RAMAZAN GEDİKLİLERİ (Ülkeye din lazımsa…) – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

RAMAZAN GEDİKLİLERİ (Ülkeye din lazımsa…)

“Hayatı Ramazan gibi olanın, Ahireti bayram gibi olur…” *** Ramazana kavuştuk elhamdülillah. İlk teravihte müminler camilere sığmadılar. Doldu camiler efendim müminler ile Bizim camide ilk akşamın vaazı Ramazanda para nasıl toplanacak onun üzerine oldu ne sebeptense. Bunu anlattı cemaate Hoca Efendi uzun uzun. Camiler her zaman tıklım tıklım olmuyor bilindiği gibi. Cumaları, bayram namazlarında. bir […]

20 Temmuz 2012
Osman Erenalp

“Hayatı Ramazan gibi olanın,

Ahireti bayram gibi olur…”

***

Ramazana kavuştuk elhamdülillah.

İlk teravihte müminler camilere sığmadılar.

Doldu camiler efendim müminler ile

Bizim camide ilk akşamın vaazı Ramazanda para nasıl toplanacak onun üzerine oldu ne sebeptense. Bunu anlattı cemaate Hoca Efendi uzun uzun. Camiler her zaman tıklım tıklım olmuyor bilindiği gibi. Cumaları, bayram namazlarında. bir de Ramazanda, teravihlerde. Yine malumdur ki bizde bu ilk günün kalabalığı coşkusu diğer günlere pek taşınamaz. Camideki iklime bağlıdır bu biraz da. Din görevlilerimiz bunu bir fırsat bilip cemaati “nasıl elde tutarım, devamı nasıl sağlarım”   yerine nasıl tahsilât yapabilirim hesabı içine girdi mi onu karşıdaki algılar. “Bunun ilmi de, irfanı da kendine olsun” deyip başka adres arar haklı olarak.

“İmamın” sözlük karşılığı “Önder, öne düşen, yol gösteren, kendisine uyulan, öncül. İnsanları hayra ve iyiliğe çağıran, yönelten salih ve seçkin insan. Yönetici. Apaçık yol. Hüccet. İnsanların söz, hitap veya davranışlarına uyarak çevresinde toplandıkları kişi demek

“Ön teker nereden giderse arka da onun ardından”

Önder her alanda önemli. Ama din alanındaki önemi hepsinden önde. Hz Peygamber gibi bir örnek var çünkü en önde.

Camilerde para toplama işi yaygın ve salgın hal almış durumda. Tespihin, duanın ardından ayakkabılarına yönelirken önüne sürülen kutuya para atacak öyle geçeceksin. Namazın rüknü haline getirildi neredeyse. Hemen her camimizde durum bu maalesef. Kuran kursu talebelerine, yarım kalan falan caminin inşaatına, camimizin ihtiyaçlarına v.s.  Bu işi meslek edinmişler var. İyi dikkat edildiğinde başında bekleyenlerin belli yüzler olduklarını anlamak zor değil. Milletten toplanan nereye ne oranda ulaşıyor pek bilen yok. Parası olmayanın, üzerine almayanın mahcubiyetini düşünün bir de. Çıkıyorsun cümle kapısına eşiğe kadar dayanmış dilenci gurubuyla karşılaşıyorsun bu kez. Para toplama merkezleri gibi görülmeye başladı ibadet yeri olmaktan çıkarıldı da.

Allah taksiratlarımızı affetsin ilk günden günaha girdiysek. Biz gördüğümüzü söyledik. Böyle olmayanı da var elbette.

Camiyi camide bıraktık döndük eve.  Şu Ramazan programları ne âlemdeler onu merak ediyoruz bu kez. Kumanda düğmesine basıyoruz Ramazan gediklileri karşımızdalar her yıl olduğu gibi.

Bir ağdalı dil bir azar bir tafra bir mağrur eda ki üst perdeden, Aman Allah…! “Müddeim-i İslam” olmuş da sorguluyor önüne geleni. Bir de bolluk ki sürüsüne bereket. Kanalı değiştiriyorsun adam ayrı,  tavır yine aynı. Kanalda adam değişiyor üslup yine aynı. Kuran-ı, Hz. Peygamberi, sahabe-i kiramı anlatmak için çağrılmış ya oraya fırlayıp sille çekecek neredeyse ekrandan izleyiciye. “Zorlaştırınız kolaylaştırmayınız” şeklinde anlamışlar ayet-i kerimeyi sanki de. Öylesine saldırgan, öylesine sorgulayıcı. Onbir ayın sultanı mübarek ay değil de bunlar sanki.  Din bir onlara emanet edilmiş, “dinin mümessili” de onlar. Konuşmaya yetkili de, kimler konuşacak ona cevaz verecek olan da onlar.

Kime kaç kuruş zekât, kaç para sadaka verdin? Diye sorsan çıt çıkmaz bu gibilerden Allah-u âlem. “Vermiyor verdirttiriyoruz” anlayışı.

Tek parti döneminin kudretli valisi N.Tandoğan’a atfedilen bir söz vardır:

“Ülkeye kominizim lazımsa onu da biz getiririz”.

“Ülkeye din lazımsa onu da biz getiririz” bunlarınki de.

Kutuplar değişik sadece. Zihniyet bir.

Hz Peygamber: “Emanet ehline verilmediği zaman kıyametin kopacağını bekleyin”  buyuruyor. Teessüf ki dünya ahret insanların mutluluğu için gönderilen yüce dinimiz bu gibilere emanetse alâmet olarak başka da bir şey aramaya gerek yok.

Ne çare ki bu gibiler her devirde var. Maun suresinin inzal olunduğu devirde de olmuşlar.

Sure-i celile mealinden bunu görmek mümkün:

Dini yalanlayanı gördün mü? İşte, yetime fena muamele eden, yoksulu doyurmak için başkalarını teşvik etmeyen odur. Vay hallerine o namaz kılanlara ki, namazlarından gafildirler. Riyakârlık ederler, zekât vermeyi de men ‘eylerler.

Halkın “hacıdan, hocadan, karanlık geceden” diye özetlediği bu kesimler olsa gerek

Hz Peygamber buyuruyor ki yine:

–  Kişi ömrünü nerede ve ne şekilde geçirdiğinden,

– İlmi ile ne yaptığından, ne şekilde kullandığından,

– Malını nerede kazanıp, nereye harcadığından,

-Bedenini nerede yıprattığından sorguya çekilecektir”

Bilenin sadece eleştirmesi yetmez. Çıkıp doğruyu anlatması da beklenir. Bildiğinin üstüne kapanan, ilmini kendine saklayanın da vebali var yani yaratılan tabloda. “Arz-talep” meselesi sonuçta. Meydanı boş tutarsan dolduranı olur hemen. İşte o olmasın diye Cumhuriyeti kuranlar Genelkurmayın hemen ardından ikinci olarak Diyanet teşkilatını kurmuşlar.

Türk toplumunun daha dindar olsun bütün sadeliği ile dindar olsun, Din ehil ellere verilsin, istismar aracı yapılmasın diye.  Kuran doğru anlaşılsın, evrensel mesajı doğru verilsin diye. Her alanda iyi eğitim almış insana ihtiyaç var. Ama din alanında buna olan ihtiyaç hepsinden önde gelmekte. Çünkü yanlış ellere verilmesi durumunda onun toplum bünyesinde yaratacağı tahribat diğerleriyle mukayese götürmez: O olandaki çok ama çok önemli.

Ramazan yüzü suyu hürmetine camilerimizde neler olmakta, gezip görmekte sayısız yarar var.

Patrikhane ziyaretleri kadar elzem ve önemli bir konu bu.

Diyanet İşleri Başkanımız, bu sene Ramazan için seçtikleri
temanın “Ramazan Geldi Selam İle” olduğunu söyledi..

Başkanımıza ve tüm diyanet teşkilatına ve Türk İslam âlemine buradan selam olsun.

Sözümüz “sıra-ı müstakimdekilere” değil.

Tenzih ederiz onları bütün bu noksanlıklardan.

Sözümüz  “Suret-i haktan” görünen, dindarlık perdesine bürünenleredir elbette…

Ramazanınız mübarek olsun.

Sürç-ü lisan olduysa af ola yine de.

İftarlar saatlerine ayrı mana ve güzellik katan sofra dualarının en bilinenlerinden biri,  benim de tercihim olan sözler Faruk ERMEMİŞ’e ait bir dua ile noktalayalım.

“Allah’ım,

Senin rızan için oruç tuttum,

Sana inandım, sana sığındım.

Senin rızkınla orucumu açtım.

Hamdolsun verdiğin nimetlere,

Sağlık ve afiyete.

Ey bağışlaması bol rabbim,

Beni, ailemi, devletimi,

Milletimi ve bütün inananları koru.

Rahmetini, yardımını esirgeme ülkemizden.

Bizlere yaşama sevinci ver.

Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver.

Senin her şeye gücün yeter.

Âmin.”

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları