Parlamenter Sisteme dönüş üzerine – 2 –

Şu anda 2020 yılının son ayındayız, erken veya zamanında yapılacak olsun, seçim sistemi belli değil, aranıyor ama gizli. İktidar da muhalefet de kendi partileri için sistem peşindeler. Tartışmalar,  çekişmeler, cepheleşmeler hat safhada. 


Kaldığımız yerden devam edelim:

3)Milletvekili Seçimlerinde her il bir seçim çevresidir. Türkiye nüfusu, toplam milletvekili sayısına bölünerek her ilin milletvekili sayısı bulunur. Buna göre 1 milletvekili çıkaramayan illere 1 milletvekili, 1,5  ve üzeri kadar milletvekili çıkaracak illere 2 milletvekili verilir.

4) Partiler seçim çevrelerinin çıkaracağı milletvekili sayısını iki misli aday gösterirler.

5) Seçimler, yerleşmiş ve kabul görmüş olan nispi temsil sistemiyle yapılır.

Karma liste sisteminin sırrı

Yukarıda 5 madde de özetlenen teklifimiz, sade bir sistem bütünlüğüne sahiptir. İşlemler seçimlerin her safhada, amaca dönük olarak olumlu bir uyum ve etkileşim içinde birbirini tamamlamaktadır.  Aynen bir makinanın parçaları gibi. Böylece, parti iradesi yerine milli irade temsilcilerini TBMM’ye göndermektedir. Gerçek demokrasi de bu olsa gerektir. Ne demek istiyoruz? Açıklayalım:

Her milletin binlerce meselesi olabilir. Bunların nasıl çözüleceğine, sonuçta meclisler karar verecektir. Karar verilirken de vekiller, partiden önce vekaleti veren millete bakacaktır. Zira, başarısız, adı yolsuzluk ve kirli işlere karışmış, milli vicdanı rahatsız eden vekillerden kurtulmak için ilk seçimde vekaletini geri alacaktır. Bunu vekiller iyi bilirler. Bu ise güçlü bir denetimdir. Karma listenin sırrı da buradadır. Eğer Türk Milletine bu sistemle iki seçim yapma fırsatı verilirse, Meclis ehliyet ve liyakat bakımından en ideal noktaya gelecektir. Böylece “kısır döngü” tuzağının sürüp gitmesine son verilecek, milli bir meselemiz çözülmüş olacaktır.

1977’de “Karma liste” TBMM’de

Ülkemizde seçim sorunu 1946’dan beri gündemden hiç düşmedi. Saymadım ama, dünyada iktidarların işine gelen ne kadar seçim sitemi varsa hepsi aynen veya değiştirilerek denendi. Lakin hiçbiri derdimize derman olmadı. Derman olması da mümkün değildi. Zaten biz Türk Milletinin derdine derman olacak sistem aramıyorduk ki.

Şu anda 2020 yılının son ayındayız, erken veya zamanında yapılacak olsun, seçim sistemi belli değil, aranıyor ama gizli. İktidar da muhalefet de kendi partileri için sistem peşindeler. Tartışmalar, çekişmeler, cepheleşmeler hat safhada.  Kıyamet kopsa da anlayan yok, sonuç değişmeyecek.  Buna “demokratik” sistem diyoruz(!) Sonra da bu demokrasiye sabahtan akşama kadar mersiye okuyoruz. Komik değil mi?

Haziran 1977 seçimlerinden sonra, AP-MSP-MHP koalisyon hükümeti kuruldu. Meclis başkanı bir türlü seçilemediği için TBMM çalışamıyordu. Hükümet iş yapamaz durumdaydı. Seçim sistemiyle ilgili olarak bakanlardan oluşan bir komisyon kuruldu. Tartıştık, ama ortada işe yarar bir teklif yoktu. Özeti yukarıda anlatılan “karma liste” sistemini teklif ettim. Çok sade ve basit olduğundan, düşünmeden reddedildi. Sorular soruldu, hepsini cevapladım. Katılanların tamamı “şimdi anladık, gerçekten mükemmel bir sistem. İyi de biz bunu anlatsak Genel Başkanımız kabul etmez.  Hatta anlatamayız bile.” dediler. Anladım ki, teklifimizin kabulü bakımından en zayıf yanı burası. Mecliste uzun turlamalardan sonra Kasım 1977’de MHP’nin teklif ettiği usulle, CHP Zonguldak Milletvekili Cahit Karakaş Başkan seçilebildi. Ama üç sene sonra aynı durum  Cumhurbaşkanı seçiminde de karşımıza çıktı. Devletin İtibarı sarsılıyordu.

Sistem tıkanmıştı. Çünkü, milletin değil de partilerin belirlediği meclis çoğunluğuna sahip iktidar partisi hükümeti (yürütme)’yi, yürütme de Meclisi (Yasama)’“vesayet” altına alıyordu. Bu mekanizma ülkeye 74 yıldır cepheleşmeden, kavgadan, baskıdan, huzursuzluktan ve adaletsizlikten başka bir şey getirmedi.

Bu tuzaktan kurtuluş için doğruluğuna inandığım “karma liste”  sistemini her yerde savundum. Bu arada Milli Düşünce Merkezinin Mart 2010’da düzenlediği “Türkiye’nin Kurtuluşu: Parti İçi Demokrasi”  başlıklı konferansı verdim. 21 dakikası kayda geçen kısmının linki eklidir.

Sonuç;

Eğer TBMM’de milletin gerçek temsilcisi milletvekillerinden oluşursa, parti ve her türlü vesayet ortadan kalkacak, milli irade devreye girecek, millet devlet bütünleşmesi gerçekleşecektir. Meclis vicdanları sızlatan şaibeden kurtulacaktır.

Konferansın linki: https://www.youtube.com/watch?v=ltLymArinPk 

Konferansın linkini önceden gönderdiğim değerli bilim adamı Dr. Albay Ömer Lutfi Taşçıoğlu’nun yorumunu paylaşmak isterim.

”…konuşmanızı az önce ibretle izledim. Özellikle lider sultası, ehliyet / liyakat ve seçim sistemimizin değiştirilmesi konusundaki ikazlarınız çok önemli. 

Bildiğiniz gibi hastalığın tedavisi için öncelikle teşhisin doğru konulması lazım. Siz teşhisi en doğru biçimde ortaya koyuyor ve tedavi için yapılması gerekenleri de belirliyorsunuz. Tedaviyi üstlenen doktorlar da teşhis ve tedavinin nasıl yapılacağını biliyorlar. Ama doğru teşhis ve tedavinin uygulanmasının lider sultasının ve saltanatının ortadan kalkmasıyla sonuçlanacağını da çok iyi bildiklerinden hastayı kurtarmak yerine kendi çıkar düzenlerini sürdürmeyi tercih ediyorlar ve hatalı tedavi yöntemini sürdürmekte ısrarla devam ediyorlar. Böylece bu kısır döngü sürüp gidiyor. Biz belki göremeyeceğiz ama inşallah bir gün ülkemizde işin ehline verildiği bir dönem yaşanır diye ümit etmek istiyorum.”

 

 
   

 

.

 

 

 

Yazar

Sadi Somuncuoğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.