşananları hatırlayınız.

Salgın döneminde bazı yerel yönetimler birden ortaya çıkan sorunlara anlık ve özgün  çözümler geliştirdiler. Bu çözümlerin çoğunun kalıcılığı olmasa da bazıları kurumsallaştırılacak önemde örnekler. Bu süreçte yönetimin, liderliğin olağanüstü koşullarda önemi de bir daha anlaşıldı.

Doğal mekanizma

Çeşitli sebeplerle hem doğal ortamlarındaki hayvanlar hem çiftlik hayvanları kısıtlı beslenmeye maruz kalabilirler. Belgesellerde, otların gür ve bol olduğu mevsimde hayvanların hızla büyüdükleri, vücut rezervlerini geliştirdikleri; kurak mevsimlerde ise yetişkinlerin zayıfladıkları, büyüme çağında olanlarda günlük canlı ağırlık artışının ve büyüme oranının düştüğü veya durduğu çoğumuzca fark edilmiştir. Bozkırlarda yapılan mera hayvancılığında kış mevsiminde yem miktar ve kalitesinin yetersizliği, yem stoklarının tükenmesi, dış ortamda yem maddelerinin hayvanların ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmaması durumunda yetişkinler ağırlık kaybederler; genç ve büyüme çağındakilerin büyümeleri, gelişmeleri asgari düzeye iner veya durur.

Ancak genç, büyüme dönemindeki hayvanların kısıtlı beslenme dönemi sonunda yeterli, kaliteli, dengeli yemle beslenmeleriyle büyüme ve ağırlık artışları birden hızlanır. Bu tür büyümeye telafi büyümesi denir. Bu durum bir ekonomik durağanlık döneminden sonraki göreceli hızlı ve yüksek büyümeyle çok benzerdir.

Telafi büyümesi, yem veya besin maddeleri bakımından kısıtlanan gelişme çağındaki hayvanların, kısıtlamayı takiben yeterli düzeyde yapılan yemleme ile normal beslenmiş yaşıtlarından daha yüksek canlı ağırlık artışı göstermeleridir. Hayvanlarda büyümenin hızlandırılması ve kendilerinde var olan bazı kabiliyetlerin ortaya çıkarılmasıdır.

Hayvanların hayatta kalma mekanizması bazı yetiştiricilik sistemlerinin de esasını teşkil eder. Açık alanda yapılan hayvancılıkta, özellikle karasal iklim ve coğrafyalarda bu tarz yetiştiricilik sistemleri yaygındır. Normal beslenen hayvanlarla kısıtlı beslenen hayvanların sonraki dönemde bol ve kaliteli yemle telafi büyümesi göstermelerinden sonra vücut dokularının kompozisyon ve ağırlıkları arasındaki fark fazlaca yüksek değildir. Normal beslenenlere kıyasla kas dokusu biraz az; kemik, yağ ve iç organ dokuları biraz fazla olur.

Tabii burada çobanın (yönetici) bilgisi ve mahareti önemlidir. Kıt yem kaynağıyla hayvanları baharda yeşil, gür çayırlara ulaştıracak bir stratejk yönetim çobanlığının niteliğini, düzeyini gösterir. Netice olarak hayvanlar zor dönemi atlatıp hayatta kalırlar, çoban da sürüsünün bekasını sağlamış,  geçimini güvenceye almış olur.

Benzeri durum insanlarda da vardır. Yetersiz ve dengesiz beslenen çocukların zayıf, cılız, kısa boylu oldukları, zihinsel ve kişisel gelişimlerinde de kalıcı etkileri olduğu herkesin bildiği bir durum. Çeşitli sebeplerle, kötü şartlarda ve yetersiz beslenen gençlerin de şartların iyileşmesi; yeterli, dengeli ve düzenli beslenmeleriyle gelişip serpildikleri yine bildiğimiz, gözlemlediğimiz bir döngü. Bu çocuklar büyüme dönemlerinde, belli bir süre içinde yeterli ve dengeli beslenemezlerse durum kalıcı olur, yani kavruk kalırlar. Birçok ülkelerde okullardaki beslenme programlarının amacı sağlıklı nesillerin devamını sağlama çabasıdır. Bu millî gıda güvenliği konusunun en önemli bileşenidir ve millî ekonomiyle doğrudan bağlantılıdır.

Kıraç alanlarda, bozkırda bahar yağışlarıyla gelişiveren çoğu bitkinin de kuraklık ve yetersiz besin maddeleri sebebiyle serpilip boy vermeden, kısa bir çiçeklenmeden hemen tohuma döndüğünü, yani kavruk kaldığını fark etmişsinizdir. Hayatta kalma ve döngüsünü tamamlama refleksi. Ondaki genetik kapasiteyi çevresini değiştirip, geliştirerek, bakım ve beslenmesini düzenleyerek, yani yöneterek ortaya çıkarmak da zaten kültür oluyor (agriculture). Birçok ülkedeki ekonomik döngü de aynı durumda değil mi ?

Doğal mekanizmanın ekonomideki izdüşümü

Ülkeler de olağanüstü durumlara, risk, tehdit ve belirsizliklere karşı kapasiteleri ve liderlikleri düzeyinde hazırlık yaparlar; kaynak kullanımlarını ona göre düzenlerler. Ülkenin toplam gücü ile yönetim yeterlilik kapasitesi de buna göre değerlendirilir. Salgın boyunca Türkiye dahil çeşitli ülkelerden yansıyan haberler ve görüntüler hepimizin hatırındadır. Bu sıralarda da zorda kalmış kesimler için hükûmetin aldığı tedbirlerin ve yaptığı desteklerin yeterli olup olmadığı, ekonomik çöküntüden nasıl çıkılacağı tartışılıyor. Bazı acil olmayan sistemik konular da acil sorunları örtülemek için gündemde tutuluyor.

Kısaca çerçevesini belirlediğimiz bağlamda ekonomilerin de benzeri bir çerçeve içinde oldukları düşünülebilir mi? Eğer ekonomi de doğal sürecin bir parçasıysa insan ve geliştirdiği sistemlerin ve kurumların bu doğal sürece etkisi sınırsız mı?  Yıllık ekonomik gelişme ve büyümenin üst sınırları, başka bir ifadeyle en yüksek ekonomik büyüme oranı ne kadar olabilir?

Ekonomist değilim ve tarım ekonomisi dışında ekonomiyle ilgili bilgim kısıtlı. Ancak benzeri durumun ekonomide de olduğunu düşünüyorum. Belki de konu ekonomistlerce enine boyuna araştırılıp, incelenmiş; bilinen bir durumdur da benim haberim ve bilgim yoktur.

Gelişmiş ülkelerde büyüme, gelişme ve kalkınma marjinale ulaştığından, yani en üst genişleme, büyüme sınırlarına yaklaştığından bu ülkelerde büyüme oranları düşük olur (%1-2). Bu durum ABD dahil Batı ekonomilerinde on yıllardır gözlenen bir durum.  Bu ülkelerde ancak paradigma değişimleri ve yeni teknolojiler durumu daha da geliştirebilir. Gelişme yolundaki ülkelerde ise potansiyel en üst gelişme ve genişleme sınırı ile halihazırdaki durumları arasında geniş bir alan olduğundan kalkınma, büyüme ve gelişme hız ve oranları yüksek oldu ve genellikle, arada iniş çıkışlar ortalaması %5-8 arasında seyretti. Çin 10-15 yıl öncelerine kadar yıllık %10 üzerinde bir kalkınma oranına sahipti; hâlen de en yüksek büyüme oranına sahip. Yüksek kalkınma ve büyüme oranları Hindistan, Brezilya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Endonezya, Meksika, Türkiye, Tayland gibi ülkelerde de gözlenmekteydi. Çünkü bu ülkelerde halihazırda bir büyüme mekanizması vardır ve uygun şartlarda hemen maksimum düzeyde harekete geçerler. En az gelişmiş ülkelerde ise sistemik ve kurumsal sorunlar vardır. Kapasiteleri düşüktür. Yani düşük kapasiteyle düşük girdi ve düşük çıktılı bir ekonomileri vardır. Döngüyü değiştirmenin başlıca ön koşulları başta insan olmak üzere kapasiteyi geliştirip arttırmaktır. Bu işlevselliğin de bir zaman boyutu vardır.

Bir ülkede olağanüstü şartları da kapsayan düzgün işleyen sistemler ve mekanizmalar ile bunları yöneten kurumlar varsa ülke süreci en az hasar ve yıkımla atlatır ve sonrasında toplam gücünü maksimum düzeyde kullanarak, maksimum büyüme ve gelişmeyi yakalayabilir.

Bazı sektörlerde ve toplumun bazı kesimlerinde durumun Nasrettin Hoca’ya atfedilen öyküye benzemesi de muhtemeldir. Ahırındaki eşeğin yemini her gün giderek kısıtlayan Nasrettin “Eşek tam aç yaşamaya alışacağı sırada öldü” diye iç geçirmiş. Hayvanı serbest bıraksaydı muhtemelen ölmezdi, eşekler kalitesiz, kaba yemleri bile en verimli şekilde değerlendirme sistemi ve mekanizmasına sahip hayvanlardır.

Yönetim ve iktidarın rolü

Türkiye’de insan kaynağı ve kapasitesi hiç de kötü değildir. Uygun yönetimle bunları harekete geçirmek, yüksek ve hızlı büyüme oranlarına ulaşmak mümkündür. Burada insanın aklına şöyle de bir soru geliyor: Ülkede olağanüstü durumlarda bile düzgün, etkili ve verimli, işlerliği yüksek sistemler, mekanizmalar ve kurumlar varsa iktidarın kim olduğu ne kadar önemli?

Yine doğadan bir örnek: Hayvanı hayatta tutan, verimliliğini belirleyen başlıca üç boyut vardır: genetik, çevre ( fiziksel çevre ve beslenme dahil) ve yönetim.  Durumu ekonomiye tercüme edersek ; genetiğin karşılığı ekonomideki sistemler, mekanizmalar ve kurumlar olarak düşünülebilir. Çevre şartları ve beslenme karşılığı hammadde, üretim kapasitesi ve sistemleri, işleme ve tüketim olarak alınabilir. Yönetim yönetimdir (ister çoban ister yönetici). Hayvancılıkta en büyük girdi yemdir ve toplam operasyonel (işletme) maliyetin %60-75 kadarına ulaşır. Genetik kapasite başlıca sınırlayıcı faktördür. Yönetimin payı bunlar arasında en azıdır. Ekonomide olduğu gibi. Ekonomide de iyi yönetimin payı toplam ekonomi içinde sanıldığının aksine çok da yüksek değildir.

İyi yönetim ve iktidar ülkedeki kapasiteyi belli oranda geliştirip, harekete geçirebilir. Ancak bu zamanla ilgili bir süreçtir. Hiç bir iktidar, bir-iki iktidar yılında o ülkeye çağ atlatamaz. Yani katkısı sınırlı kalır. Ancak kötü yönetim ve iktidar, sistem, mekanizma ve kurumların işleyiş düzenini bozarak hepsini mahvedebilir.

Kalkınma çok yönlü ve karmaşık bir fenomendir. Çok bileşeni vardır ama gelişme yolundaki ülkelerde en fazla konuşulanı yönetim ve iktidardır, yani siyasettir. Gelişme yolundaki ve az gelişmiş ülkelerde kutuplaşma, siyasallaşma, kitlesel gerginlikler ve seçimlere katılım oranları yüksektir. Hipotetik tartışmalar yaygındır ve toplumun önemli bir kısmı bu tartışmalarla meşguliyet tuzağına çekilirler. Hâlbuki yönetimin toplam kalkınma, gelişme ve büyümedeki payı, sınırı doğal canlı mekanizmasıyla örneklemeye çalıştığımızdan çok da fazla değildir. Tekrar edersek, istisnası kötü yönetim ve iktidarlardır; onların rolü ve payı hep yüksektir; kötü çoban gibi.

Türkiye’de yarım asırdan fazladır yaşanan durum budur. Türkiye’ye özgü de değildir ve nerdeyse tüm gelişme yolundaki ve az gelişmiş ülke ekonomilerinde durum benzeridir.

Gelişmiş ülkelerde hangi siyasi partinin iktidarda olduğu ya da siyasi liderin kim olduğunun gelişmekte olan ülkelerdeki kadar önemsenmediğinin sebebi belli olmuyor mu?

Salgın sonrası, muhtemelen birçok ülkede ekonomik büyüme oranları giderek yükselecek. Doğada var olan, hayvanlardan örneklediğimiz telafi büyümesine benzer bir büyüme seyri olacak. Siyasetin tartışacağı ise bu genişleme ve büyümeyi iktidarların, yönetimlerin sahipleneceği ve bunun toplumdaki karşıt görüşlülerce bile ortak bir varsayım olarak kabul edileceğidir.  Oysa bu zaten ekonominin de doğasında var; yeter ki kötü yönetimle bu doğal mekanizmayı bozmayın.

Konumuzla uzaktan akraba bir durum da gelişme ve büyümenin toplumun belli kesimlerinde yoğunlaşmasıdır. Kaynak birikiminin belli kesimlerde toplanması gelişmiş ülkelerde bir sistem sorunudur. Gelişme yolundaki ülkelerde sistem sorunu olduğu kadar da siyasetin tercihidir. Türkiye’de birkaç yıldır bu tercihin özneleri yazılıp, konuşulmuyor mu?

 

Yazar

Mustafa İmir

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.