Polonya ve Kırgızistan Meydan Muharebeleri

13.04.2010             Soğuk savaşın artık netlik kazandığını, dünyada huzur ortamına doğru bir gidişin var olduğunu iddia edenler bile kabul etmeye başladı. Doğuda ve batıda meydana gelen kanlı olaylar, bu savaşın yine güçsüz ve arada kalmış devletler üzerinde yaşanacağı kanaatimizi de doğrulamaktadır.           Polonya Cumhurbaşkanı’nı taşıyan uçağın düşmesi veya düşürülmesi, Kırgızistan’da küresel sermaye sahiplerinin galeyanları, insanları […]


13.04.2010 
 
          Soğuk savaşın artık netlik kazandığını, dünyada huzur ortamına doğru bir gidişin var olduğunu iddia edenler bile kabul etmeye başladı. Doğuda ve batıda meydana gelen kanlı olaylar, bu savaşın yine güçsüz ve arada kalmış devletler üzerinde yaşanacağı kanaatimizi de doğrulamaktadır.

          Polonya Cumhurbaşkanı’nı taşıyan uçağın düşmesi veya düşürülmesi, Kırgızistan’da küresel sermaye sahiplerinin galeyanları, insanları yine kan ve gözyaşlarına boğdu. İki kutup mu, tek kutup mu yoksa çok kutup mu tartışmaları yaşana dursun, ülkelerinin ve coğrafyalarının kimler tarafından hangi emeller uğruna istikrarsızlaştırıldığını anlayamayan insanlar, bunun bedelini öncekinden daha ağır bir şekilde ödeyeceklerdir.

          Polonya’nın Rusya ile yakınlaşmasını, Rusya’nın geçmişte yaşananları bir kenara bırakıp bu ülkeye kucak açmasını hazmedemeyen Amerika’nın bu işte şakasının olmadığını, müttefikine kestiği cezadan anlayabiliriz. Kırmızı çizgilerin dışına çıkan, o kırmızı çizgilere mürekkep oluyor.

          Nükleer silahları azaltacaklarını taahhüt eden, dostluk mesajlarıyla gündemi dolduran  Rusya ve Amerika, bu alanda dünyanın nabzını düşürerek, diğer alanda yaşanacak savaşlarına meydan hazırlamaktadırlar. Birbirlerine tam manasıyla hasım gözükmek her ikisinin de işine gelmiyor. Olan bitenin kendi can ve malları üzerinde yaşanmaması için ellerinden gelen özeni gösteriyorlar. AB ve Amerika, Polonya’nın kendilerine yük olmasını, Rusya’dan yana tavır almasından daha iyi olduğunu düşünerek, bu tavra müsade etmemişlerdir.

          Kardeş ülke Kırgızistan ise tam manasıyla yeni bir Afganistan olmak üzere desek abartmış olmayız. Demokrasinin Batı’da anlaşılan yüzü kendisini göstermiş ve yine onlarca insan bu çok bilinmeyenli denklemde hayatını kaybetmiştir.

          1979’da Afganistan’ı işgal eden Rusya’nın ardından Amerika’nın bölgede artan nüfuzu, Afganistan’ın terörist ülke olarak ilan edilmesi ve yaşanan kanlı olaylardan yola çıkarak, Kırgızistan’da yaşanan Rusya-Amerika sürtüşmesinin ve yaşanan olayların Kırgızistan’ı Afganistan örneğinde bir Batı kurbanı olmaya sürüklemektedir.

          Çin tehlikesine ve Orta Asya’nın doğal zenginliklerine Amerika tarafından üs yapılmak istenen Kırgızistan, Rusya desteğiyle Amerika’yı üsler konusunda zor duruma sokmuştu. Örümcek ağı gibi bütün Kırgızistan’ı kuşatan CIA, çıkarttığı karışıklıkla kozlarını açık oynayıp, ilk olarak geçici hükümete Amerika için üsleri eskisi gibi kullanmaya izin sözünü verdirtmiştir.

          Hamle sırası Rusya’ya geçmiştir. Polonya için yas ilan ederek akılcı bir hamle yapacağı sinyallerini veren Rusya, bu savaşta coğrafi konumunun ve kültür yakınlığının avantajlarını çok iyi değerlendirecektir.

          Nükleer silahlarını ellerinden bırakmadan Tanrı’nın Çocuğu yalanıyla barış elçiliğine soyunan sömürgecilerin, bu küresel arzularından vazgeçmek gibi bir niyetlerinin olmadığını da anlamamak için Hain Olmak gerekir. Kan dökülmesi, onların şerefli bir devlet olmaları için insan olmayı hak etmeyenler tarafından ödenen bir bedel olduğu düşünülmektedir.

          Kırgızistan Türklerini ve bütün insanlığı böylesine zalimce bir düzenin içinde bırakarak, seyirci kalacak bir Türkiye şüphesiz ki, kendi ölüm fermanını kendisi yazmış olur. Coğrafi, kültürel ve askeri avantajlarını kullanarak, Türk Dış Politikası’nın yeniden gözden geçirilmesi, bu milletin tarihine ve insanlığın geleceğine uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Türk Milleti, seyirci kalmak yerine, ağabeylik vazifelerinin gereğini yapan bir Türkiye görmek istemektedir.

 

          iktidarmuhalefet.com , 13 Nisan 2010

 
 

Yazar

Recep Bayram

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.