İHD/PKK İSTEDİ, AB DAYATTI, TÜRKİYE YAPTI 5

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan ve 1998’den beri 22 yıldır devam eden Türkiye raporlarının tamamıyla açıkça Türk Milletinin egemenliği, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü hedef alındığını yazdık.



[Yazıya devam etmeden önce, Salı sabahı sessizce aramızdan ayrılan ailemizin çok değerli büyüğü ağabeyim Mustafa Somuncuoğlu için bir görevimi yerine getirmek isterim. Yurdun her tarafından taziye mesajı gönderen ve kendisini övgüyle yad eden kadirbilir ülküdaşlarıma ve kardeşlerime yürekten teşekkür ederim. Cenâb-ı Hak hepsinden razı olsun.

Bir Türk milliyetçi olan ağabeyimin Kızılay Sakarya caddesindeki işyeri 1960’lardan 1970’lerin ortalarına kadar, İskender hocanın da yazdığı gibi asker-sivil her meslekten dava adamının uğrak yeriydi. Zira o tarihlerde böylesine müsait yer pek yoktu. Burada mutlaka buluşulur, saatlerce dertleşilir, memleketin hali konuşulurdu. Adeta bir üs yeri gibiydi. Mustafa ağabeyim de bu duruma millî bir hizmet olarak bakar, mutlu olurdu. Allah mekanını cennet eylesin.]

**

Yazıya devam edebilmemiz için hatırlatalım ki: Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan ve 1998’den beri 22 yıldır devam eden Türkiye raporlarında tamamen ve tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde Türk Milletinin egemenliği, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü hedef alındığını yazdık. Bu aşikâr, ama inanılması güç durumu ispat için, AB’nin müzakere tarihi veriyoruz edasıyla 17 Aralık 2004 İlerleme raporuyla dayattığı 80’den fazla talebin başlıklarını aynen koruyarak örnekleri ve kısa açıklamalarıyla paylaşmaya devam ediyoruz. https://www.ab.gov.tr/46224.html

**

  1. Genelkurmay Başkanı’nın Milli Savunma Bakanı’na bağlanması,

AB müktesebatına ve uluslararası hukuka aykırı bir taleptir. İçişleri devletlerin kutsalıdır, müdahale edilemez.

  1. Askerlerin politik, sosyal ve dış politikada açıklama, brifing veya demeç vermemeleri,

AB yetki alanı girmeyen, müktesebata aykırı bir konudur. AB, Türk devlet yapısını tanzim edemez. Herhalde ordumuzun tutumundan rahatsızlık oluşmuştur. Ordumuzun devletin bağımsızlığı ve ülkenin güvenliğinden uzaklaştırılması isteniyor. O halde ordular ne işe yarayacak?

  1. AİHM kararlarının gecikmeksizin uygulanması ve doğrudan geçerli olması,

AB’nin böyle bir yetkisi yoktur. AİHM kararlarının icrasının takip yetkisi, Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesine aittir. İlgili devletler gerektiğinde Komite ile müzakereler yaparak, AİHM kararı üzerinde bir uzlaşmaya varabilirler. Türkiye insan hakları konusunda devletin savunma sisteminin alt yapısını oluşturmadan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu’na bireysel başvuru hakkını 28 Ocak 1987’de, Avrupa İnsan Hakları Divanı’nın zorunlu yargı yetkisini ise, 22 Ocak 1990’da imzalayarak yürürlüğe koydu.

Buna rağmen 2004 yılında Abdullah Gül, Rum Loizidou’ye tazminatı ödersek, lehimize hoş bir durum olur dedi ve tazminat ödendi.  Hâlbuki Türkiye 1998’de yukarıdaki gerekçeyle AİHM’in bu kararına itiraz ederek ödemeyi durdurmuştu.

  1. AİHM’in yeniden yargılama kararlarında yargılamanın bağımsız başka bir mahkemede yapılması,

AB’nin yetki alanına girmemektedir; müktesebatına aykırıdır. Türkiye’de kimlerin hangi mahkemelerde yargılanacağı, Türk hukuk sisteminin konusudur. Yargılama hakkı egemenliğin bir parçasıdır.  Buna buna rağmen biz Devlet Güvenlik Mahkemesini lağvettik, yetkili kıldığımız ağır ceza mahkemesi ilk duruşmada Leyla Zana ve arkadaşlarını tahliye etti.

  1. Anadillerde bölgesel yayın ve eğitim yapılması,

AB müktesebatına aykırıdır; yetkisi yoktur. Devletin dili anayasada yazılı olandır. Hiçbir AB ülkesinde böyle bir uygulama yoktur. AB ülkelerinde de uygulama böyledir. Ama bizden,  anadilleri öğretme ve anadillerde eğitim istenmektedir..

  1. Gözaltı merkezlerinin bağımsız olarak denetlenmesi sisteminin kurulması,

AB yetkisine girmeyen ve müktesebata aykırı bir konu. Bütün demokratik hukuk devletlerinde olduğu gibi Türkiye’de de, yargılama öncesi yapılan ilk inceleme ve soruşturma gizlidir. Yargının bir parçası olan bu işlem, bağımsız ve tarafsız hukuk ilkesi açısından çok önemlidir. Bu işlemlerin denetlenmesi, hukuk kurallarına göre kendi sistemi içinde yapılmaktadır.

  1. Türkiye’nin her yerinde özellikle de uzak bölgelerinde faaliyet gösterebilecek yeterlilikte insan kaynağına sahip, geniş yetkileri haiz, istediği polis merkezini istediği an denetleme yetkisi olan, bağımsız özel bir insan hakları komiserinin otoritesi altında bağımsız bir teftiş mekanizması oluşturması,

AB’nin yetki alanına girmez, müktesebata aykırıdır. İlginçtir, benzer bir talebi Yunanistan Sevr’de istemiştir. Yunanistan’ın 27 maddeden oluşan listesindeki 11. maddesi şöyleydi: “Türkiye’de Milletler Cemiyeti’nden bir temsilcinin yerleşmesi, soy azınlıklarının haklarına ilişkin olay yerlerine giderek soruşturma yapması, aramalara girişebilmesi ve yerel makamların yardımlarından da emin bulunmaları.” Sevr heyeti bu isteği aşırı bularak reddetmiştir. Ama AB bizden bunu isteyebilmektedir. Demek ki AB Sevr peşinde…

Devam edecek.

———

https://www.ab.gov.tr/46224.html. Avrupa Komisyonu Tarafından Hazırlanan Türkiye Raporları

Yazar

Sadi Somuncuoğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.