Yükleniyor...

Değerlendirme – (Medeniyet Projesi!)
Soralım: Emperyalist AB, bir kuşun atmadan AB, batı değerlerinden olan, insan haklarını, özgürlükleri, demokrasiyi ve hukuk devletini temsil ettiğini iddia ederken, sıra Türkiye’ye gelince neden bu değerleri yok sayıyor? Haçlı hedefi belliyse bu soru zaittir.
Sonuçta: AB biryandan terör örgütü PKK, öbür yandan uyum yasalarıyla İHD/PKK, güvenlik duvarlarımız aşılarak ülkemiz içeriden ve dışarıdan kuşatılmıştır. Amaç; 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 2023’de çok ortaklı Federal rejimle tasfiye edilmesi değilse ne olabilir? Kervan yürüdü; işbirlikçi İHD kitabındaki Türkiye projesinin ne olduğu, hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortadayken; hâlâ tam anlaşılmış değildir. Açıktır ki, bu proje; Türk vatanını bölmek, Türk milletinin birliğini bozmak ve Türk devletini yıkmayı hedefliyordu.
Emperyalizmin temsilcisi Verheugen övünerek demiyor muydu? “Bu da bizim rejim değiştirme şeklimiz. Bir kurşun bile atmıyoruz”
Son sözü Gül söyledi:17 Aralık 2004 zirvesinde dönem başkanı olan Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Bernard Bot zirveden birkaç gün önce aynen şöyle konuşuyordu:
“Kırmızı çizgiler olmaz. Planları biz söyleriz, Türkiye buna ya evet ya hayır der.”
Ve Zirve günü Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ne mi diyordu? Şunu: “Değişen dünya şartlarında ülkelerin kırmızı çizgileri olamaz.
AB projesi için, Kara Harp Akademisi’nde Harp Tarihi, Askeri Coğrafya ve Jeopolitik öğretim üyeliği yapan E. Korgeneral Suat İlhan’ın uyarıları şöyleydi: “Sonuçta ulus devletin yok edilerek Türkiye’nin eyaletleşmesi; Kıbrıs ve Egeden uzaklaştırılması; İstanbul’da Ortodoks din devletinin kurulması; Türkiye’nin çok kimlikli ve federatif bir yapıya dönüştürülmesi ve Türkiye’nin üzerine Bizans’ın kurulmasını amaçladığı, gün gün aydınlanıyor.”
Bu gerçekleri bir türlü göremiyoruz veya görmek istemiyoruz. Tamam da; 1990’da soğuk savaş sonrasında her şeyin değiştiğini de anlayamadık; ideolojik tutkularla kendimizi aldatmaya veya iç politika mülâhazalarıyla ve AB lobisinin baskılarıyla gündelik hesaplara hapsolduk; kimliğimizi ve irademizi kaybettik.
Şimdi ne olacak? Önce bir tespit yapmalıyız; Türkiye-AB ilişkileri, sebepler ne olursa olsun sürdürülmesi imkânsız hale gelmiştir. Çünkü, ciddi şekilde “beka” meselesi söz konusudur. O halde, bu tuzaktan nasıl kurtulabiliriz sorusunu cevaplamalıyız.
Kervan yürüdü; işbirlikçi İHD kitabındaki AB’nin Türkiye projesinin ne olduğu, hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortadayken; bizde hâlâ tam anlaşılmış değildir.
Devamı var. Çıkış yolu.
***
Büyük kaybımız, hepimizin hocası, eşsiz dava adamı, ağabeyimiz Galip Erdem’in 24’ün ölüm yıl dönümünde kendine Allah’tan rahmet diliyorum. Gönül bağımız o gün günden beri hiç eksilmeden devam ediyor. Nur içinde yatsın. Afşar Çelik’in onun kaybı üzerine yazdığı ağıt Milli Düşünce Merkezinin internet sitesinden okunabilir..
MDM Genel Başkan Yardımcısı Müfit Öner İstiklal Marşı 100. Yıl özel sunumunu için yıllarca çalıştı. Kırım Haber Ajansı’nın (QHA) katkılarıyla hazırlanan bu güzel sunumu görebilirsiniz. Müfit Öner 0537 693 43 00 https://youtu.be/rxW0xq-wLI8 .
2 Yorum