Bardağın hep mi dolu tarafı?

İş vardır, ‘sizlik’ iş beğenmeyen gençlerin eseridir. Hatta işlerin açık ve var olduğunun kanıtı; Allah korusun (!) ülkeden ayrılırlarsa ayakta tuttukları sanayinin çökeceği, sözde sığınmacılardır.


Olumsuz bir durumla karşılaştığımızda tekrar eder dururuz: “Bardağın bir de dolu tarafından bakalım.”

Bu bakış açısı her ne kadar güzel görünse ve umut tomurcukları saçsa da etrafa, gereğinden fazla iyimserlik; kişileri, toplumları, hükümet edenleri tembelleştirir, eylemsizliğe iter.

Umut katsayısı; mevcut şartlarda, olabilecek en yüksek seviyede olan biri olarak çoğu durumun tozpembe gözlüklerle görülmesi, belki de bilerek görülmek istenmesi hiç de iyiye işaret değildir, görüşündeyim.

Birkaç ‘tozpembe gözlük’ hâdisesi

Sözcü’den Çiğdem Toker, özelleştirme furyasından nasibini alan Mersin Uluslararası Limanı’nın işleticisi şirketin genel müdürü ile söyleşi yapmaktadır. Söyleşinin konusu, son aylardaki uyuşturucu operasyonlarıdır.

Gazeteci sorar, “Türkiye’de birçok liman varken neden uyuşturucu yakalamaları en çok Mersin Limanı’nda?”

Cevap şaşırtmaz: “Konteynerlarda kokain yakalanması, kontrollerin etkili olduğunu gösterir. Eğer kontroller zayıf olsaydı, böyle bir sorunun varlığını duyamazdınız.”

Bardağın dolu tarafı, ‘sorunun varlığını duymak’tır.

Bardağın soru tarafı ise şudur: ‘Ülkemizin limanları uyuşturucu ticaretinde neden geçiş noktası olmuştur?’, ‘Bu durumu engellemek için gerekli tedbirler alınmakta ve yaptırımlar uygulanmakta mıdır?’

Pandeminin ilk aylarında imkânı el veren öğrenciler EBA’ya erişemezler. Bu durum hakkında -yeni bakan hâlen görevdeyse- ‘bir’ önceki Millî Eğitim Bakanı’ndan görüş alınır: “Bu; aslında bir taraftan bizim için olumlu bir haber, çünkü inanılmaz bir talep var.”

Bardağın boş olmayan tarafı, inanılmaz bir talebin olmasıdır.

İşin hoş olmayan tarafı, teknik yetersizlikler ve altyapı eksikliğidir.

Gündemde, bir ara ağızlardan düşmeyen ‘beka’ kavramıyla doğrudan ilişkili mülteci, daha doğrusu sözde sığınmacı tartışması vardır. Ülkenin tek ve en yetkili kişisi çıkar, şöyle der: “Zayıf ülke olmadığımız için 4 milyon göçmen korumamız altında. Türkiye; alırken mevcut imkânlarıyla alıyor, finansmanı iyi yönettiği için bunu başarıyor.”

Bardağın dolu tarafı, “Belki güçlü değiliz ama zayıf da değiliz. (!)” mesajıdır.

En yetkili ağız söylediğine göre bardağın boş tarafı zaten yoktur.

Ana muhalefet lideri ‘faturalara zam yapılmaması ve halka destek verilmesi’ çağrısı yapar. Çağrıya yanıt Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’ndan gelir: “1 Mart 2019’dan beri ayda 2,1 milyon ihtiyaç sahibi haneye 68-137 TL arasında Elektrik Tüketim Desteği veriyoruz.”

Bardağın boş olmayan tarafı, 2 milyon hanenin –yaklaşık 8 milyon kişinin- elektrik faturası derdi yoktur.

Bardağın loş olan tarafı, 8 milyon kişi elektrik faturasını kendi imkânlarıyla ödeyememektedir.

Su götürmez bir gerçek olarak ‘işsizlik’ iş bulabilmek için alıp başını gitmiştir.

İstatistik kurumunun bile artık inkâr etmekte zorlandığı duruma iyimser tayfa şöyle bakmaktadır: İş vardır, ‘sizlik’ iş beğenmeyen gençlerin eseridir. Hatta işlerin açık ve var olduğunun kanıtı; Allah korusun (!) ülkeden ayrılırlarsa ayakta tuttukları sanayinin çökeceği, sözde sığınmacılardır.

İleriye attıkları adımları dışında -başta kafaları olmak üzere- her şeyi geri olan Taliban, Afganistan’da gücü ele geçirir.

Bardağın dolu tarafı hazırdır: Emperyalizm kaybetmiştir. Bunun yanında; kadın haklarının, demokrasinin, çağdaşlığın kıymeti harbiyesi bulunmaz.

Burada da bardağın boş tarafı yoktur. Taliban, bardak kullanmayı yasaklamıştır. (!)

Geçiş garantili otoyollar, uçuş garantili havaalanları, hasta garantili hastaneler inşa edilir. İyimserlik zirvededir: Milletin cebinden bir kuruş çıkmamaktadır.

Kötümser olmamız gereken durum ise apaçık ortadadır: Garanti; geçiş, uçuş, yatış üzerinedir. Geçecek, uçacak, yatacak olan bizizdir.

İşin daha kötüsü; geçmesek de uçmasak da yatmasak da o köy bizim köyümüzdür.

Her şeyin fazlası zarar

Örnekler çoğaltılabilir. Sinir ve stres düzeyi daha da artırılabilir.

Gerçek olan şudur: Fazla iyimserlik, bardağın dolu tarafındancılık; kişi bazında da, toplum ekseninde de, devlet katında da zararlıdır.

Bardağın dolu tarafını elbette görelim ama ‘Bardağın geri kalanı neden boş?’ sorusunu sormayı da ihmâl etmeyelim.

Ancak bu şekilde sorunların kök sebebine inebilir ve gerçekçi, uygulanabilir çözümler üretebiliriz.

Kabul edersiniz ki; hasta olduğuna inanmayan kimseyi tedavi edemez, eksik olduğunu düşünmeyen kişiyi tamamlayamaz, elindeki bardağın boş tarafını görmeyen birine sürahiyi uzatamazsınız.

Şarkı içerisinde başka bağlamda kullanılmış olsa da, söz yazarı Ersay Üner’e ait şu mısralarla bitireyim:

“Tozpembe hayaller vardı

Pembesi gitti tozu kaldı”

Hayata tozpembe gözlüklerle bakanlar, pembe gittiğinde tozla göz göze kalırlar.

 

Yazar

Doğukan Altıparmak

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.