Eşit miyiz gerçekten?

Bir zamanların en popüler siyasi malzemelerinden biri başörtüsüydü. Eskisi kadar olmasa da yine siyasilerin, sıkıldıkça, mal bulmuş mağribi gibi sarıldıkları malzemelerden. Halkımızın bir kısmının da yumuşak karınlarından biri. Son günlerde yine ısıtılıp önümüze kondu.


Paylaşın:

Bir zamanların en popüler siyasi malzemelerinden biri başörtüsüydü. Eskisi kadar olmasa da yine siyasilerin, sıkıldıkça, mal bulmuş mağribi gibi sarıldıkları malzemelerden. Halkımızın bir kısmının da yumuşak karınlarından biri. Son günlerde yine ısıtılıp önümüze kondu. Hem de muhalefet lideri tarafından. Bir de seçim arifesinde. İktidar partisinin, bu tür dalaşmalardan her zaman kazançlı çıktığını düşünürsek sanki konu özellikle gündeme getirilmiş hissi doğuyor. Yani muhalefet iktidar olmayı değil ebediyen muhalefette kalmayı istiyor gibi geliyor insana. Nitekim Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan cevaben yaptığı bir açıklamada “…Bu pek pas vermekten de anlamaz ama farkında olmadan bize bir pas verdi. Bizim de golü atmamız lazım. Bilmiyor benim ömrümün santraforlukla geçtiğini.” ifadelerini kullanıyor. Yine bu söz düelloları sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan “… (Başörtülü) hâkimimiz, savcımız, polisimiz, valimiz var…”dedi.

Başörtülü hâkim, savcı, polis çok sayıda vardır belki ama vali tek. Zaten 81 ilde sadece 3 tane kadın vali var. Onların birisi de Türkiye’nin ilk ve şu anda tek başörtülü valisi. Sürekli eşitlik ve kadına yönelik pozitif ayrımcılıktan da bahsettikleri halde 3/ 81 kadın vali sayısı, oldukça az, o da ayrı konu. Gerçi kadın yönetici sayısının azlığı, sadece mülki idare amirleri için geçerli değil. Ülkemizdeki dernekler, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri vb. kuruluşların yönetim kademelerinde de kadın sayısı epeyce düşük. Erkek egemen bir topluma evrilip kadınları evlere kapattıktan sonra, Cumhuriyet ile birlikte, kadınların tekrar söz sahibi olması tam hazmedilememiş ki yönetim kadrolarında kendilerine pek yer verilmiyor. Vermek istenmiyor. Ama dostlar alış verişte görsün tarzı tutturulmuş bir “kadın kolları”, “ kadın komisyonu”. Yani diyorlar ki “Bizim işimize çok karışmayın da az ötede oyalanın; çok uzakta da durmayın lazım olunca hemen ulaşalım; arada bir, biz size bir şeyler sorunca konuşursunuz.”.

Kadından yönetici olur muymuş?

Erkek egemen toplum dedik ya. Kadın bir yönetici ile muhatap olunca genelde erkeklerde bir afallama oluyor. Ne yapacaklarını, nasıl konuşacaklarını şaşırıyorlar. Bazıları sürekli açık arıyor. Yukarıda valilerden ve ilk başörtülü validen bahsetmiştik. Atanma haberi ardından bir kısım insanımız, eğitimi ve kariyeri bu görev için yeterli mi diye bakmadan başörtüsüne takıldı. Kimisi “İşte bu! Başörtülüler de vali oluyor artık reisimiz sayesinde.” dedi. Kimi “Başörtülü vali olur mu yavv!” deyip hem kadın hem başörtülü oluşuna takıldı. Tabii vali olma şartları değiştiğinden, vali olmak için önceden istenen kıstaslar artık yok… Başka kıstaslara bakılıyor yani…

Vali hanım atandıktan sonra sosyal medyadan bir müddet takip ettim. Hayırlı olsuna gelenler, ziyaretler filan hem kendi hesabından hem de valilik hesabından paylaşılıyor. Paylaşımların altına da vatandaşlar kendi fikirlerince yorum yapıyor. Bir tane yorum çok dikkatimi çekti. Erkek bir takipçi vali hanıma uyarıda bulunmak mecburiyetinde hissetmiş kendini! Ziyaretlerde vali hanımın kadın erkek demeden tokalaşmasından, beyefendi çok rahatsız olmuş ki şöyle bir yorum yapmış: “Erkeklerle tokalaşmayın lütfen! Üzüyorsunuz Müslümanları. Sonra Allâh da sizi üzer. Allâh’ın emrini geçici makamlara değişmeyiniz.” (aynen bu şekilde yazılmış)

 

Önce bu şahsın “kıllık yapmak” için böyle bir yorum yazdığını düşündüm. Daha sonra profiline baktığımda yorumu ciddi olarak yazdığını anladım. Merak ettim, bu duyarlı vatandaşımız, erkek yöneticileri de “kadınların elini sıkmayın” diye uyarıyor mu acaba? Mesela o valiliğin web sayfasında bir önceki vali beyin ayrılışı da paylaşılmış ve kadın erkek karmakarışık bir kalabalık, uğurlamaya gelmiş. O da kadın erkek herkesle tokalaşmış; onunla da kalmamış bir de sarılmış. Yazık o valiye ki bu vatandaşımız onu uyarmamış; aynı yorumları oraya yapmamış.

 

Neden sürekli kadınlar uyarılıyor acaba? Kadının erkekle tokalaşması haram da erkeğin kadınla tokalaşması haram değil mi? İkisi aynı kapıya çıkmıyor mu? Yönetici olunca mı iş değişiyor?

Daha önce de şöyle bir şey duymuştum, bizzat olaya şahit olan bir arkadaşımdan: Küçük şehirlerde, seçim zamanı, adaylar kamu kurumlarını dolaşır, herkesin elini sıkar ve oy ister. Büyük şehirde rastlamadım hiç. Bu dolaşan adaylar iktidar partisinden olunca daha bir yukardan bakıp üstten üstten de konuşur. Yine böyle bir seçim zamanı, bir belediye başkan adayı uzattığı eli ziyaret ettiği kurum personeli kadın tarafından sıkılmadı diye üstü kapalı, tehditte bulunmuş. “Ben senin amirin olsam, seni burada tutmam.” mealinde.

Her ne kadar “Kadın erkek eşittir, bak işte vali bile oluyorlar.” dense de çoğu erkeğin bilinçaltında bu eşitliğin olmadığına inanıyorum. Görünüşte herkes eşitlikten yana ama içlerinde bunu hazmedememiş, kariyerce kendilerinden üstün kadın görmeye dayanamayan pek çok erkek olduğu kanaatindeyim. Belki bunda biz kadınların da payı vardır bilemiyorum.

Üzerimize yapışan Arap kültüründen tez zamanda kurtulup özümüze, Türklüğümüze dönmeyi ümit ediyorum. Bu vesileyle üzerinden birkaç gün geçmiş olsa da bütün kadınlarımızın Kadın Hakları Günü’nü kutluyorum.

 

 

 

Yazar

Umay Gökçe Lilith

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar