‘Öğretmenlik Sevdası’ üzerine

Nurullah Ataç, deneme için “Ben’in ülkesidir.” der. Cemal Kurnaz da kendi ülkesini ve bu ülkenin çok büyük bölümünü kaplayan hocalık yaşantılarını gözler önüne sermiş. Her zamanki samimi ve de sade üslûbuyla.


Paylaşın:

Öğretmen.

Sözlükteki karşılığı: Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime.

Peki öğretmen, sadece öğretmek eyleminden mi ibarettir?

Asla.

Öğrencilik hayatımızdaki anılarımız, bu kutsî mesleğin lügâtlerdeki tanımları aşan bir cazibesinin ve de ağırlığının olduğunu teslim edecektir.

Çoğumuzun zorlu yaşam serüvenindeki ilk rol modelleri, yol göstericileri birer öğretmendi. Gerek bilgileri, gerek duruşları gerek de tavırlarıyla zihnimize, daha da önemlisi gönlümüze girdiler.

Akademik bir çalışmayla bu tespiti somutlaştıralım.

Banu Özevin ve Aslı Kaya’nın öğretmen kavramına ilişkin metaforik algılar üzerine yaptığı çalışma bu anlamda kayda değer.

Söz konusu araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarına “Öğretmen…gibidir, çünkü…” ibaresinin yazılı olduğu kâğıtlar dağıtılmış ve tek bir metafor yazmaları istenmiş.

Verilen cevaplar, öğretmenin sadece bilgi aktaran bir kişi olmadığı tespitini sağlamlaştırıyor.

Metaforlar kategorilere ayrıldığında durum şöyle:

1. Eğitici ve öğreticidir:

“Öğretmen akan musluk gibidir çünkü öğrencilerine bilgi doldurmayı, onları bilgiye doyurmayı amaçlar.”

“Öğretmen iç ses gibidir çünkü bizi her zaman iyiye ve doğruya yönlendirir.”

2. Sevgi ve güven nişanesidir:

“Öğretmen kalp gibidir çünkü insana can katar.”

“Öğretmen dipsiz bir kuyu gibidir çünkü içine aldığı öğrencileri sevgisi ile sarıp sarmalar.”

3. Şekillendiricidir:

“Öğretmen heykeltıraş gibidir çünkü insanı işler.”

“Öğretmen yağmur gibidir çünkü her damlasıyla yenilik getirir.”

4. Modeldir:

“Öğretmen lider gibidir çünkü onu örnek alır ve yaptıklarını benimseriz.”

“Öğretmen toplum gibidir çünkü yaşanılan toplum bir önceki öğretmen neslinin süzgecinden geçmiştir.”

Tabiî, öğretmen kavramının tüm algısı pozitif değildir. Bardağın ne yazık ki boş tarafı da vardır. Zaten insanoğlunun elinin değdiği yerde mükemmellik bulmak imkânsızdır.

Katılımcıların kötü deneyimlerinin bir sonucu olsa gerek şöyle cümlelerle de karşılaşılmış:

“Öğretmen karabasan gibidir çünkü her sabah beş karış suratla gelir.”

“Öğretmen prenses gibidir çünkü birçoğu işleri ‘kölelerine’ yaptırmaktan hoşlanırlar.”

“Öğretmen radyo gibidir çünkü gelir, anlatır, konuşur ve gider.”

“Öğretmen kızgın tava gibidir çünkü istediği bir şeyi söylemeyince hemen parlar.”

Esasen bu uzun girizgâhımın sebebi yeni bir kitaptan bahsetmek: Öğretmenlik Sevdası

Yazarı, Cemal Kurnaz.

Kendisi, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesinde profesör.

Öğrencilik yıllarımda dersine girmek şansına sahip değildim. Türkçe bölümünde 3 şube vardı. ‘Eski Türk Edebiyatı’ dersinde ilk iki şubeye Prof. Dr. Halil Çeltik, üçüncü şubeye Prof. Dr. Cemal Kurnaz giriyordu. Ben, ilk şubedeydim.

Dolayısıyla hoca ile fiziken bir münasebetimiz olamadı. Fakat öğrencisi olan Halil Çeltik vasıtasıyla ve de yazdığı eserler üzerinden bir ilişki kurmuştum. Örneğin, derslerde okutulan ‘Eski Türk Edebiyatı’ ile ‘Dîvan Edebiyatı ve Türk Kimliği’ adlı eserini hâlen kitaplığımın başköşesinde tutarım.

Deneme türünde kaleme aldığı son eser, yılların birikiminin ürünü.

Nurullah Ataç, deneme için “Ben’in ülkesidir.” der. Cemal Kurnaz da kendi ülkesini ve bu ülkenin çok büyük bölümünü kaplayan hocalık yaşantılarını gözler önüne sermiş. Her zamanki samimi ve de sade üslûbuyla.

Kitap dört bölümden oluşuyor. Birinci bölüm aynı zamanda kitabın adı: Öğretmenlik Sevdası. İkinci bölümün adı, Öğrenciden Yana. Üçüncü bölüm, Sevgili Öğrencilerim başlığını taşıyor. Son bölümün adı Öğrenci Gözüyle.

Bölümlerin başlığı bile hocanın öğrenciden taraf, öğrenci merkezli bir yapıya sahip olduğuna işaret ediyor.

Şu cümleler de zaten bunun ispatı:

“Öğrencilerime düşkünüm. Onlara kıyamam. Bu benim zayıf yanım. Onun için, ‘Benden bir şey isteyeceğinizde iki kez düşünün. Çünkü hayır diyemem.’ diyorum.”

Öğretimin kalitesinden dem vuran, nicelikteki artışların niteliğe yansımadığını ifade eden yazar aynı zamanda muhafazakâr bir eğitim sisteminden yana:

“Şimdiye kadar gelen her Millî Eğitim Bakanı sıfırdan başladı. Her bakan değişikliğinde, bakalım şimdi nasıl bir felaketle karşılaşacağız diye yüreklerimiz ağzımıza geldi. Oysa Millî Eğitim muhafazakâr olmalı. Demek istediğim, mevzuat uzun süre muhafaza edilmeli, ikide bir değişmemeli. Öğretmen, öğrenci ve veli 5, 10, 20 yıl sonraki geleceğini görebilmeli.”

Türkiye’nin en büyük problemi olarak öğretmen yetiştiren kurumların itibarsızlaştırılmasını gösteren Cemal Kurnaz’a göre ihtiyacımız şu: Cumhuriyet’i kuran, Kuvayı Milliye ruhuyla yurda yayılan adanmış öğretmenler gibi öğretmenler.

Aşka sevda gerek

Kitabın ismine ayrı bir yer ayırmayı görev bilirim.

Aşk denen şeye fazla değer atfeden biri değilim. Sevda kelimesinin önünde ise düğmemi iliklerim.

Çünkü, “Aşk, hedefe ulaştığı zaman biter. Sevda nefesin bitene kadar devam eder.”

Alıntıyı yaptığım şahsiyet, Beşiktaş’ın teknik direktörü Şenol Güneş’tir ve kendisi aynı zamanda bir öğretmendir.

Sanıyorum, değerli yazar da aynı fikirde olacak ki kitabının adını ‘Öğretmenlik Aşkı’ değil, ‘Öğretmenlik Sevdası’ koymuş.

Bize de bu tercihten dolayı hocaya teşekkür etmek kalmış.

Muhtemelen kitap daha çok öğretmen ve öğretmen adaylarının dikkatini çekecektir fakat her bir Türk aydınının yazılanlar içinden kendisine katacağı kıymetli değerlendirmelerin bulunduğu kanaatindeyim.

Demem o ki: Tavsiye benden, okuması sizden.

Yazıyı şuur kaybının panzehiri olan şiirle, Fatih Hazinedar’ın mısralarıyla bitireyim müsaadenizle:

“Bizim köyde de olsa

Kocaman bir deniz feneri

Dağ yolları karanlıktır

Aydınlatsın isterim

Her yeri

Ama

Kıskanmıyorum

Deniz feneri olan

Sahil köylerini

Öğretmenimin

Köyümüze geldiği

Günden beri”

Kaynakça

  • Ozevin, B. & Kaya, A. (2020). Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Öğretmen Kavramına İlişkin Metaforik Algıları.Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 22 (3), 691-707
  • Kurnaz, Cemal. Öğretmenlik Sevdası. Uzam Yayınları. Ankara: Uzam Yayınları, 2023.
Yazar

Doğukan Altıparmak

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar