İhd/pkk istedi, AB dayattı, Türkiye yaptı

Kopenhag Siyasi Kriterleri ve (Türkiye Mevzuat Taraması) kitabı...


-8-

Değerlendirme – (Medeniyet Projesi!)

Yazının konusu kitaba göre;

  1.  Türkiye’nin AB’ye uyumu için 1998’den beri İlerleme Raporlarıyla dayatılan kriterlerin tamamı, PKK’nın yan kuruluşu İnsan Hakları Derneği (İHD)’nin hazırladığı yukarıda adı geçen kitaptan alınmıştır. (20.02.2021 tarihli 2. yazıya bakınız)
  2. Kitap, 17 Temmuz 2000’de AB Komiseri Verheugen’e, Ankara’da verildiği halde, nasıl oluyor da 1998’deki AB kriterlerini kapsıyor? Bunun anlamı “kumpas” olabilir mi?
  3. AB, bir yandan Türkiye’ye müzakere tarihi vererek oyalayıp aldatırken, öbür yandan ülkemizi 36 yıldır bölmeye çalışan ve 50 bin vatandaşımızı katleden terör örgütü PKK ile işbirliği yapabiliyor? AB, neden kanun kaçağı PKK’lıların cenneti oluyor ve bölücü eylemlerini destekliyor?
  4. Bilindiği gibi, 10 Aralık 1999 Helsinki Zirvesi’nde AB Konseyi bize “aday ülke” statüsü havucuyla aldatarak Rumları hiçbir hukuk kuralı tanımadan AB üyesi yaptı.
  5. Verheugen Ocak 2007’de TÜSİAD tarafından, “Boğaziçi Dış Politika Ödülüne” lâyık görüldü. Ödülü Başbakan Erdoğan verdi. Bu törenden 3 ay önce Verheugen bir Alman Gazetesi’ne verdiği demeçte ise Türkiye’yle ilgili olarak, Bu da bizim rejim değiştirme şeklimiz. Bir kurşun bile atmıyoruz demişti.
  6. Eylül 2004’e dönelim. İktidar TCK’da değişiklik yaparak, zinanın suç sayılmasını kararlaştırmıştı. Başbakanı Erdoğan, Kimse bizim içişlerimize karışmasın. AB olmazsa olmaz değildir diye tepki gösterdi. Ama, AB, Ya zina, ya ben” resti çekince sorun çözüldü (!)

Soralım: Emperyalist AB, bir kuşun atmadan AB, batı değerlerinden olan, insan haklarını, özgürlükleri, demokrasiyi ve hukuk devletini temsil ettiğini iddia ederken, sıra Türkiye’ye gelince neden bu değerleri yok sayıyor? Haçlı hedefi belliyse bu soru zaittir.

Sonuçta: AB biryandan terör örgütü PKK, öbür yandan uyum yasalarıyla İHD/PKK, güvenlik duvarlarımız aşılarak ülkemiz içeriden ve dışarıdan kuşatılmıştır. Amaç; 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 2023’de çok ortaklı Federal rejimle tasfiye edilmesi değilse ne olabilir? Kervan yürüdü; işbirlikçi İHD kitabındaki Türkiye projesinin ne olduğu, hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortadayken; hâlâ tam anlaşılmış değildir. Açıktır ki, bu proje; Türk vatanını bölmek, Türk milletinin birliğini bozmak ve Türk devletini yıkmayı hedefliyordu.

Emperyalizmin temsilcisi Verheugen övünerek demiyor muydu? “Bu da bizim rejim değiştirme şeklimiz. Bir kurşun bile atmıyoruz”

Son sözü Gül söyledi:17 Aralık 2004 zirvesinde dönem başkanı olan Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Bernard Bot zirveden birkaç gün önce aynen şöyle konuşuyordu:

“Kırmızı çizgiler olmaz. Planları biz söyleriz, Türkiye buna ya evet ya hayır der.”

Ve Zirve günü Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ne mi diyordu? Şunu: “Değişen dünya şartlarında ülkelerin kırmızı çizgileri olamaz.

AB projesi için, Kara Harp Akademisi’nde Harp Tarihi, Askeri Coğrafya ve Jeopolitik öğretim üyeliği yapan E. Korgeneral Suat İlhan’ın uyarıları şöyleydi: “Sonuçta ulus devletin yok edilerek Türkiye’nin eyaletleşmesi; Kıbrıs ve Egeden uzaklaştırılması; İstanbul’da Ortodoks din devletinin kurulması; Türkiye’nin çok kimlikli ve federatif bir yapıya dönüştürülmesi ve Türkiye’nin üzerine Bizans’ın kurulmasını amaçladığı, gün gün aydınlanıyor.”

Bu gerçekleri bir türlü göremiyoruz veya görmek istemiyoruz. Tamam da; 1990’da soğuk savaş sonrasında her şeyin değiştiğini de anlayamadık; ideolojik tutkularla kendimizi aldatmaya veya iç politika mülâhazalarıyla ve AB lobisinin baskılarıyla gündelik hesaplara hapsolduk; kimliğimizi ve irademizi kaybettik.

Şimdi ne olacak? Önce bir tespit yapmalıyız; Türkiye-AB ilişkileri, sebepler ne olursa olsun sürdürülmesi imkânsız hale gelmiştir. Çünkü, ciddi şekilde “beka” meselesi söz konusudur. O halde, bu tuzaktan nasıl kurtulabiliriz sorusunu cevaplamalıyız.

17 Aralık 2004 Zirvesinden…

Kervan yürüdü; işbirlikçi İHD kitabındaki AB’nin Türkiye projesinin ne olduğu, hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortadayken; bizde hâlâ tam anlaşılmış değildir.

Devamı var. Çıkış yolu.

***

Büyük kaybımız, hepimizin hocası, eşsiz dava adamı, ağabeyimiz Galip Erdem’in 24’ün ölüm yıl dönümünde kendine Allah’tan rahmet diliyorum. Gönül bağımız o gün günden beri hiç eksilmeden devam ediyor. Nur içinde yatsın. Afşar Çelik’in onun kaybı üzerine yazdığı ağıt Milli Düşünce Merkezinin internet sitesinden okunabilir..

MDM Genel Başkan Yardımcısı Müfit Öner İstiklal Marşı 100. Yıl özel sunumunu için yıllarca çalıştı. Kırım Haber Ajansı’nın (QHA) katkılarıyla hazırlanan bu güzel sunumu görebilirsiniz. Müfit Öner 0537 693 43 00 https://youtu.be/rxW0xq-wLI8 bit.ly/3t1mfHE .

Sadi Somuncuoğlu
Yazar

Sadi Somuncuoğlu

2 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.