Açık açık – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Milli Düşünce Merkezi’nden 10 Kasım Mesajı   • Panele Davet (İstanbul MDM Şubesi)

Açık açık

Ahmet Bican Ercilasun açık açık; bir ülkenin asayişinden, iç ve dış güvenliğinden, devlete ve millete yönelen her türlü tehditten önceden haberdar olmak ve daha başlamadan önlemekten, millet yapısının korunmasından, israf ve yolsuzluktan sadece ve sadece yönetimin sorumlu olduğunu yazıyor.

19 Mayıs 2019
Ahmet Bican Ercilasun
Açık açık
Bir ülkenin asayişi muhalefetten değil iktidardan sorulur.

Tane tane ve açık açık yazıyorum.

1. Bölücü terörün devam etmesinden ve hemen her gün şehit vermemizden sorumlu olan iktidardır. Bir ülkenin asayişi muhalefetten değil iktidardan sorulur. AKP 17 yıldır Türkiye’yi yönetmektedir; olan bitenden elbette yönetenler sorumludur. Bu sebeple, bir şehit cenazesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun sorumlu tutularak linç edilmeye çalışılması çok anlamsızdır.

2. 2016 yılındaki 15 Temmuz darbesi hiç şüphesiz Fethullahçı terör örgütünün işidir. Suçlu FETÖ’dür, fakat sorumlu iktidardır. Fethullahçılarla iş birliği yaptıkları ve onların her istediklerini verdikleri, AKP’nin ve hükümetinin en yetkili ağızları tarafından defalarca ikrar edilmiştir. On binlerce subayın fiilen katıldığı bir darbe teşebbüsünden iktidara bağlı istihbarat teşkilatlarının haberdar olmaması da izaha muhtaçtır.

3. İktidar ve muhalefet birbirlerini terör yandaşı olmakla suçlamaktadırlar. İki iddiada dikkatlerden kaçan önemli bir nokta vardır. İktidar ve onun ortağı, iddialarını, terör örgütleri ileri gelenlerinin söz ve davranışlarına dayandırmaktadır. Yani onların delili, HDP’li olan veya FETÖ’cü bilinen kimselerin muhalefete destek beyanlarıdır. Muhalefet ise iddiasını, terör örgütleri liderlerine değil, doğrudan doğruya iktidarın en yetkili isimlerinin beyanlarına ve yaptıklarına dayandırmaktadır. İktidar, “Bak HDP seni destekliyor.” diyor. Muhalefet ise “Siz çözüm sürecinde teröristlerle görüşüp anlaştınız; onlara dokunmadınız, dokundurtmadınız.” diyor. Mantık şudur: Kanun dışı bir örgütün bir gruba destek verdiğini iddia etmesi, hatta destek vermesi, o grubu belki şüpheli yapabilir ama suçlu yapmaz. Ancak bir grubun, kanun dışı bir örgütle iş birliği yapması ve bunu sözleriyle de belirtmesi o grubu kesinlikle suçlu yapar.

4. Dış politikadaki olumsuzlukların da sorumlusu hiç şüphesiz iktidardır. Suriye politikası doğru olsaydı bu kadar şehit vermezdik. Şehitler verdiğimiz gibi olumlu hiçbir sonuç da almadık. Türk toprağı boşaltıldı ve Süleyman Şah türbesi taşındı. Güney sınırlarımızda YPG/PKK kuşağı oluşturuldu.

5. Suriye politikasının en vahim sonucu sığınmacılardır. Beş milyona yakın Suriyeli ülkemize doldu; işimize, ekmeğimize ortak oldu. Türkiye’nin ahlaki, medeni ve demografik yapısı onlar yüzünden bozuldu.

6. İç ve dış olaylardan yabancı ülkeler suçlu ve sorumlu tutulabilir. Ancak suçluluk ve sorumluluk bağırıp çağırmakla, ilgili ülkelere veya yöneticilerine saydırmakla giderilemez. Suç ve sorumluluk fiilî yaptırımlarla giderilebilir. Fiilî yaptırım olmadan bağırıp çağırmak, muhataplar tarafından bağırıp çağıranların sözlerinin hiçbir değeri olmadığı şeklinde algılanır; bu da Türkiye’nin itibarını zedeler.

7. Ülkenin ekonomik durumunun sorumlusu da iktidardır. “Üst akıl, dış güçler” gibi suçlamalarla hiç kimse sorumluluğu üstünden atamaz. “Üst akıl, dış güçler” ülke ekonomisini bozuyorsa bunu önlemesi gereken de yine iktidardır. Ekonominin bozulmasında devlet imkânlarının oraya buraya çarçur edilmesinin, israfın ve yolsuzlukların da önemli payı vardır.

8. Milyonlarca insanın açlık sınırına dayandığı bir ülkede yöneticilerin sarayları, uçakları göze batar. “Devletin itibarından tasarruf olmaz.” sözü insanları tatmin etmez. Binlerce odalık bir saraydan sonra ikinci, üçüncü saraylar, yoksul vatandaşta ister istemez infiale sebep olur. Uçak ve saray gösterişi içinde olan bir insanın “tevazu” söylemleri, “hizmetkârlık” söylemleri , “Bizimle alay mı ediliyor?” algısına yol açar.

9. Zorbalık ve şiddet sonunda yapana, yaptırana döner. Sosyal ve siyasi hayatta şiddet asla müsamaha ile karşılanamaz ve cezasız bırakılamaz. Gazetemiz yazarı Yavuz Selim Demirağ’ın muhalefet ediyor diye sokak ortasında öldüresiye dövülmesi, Türkiye için utanç vericidir. Yakalanan suçluların serbest bırakılması daha da utanç vericidir. Suçluları serbest bırakmak, arkadan gelecek başka suçları teşvik anlamına gelir. Bir ülkenin yönetimi, suçu teşvik eden bir konuma düşürülemez.

Çok daha önemlisi şudur: Şiddet ve zorbalıkla insanlar korkutulamaz. İşte Yavuz Selim “Korkmuyorum.” demiştir. Korkmayan insanlardan korkulur.

* * *

Not: Bugün 19 Mayıs. Türk İstiklal Mücadelesi’ne ve Cumhuriyet’e giden yolun ilk adımı, yüz yıl önce bugün atıldı. Atatürk ve arkadaşlarına, şehitlerimize ve gazilerimize şükran borçluyuz. Onlar sayesinde varız. Sonsuza dek sürecek 19 Mayıs’lara!…

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları