İhd/pkk istedi, AB dayattı, Türkiye yaptı (6)

 Avrupa Parlamentosu 1987’de, yargı kararı olmadan, oylamayla, Ermeni yalanı “soykırımı” kabul etmemizi istedi. Oysa, 87 yıl önce, 1920’de uluslararası yargılama için İngiltere Kraliyet Başsavcısı görevlendirilmişti.


(AB Zirvesi 17Aralık 2004 Şartları)

– 6 –

31.Yunanistan’la Ege konusunda anlaşmaya varılması

Diğer maddelerde de yazdık, AB üye ve aday ülkelerin, dış politikalarına karışamaz. Nitekim Yunanistan 1981’de AB üyesi olurken “Ege konusunda Türkiye ile anlaş” denilmedi. AB’nin Türkiye karşıtlığını, bütün kararlarında görüyoruz. Avrupa Parlamentosu; “Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bir üye devleti olan Yunanistan’ın egemenlik haklarını teh­likeli bir biçimde ihlal etmesinden ve Ege’deki askeri gerginliğin artmasından ciddi biçimde kaygı duymak­tadır…” şeklinde gerçek dışı bir karar alabildi. Yunanistan, Lozan’a aykırı olarak adaları silahlandırdı, tek taraflı olarak karasularını 12 mile çıkardı. Ülkesindeki Müslüman Türk vakıflarının seçilmiş mütevelli heyetleri yerine memurlarını atadı, azınlığın haklarını gasp ederek gerginliği had safhaya çıkardı. Türk’üm diyeni, AİHM kararına rağmen, cezalandırdı. Camilere ve mezarlıklara el koydu, Selanik ve Atina’da Cuma namazı kılacak cami bırakmadı.

AB, antlaşmalara, insan haklarına ve AB müktesebatına aykırı bu uygulamaları seyretti. Sadece Türkiye’ye  “Yunanistan’la Ege konusunda anlaşmaya varılması” talebi, aslında bu diplomasi diliyle, Yunanistan’ın şartlarında anlaş demektir.

  1. Ermenistan sınır kapısının açılması, soykırımın tanınması

AB’nin yetkisi ve haddini aşan taleplerinden biri de budur. Ermeni çeteleri 1780’den itibaren, Doğu Anadolu ve Kafkasya’da, Ermeni devleti kurma amacıyla 30’dan fazla silahlı isyan çıkardı. TaşnakArmenakanHınçak terör örgütlerinin ülkemizde ve Azerbaycan’da çıkardıkları sayısız katliam ve soykırımlar sonucunda 2,5 milyon insan hayatını kaybetti. 14 Kasım 1922 tarihli New York Times gazetesi, I. Dünya Savaşı’nda 200.000 Ermeni’nin İtilaf Devletleri ordularında savaştığını yazdı.1920 Gümrü, Moskova ve Kars anlaşmalarıyla barış yaptık, sınırları belirledik. 1920’de Sevr ve 1923’de Lozan’a gittiler, kendilerini kullanan ve mahveden devletlerden de bir sonuç alamadılar. ASALA terör örgütü, 50 yıl sonra, batı ülkelerinde 45’den fazla masum büyükelçi ve elçilik mensubumuzu (1973-1986) katletti. Dört sene sonra 1992’de, Ermenistan ve Karabağ Ermenileri, Rus motorize alayını desteğiyle, bir gece baskınında binlerce masum sivili hunharca öldürdü. Hocalı kentinde barbarca soykırım yaptı. Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal etti. İşgal, BM kararına rağmen 26 yıl sürdü. Azerbaycan ordusu 2020’de Ermenistan güçlerini yendi, işgali kaldırdı.

 Avrupa Parlamentosu 1987’de, yargı kararı olmadan, oylamayla, Ermeni yalanı “soykırımı” kabul etmemizi istedi. Oysa, 87 yıl önce, 1920’de uluslararası yargılama için İngiltere Kraliyet Başsavcısı görevlendirilmişti. İlgili ülke arşivlerini iki yıl boyunca araştıran savcı, “dava açmak için delil bulamadım” dedi, iddianame yazamadı, dosyayı kapattı. Daha sonra da AİHM, Fransa ve İsviçre’nin “soykırım yok” demeyi suç sayan kanununu hukuka aykırı görerek iptal etti. Şu anda, sınırlar kapalı olduğu halde, iş için gelen ülkemize gelebilen 150 bin Ermeni rahatça çalışabiliyor. Ermenistan’da bir Türk yaşayamadığı halde.

Bütün bunlara rağmen AB “sınırı açmamızı ve soykırım” iftirasını tanımamızı, Ermenistan ise, 3 T adını verdiği, toprak, tazminat ve tanınma talep edebiliyor. Herhalde, kendileri için geçerli, başkaları için çıkarına göre ayarlanan batı değerleri bunlar olmasa gerek.

  1. AB’nin, Türkiye’nin komşularıyla ikili ilişkilerine müdahil olması

 AB, ülkelerin dış politikalarına karışamaz. Çünkü özellik egemenliğin ayrılmaz bir parçasıdır, bölüşülemez, devredilemez ve asla vazgeçilemez. Ne var ki sömürge ve savaş kaybetmiş bir olmasın. Komşulardan kastın, ilk planda, Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, Ermenistan’dır. Yani, Türkiye’ye karşı düşmanca siyaset güden, AB’nin güdümündeki ülkeler. Bu durum yetmiyor olmalı ki, AB utanmadan adı geçen ülkelere karşı siyasetimizi resmen ve alenen belirlenme yetkisi istiyor. İşler nereye varmış da Türk milletinin haberi yok. İkinci planda, İsrail, Mısır, Suudi Arabistan, Libya, Rusya, Bulgaristan, Gürcistan, İran, Irak ve Suriye olabilir. Böylesine hak-hukuk tanımayan haydutça saldırılar zamanında cevabını almazsa, 1000 yıllık haçlı zihniyeti hortlayıveriyor. Geç de olsa, AB’ye haddi bildirilmelidir.

  1. Türkiye’nin Orta Asya’nın Türki dillerinin konuşulduğu bölgeleri arasında siyasi ve kültürel bağlarının bölgedeki ülkelerle olan ilişkilerde gerilimi tetiklememesi 
  2. Irak ve Kafkaslar başta, yakın coğrafyası, insan hakları ve güvenlik çıkarlarını ilgilendiren konularda kendi ulusal tutumunda ısrarlı, AB tutumlarına katılmakta mütereddit olan Türkiye’nin, AB’nin dış politikasıyla birkaç yıl içinde ikna edici bir uyum göstermesi

Görüldüğü gibi bu beş maddedeki (31, 32, 33, 34 ve 35) talepler, mahiyeti hemen hemen aynıdır. 34 ve 35. Maddelerdeki Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerimizin iyileştirilmesinden, rahatsız olabilecek bölge ülkeleri herhalde, en başta Rusya, Ermenistan, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi gelebilir. Arkasından İran ve İsrail denebilir. Esasen, Türkiye, bu ülkeler rahatsız olacak diye kendi hak ve menfaatlerinden niçin vaz geçecektir? Öte yandan AB, üyelik müzakerelerine başlamış Türkiye’nin soydaş veya diğer ülkelerle arasının iyi olmasından neden rahatsız oluyor? Bunu, Türk karşıtlığı ile izah edebiliriz.

 

Sadi Somuncuoğlu
Yazar

Sadi Somuncuoğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.