TÜRK VATANI KIBRIS – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______13 Ocak 2017_______

TÜRK VATANI KIBRIS

Talat Şalk
Paylaş:

Kıbrıs Cumhuriyeti Zürih ve Londra Antlaşmaları ile kuruldu. Bu antlaşmalarda Türklerin egemenlik ve kültürel haklarının korunması için lazım gelen hukuki düzenlemeler yapılmıştı.

Antlaşma hükümleri uyarınca; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör devletlerdi. Kıbrıs’ta iki ayrı halk vardı: Türkler ve Rumlar, dilleri kültürleri ayrıydı. Anayasa bu görüşle hazırlanmış, Kıbrıs’ta iki halkın eşitliğini esas alan konfedere Kıbrıs cumhuriyeti kurulmuştu. Türkler, konfedere Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rumlarla eşit durumdaydı. Cumhurbaşkanı Rumlardan olacaktı. Cumhurbaşkanı yardımcısı ise Türk’tü. Cumhurbaşkanı yardımcısının kanunları veto yetkisi vardı.

Antlaşma hükümleri uyarınca, Türkiye Kıbrıs’ta mevcudu 650 kişi olan bir alay, Yunanistan ise 850 mevcutlu bir askeri birliğini bulunduruyordu.

Londra ve Zürih Antlaşmaları Kıbrıs Türklerinin can ve mal güvenliğini teminat altına almıştır. Bu antlaşmalar; Kıbrıs Türklerinin lideri Dr. Fazıl Küçük, Türkiye Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Adnan Menderes’in eseridir. Her üçü de Kıbrıs Türklerine yaptıkları bu hizmetle tarihe geçmişlerdir.

İngiltere, Türkiye ve Yunanistan tarafından garanti edilmesine rağmen Rum lider Macarios tek taraflı oylama ile Türklerin anayasal haklarını kaldırdı. Bütün görevlerden Türkleri uzaklaştırdı. Rum çeteleri Türk köylerinde katliam yapmaya başladı. Makarios’un amacı, adayı Yunanistan’a ilhak etmekti.

Garantör devletlerden İngiltere; Makarios’un, Kıbrıs anayasasını uygulamadan kaldırmasına, Türkleri katletmesine seyirci kaldı. Yunanistan ise Makarios’u destekledi.

20 Temmuz 1974 Kıbrıs çıkarmasını, Türkiye garantör devlet olarak tek başına yapmak zorunda kaldı. Yunanistan Kıbrıs’ı ilhak etmek düşüncesindeydi. Türkleri katleden Rum çetelerinin arkasındaydı. Türkiye Kıbrıs’a müdahale ederken Yunanistan’la savaşmayı göze almıştı.

İngiltere de garantör devlet olarak Rum katliamını durdurmak, Kıbrıs’a müdahale etmek niyetinde değildi. Rumlar açıktan Türkleri katletmeye başlamışlardı. Katliam bütün dünyanın gözü önünde yapılıyordu. Türkiye, garanti antlaşmasının kendisine verdiği yetkiyle ve soydaşlarını kurtarmak için 20 Temmuz 1974 günü çıkarma yaptı. Kıbrıs Türk’ünü katliamdan kurtardı, Enosis’e engel oldu.

Türkiye yüzde yüz haklıydı. Kıbrıs çıkarmasını Londra ve Zürih antlaşmalarının 4. Maddesi hükmüne göre yapmıştı. Davranışı uluslararası hukuka tamamen uygundu. Gel gör ki BM ve Avrupa Konseyi Türkiye’nin Kıbrıs’a çıkarma yapmasını işgal olarak görmüştür. Buna karşı Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 24 Temmuz 1974 tarihli ve 543 sayılı kararında; “Türk müdahalesi yasaldır” demiştir. 15 Kasım 1983’de, Rauf Denktaş’ın liderliğinde Kıbrıs Türkleri kendi devletlerini kurdular. Türkiye, KKTC’ni ilk tanıyan devlettir. KKTC, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeniden ihyası için her zaman iyi niyetli olmuştur. Rumlarla müzakere masasına defalarca oturmuş, her defasında Rumların iyi niyetli olmaması nedeniyle sonuç alınamamıştır.

Annan planı Türklerin aleyhindeydi. Planın, Kıbrıs Türk’ünün aleyhinde olduğunu vicdanı olan yabancı olan diplomatlar da söylemişlerdir. Ancak plan, yapılan propagandalarla Kıbrıs Türk’üne cazip gösterilmiş, referandumda Kıbrıs Türk’ü planı kabul etmişti. Annan Planı’nın, yürürlüğe girmesi için 2 tarafın da referandumda kabul etmesi gerekiyordu. Yapılan referandumda, Rumların, Annan planını kabul etmediği anlaşıldı. Birleşmiş Milletler’in ve AB yetkililerinin referandumdan önceki demeçlerine göre planın reddinden sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimini değil, KKTC’ni desteklemeleri gerekirdi. Ama öyle olmadı.

Zürih ve Londra Antlaşmaları uyarınca, Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye’nin taraf olmadığı siyasi, askeri ve ekonomik herhangi bir ittifaka alınmayacaktı. Hem de AB’nin başka ülkelerle ihtilafı olan hiçbir devletin üyeliğe kabul edilmeyeceği yönünde ilke kararı da olmasına rağmen.

AB, Zürih ve Londra Antlaşmalarının açık hükümlerine ve kendi ilkelerine aykırı bir kararla Güney Kıbrıs Rum Yönetimini, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB üyesi yapmış, Annan planını reddeden Güney Kıbrıs Rum Yönetimini mükafatlandırmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Cumhuriyeti değildir. Kıbrıs Cumhuriyeti 1963 yılında Makarios’un Zürih ve Londra antlaşmalarında kabul edilen anayasayı tek taraflı tasarrufuyla ortadan kaldırması, Türkleri yönetimden uzaklaştırmasıyla son bulmuştur. Türkiye Güney Kıbrıs Rum Yönetimini, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımamaktadır.

İngiliz hukukçu, Maurice H. Mendelson da Kıbrıs’ın AB’ne tam üyelik başvurusunun geçersiz olduğu görüşündedir.

Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB üyesi yapılmasına, gerektiği şekilde itiraz etmemiştir. Niçin itiraz edilmedi? Bilmiyorum.

Eğer AB’ne aday ülke yapılmamız karşılığında sessiz kalmışsak doğru olmamıştır. Bugünlerde (9-12 Ocak 2017) Kıbrıs anlaşmazlığının çözümü için Cenevre’de toplantı yapılmaktadır. Umudum bu toplantının da sonuçsuz kalması, anlaşmaya varılmamasıdır. Ne Rumlar ne de Yunanistan iyi niyetlidir. AB’ni, büyük devletleri de arkalarına almış görünüyorlar. Rumların isteği, Kıbrıs Türk devletinin eşitliği temelinde bir anlaşma değil, gelecekte Kıbrıs Türklüğünün tamamen yok edilmesi sonucunu doğuracak bir anlaşma yapmaktır. Böyle bir anlaşma Türkiye’nin de zararına olur. Bu anlaşmanın yapılmaması daha hayırlıdır.

Bugüne kadar Yunanistan’ın Rumların iyi niyetli olmadıkları anlaşılmıştır. Yunanlılar ve Rumlarla Kıbrıs konusunda anlaşmak mümkün değildir. Bu sebeple bundan sonra Türkiye Kıbrıs’ın devlet olarak uluslararası camiada tanıtımı için gayret sarf etmeli, hatta KKTC ile birleşmek için çalışmalıdır.

 

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları