Osmanlı Devleti’nde Bilgi ve İktidar – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

Osmanlı Devleti’nde Bilgi ve İktidar

Tarihin sosyolojik bir yaklaşımla ele alındığı ve Osmanlı’da İslâm, toplum, devlet, ulema, bilgi gibi çok iddialı bir konuda mühim bir eser yayınlandı.
Osmanlı Devletinde Bilgi ve İktidar.

31 Mart 2020
İkbal Vurucu

Türkiye kamuoyunda en çok konuşulan, tartışılan, kutuplaşmalara sebep olan konuların başında İslâm gelir. Fakat en çok konuşulan bu alanların insanlarca en az bilinen unsur olması da kayda değer bir olgudur. Gündelik bilgi noktasında bu bir olgusal gerçeklik olmakla birlikte maalesef bilim dünyasında da Türk toplumunun kültürel, sosyal, siyasi yaşamında İslâm’ın konumu, işlevi, etkinlik alanı en az bilinen yönüdür. Örneğin Türklerin İslâm’ı kabul etme süreci, yöntemi, yaşam alanlarındaki işlevi ve etkisi yani kültürel, toplumsal ve özellikle siyasi sahada İslâm’ın nasıl bir rol oynadığı birkaç monografi dışında, ki o da siyasi tarih alanındadır, sosyolojik bir yaklaşımla ele alınması, Ahmet Yaşar Ocak gibi az sayıda kişiyle, sınırlıdır demek fazla abartılı olmaz kanısındayım. Üstad Ocak’ın çalışmalarının merkezi alanı ise genellikle Heterodoks İslam’dır. Türk düşüncesinde, sadece İslâm değil Türk tarihinin sosyolojik bir yaklaşımla ele alınması dahi bir Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör, Şerif Mardin, Ahmet Yaşar Ocak gibi bir elin parmağını geçmeyen entelektüelleri aşmamaktadır.

Tarihin sosyolojik bir yaklaşımla ele alınması üstelik çok çetrefilli ve el değmemiş bir alan olarak Osmanlı’da İslam, toplum, devlet, ulema, bilgi gibi çok iddialı bir konuda mühim bir eser yayınlandı. Üç ay önce aramızdan ayrılan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gürsoy AKÇA imzalı bu eser “Osmanlı Devletinde Bilgi ve İktidar”[1] adını taşıyor. Eserin Konya’da Palet Kitapevinden yayınlanması ise başka bir anlamlı gelişmedir. Konya’nın Türk Düşüncesi açısından tarihteki merkezi konumunu yine tekrar kazanmaya başladığının bir göstergesidir.

Yazara göre; Osmanlılarda Sünnî İslâm’ın devletin ideolojisini, Sünnî İslâm toplumu devletin toplumsal tabanını oluşturmaktaydı. Osmanlı Devleti’nin hükümranlığının meşruiyeti de, devletin İslâm’ı yüceltme misyonundan kaynaklanmaktaydı. Teorik bağlamda İslâm hukukunun örfî hukukun nihaî çerçevesini oluşturması, devletin İslâm devleti olma niteliğini güçlendirmekteydi. Devletin dinsel niteliğindeki artış, Müslüman toplum tarafından kabullenilmesini, hatta kutsanmasını getirmişti, demektedir.

İslâm devleti olma niteliğini ve iddiasını yıkılışına kadar sürdüren Osmanlı Devleti’nde Sosyo-politik sistemin temel unsurlarından biri olan Osmanlı ulemasının sistem içindeki gücü, dinsel bilgiyi dolayımıyla dinsel otoriteyi temsil etme keyfiyetinden kaynaklanmaktaydı. Bu anlamda bilginin iktidar sağlayıcı işlevi Osmanlı uleması için de geçerli olmuştu. Yine ulemanın yüksek prestiji, İslâm’ın toplumsal ve politik yaşamın temel anlam oluşturucu dinamiği konumunda olmasıyla pekiştirilmekteydi. Nitekim devlet sistemi içinde Osmanlı uleması, diğer toplumsal ve politik zümrelerin nail olamadığı ayrıcalıklara sahip olmuştu. Canlarının ve mallarının korunmuşluğu imtiyazı söz konusu ayrıcalıkların tipik örnekleridir.

Öte yandan sahip olduğu imtiyazlara ve yüksek prestije rağmen Osmanlı uleması, imparatorluk sistemi içinde, sistemin bir unsuru olarak konumlandırılmıştı. Bu durum ilahî otoritenin dünyevî (örfî) otoriteye bağlanmasını içermesi bakımından devletin şer’îliği-örfîliği odaklı tartışmalara neden olmuştur. İlgili bilim alanlarında güncelliğini koruyan bu tartışmalar, Osmanlı devlet sisteminde ulema-örfî idare etkileşiminin iktidar ilişkileri bağlamının yeterince aydınlatılmamış olmasıyla ilgilidir. Bu düşünceden hareketle “Osmanlı Devletinde Bilgi ve İktidar” adlı çalışmada Osmanlı devlet sisteminde İslâm’ın dolayısıyla ulemanın konumu ve işlevi belirlenmeye çalışılmıştır.

Altı bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde Osmanlı egemenliğinin dinsel bağlamı, Osmanlı devlet ideolojisinin oluşturucu dinamikleri, bu ideolojinin oluşumunda İslâm Dini’nin etkinlik durumu ve Osmanlı yönetim sisteminin patrimonyalliği konuları ele alınıp tartışılmıştır. İkinci bölümde İslâm Dini’nin ve Osmanlı ulemasının Osmanlı Sosyo-politik örgütlenmesindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Yine bu bölümde şeyhülislâmın ve şeyhülislâmlık makamının toplumsal ve politik konumlanışı ve ulemanın devlete eklemlenişi konuları tartışılmıştır. Kitabın üçüncü bölümünde ulemanın devlet sistemine ve bu sistemin işleyişine katkıları ele alınmıştır. Dördüncü bölümde Osmanlı dinî-sosyal ve dinî-politik yapılanmasına ortadoks ve heteredoks çevrelerden gelen eleştiriler, bu çevrelerin düşünceleri ile ilgili ulemanın sergilediği yaklaşımlar ve tutumlar, bağlı olarak ulemanın devlet ideolojisini oluşturucu ve koruyuculuk misyonu açıklanmıştır. Son bölümde Osmanlı ilmiyesinin, dolayısıyla ulemasının Sosyo-politik koşullar karşısında işlevsizleşmesi fonksiyonalist bir perspektiften analiz edilmiş, işlevsizleşmeyi doğuran dinamikler değerlendirilmiştir.

Esere özgünlüğünü kazandıran başka bir niteliği de çalışma boyunca temel kaynaklardan hareket etme ve bilimsel yaklaşımdan ayrılmama konusunda yazarın gösterdiği hassasiyettir.

Eser, Ulemanın ideolojik misyonunu, devlet içindeki konumunu ve etkinliğini otorite ilişkileri temelinde değerlendirmektedir. İslâm-Devlet-toplum-Ulema(Aydınlar)-Bilgi merkezli temel kaynaklar bağlamında örülmüş özgün bir eserdir. Kitabın nazar boncuğu babında şu eleştirimizi de belirtelim. Eserin kurgusunda Türk toplumunun tarihsel süreklilik ekseninde Osmanlı öncesinin ihmal edildiği görülmektedir. Osmanlı devlet, toplum, kültürel ve bilim yapısının temelini oluşturan kurumların şüphesiz bir öncesi vardır. Kitabın ana konusunu oluşturan araştırma nesnelerinin ve incelenen zaman dilimine kadarki sürecin dayandığı tarihsel kültürel kodların belirtilmesi yani en azından genel hatlarıyla bu bütüncül perspektifin sağlanması eserin mevcut değerini çok daha artıracağı şüphesizdir.

[1] Gürsoy Akça, “Osmanlı Devletinde Bilgi ve İktidar”, Palet Yayınları, Konya, 2009. Adres: Mimar Muzaffer Cad. Rampalı Çarşı, Nu: 42, KONYA

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları