Kalem Mücadelesinde Yeni Eserler – 2 – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Vefatının 7. Yılında Prof. Dr. Turan Yazgan Anılıyor   • Halil Açıkgöz vefat etti

Kalem Mücadelesinde Yeni Eserler – 2

Sadi Somuncuoğlu üç kitabı ele aldığı yazı serisinde, bu hafta ikinci eser olarak Rahim Cavadbeyli’nin “İran’ın Jeopolitiği” kitabı hakkında değerlendirmelerde bulunuyor. İran’ı öğrenmek, onu bilmek milli bir meseledir.

22 Kasım 2019
Sadi Somuncuoğlu
İran’ı, çarpıtılmış bilgilerle Sasaniler üzerinden Pers yapan görüş; 1500 yıllık İslâmî dönemde de, esas itibarıyla Türklerin yaşadığı ve egemen olduğu gerçeğini yok sayarak Pers demeyi sürdürmektedir.

İkincisi, İran Türklerinden Rahim Cavadbeyli’nin “İran’ın Jeopolitiği” kitabı. Cavadbeyli, “Ben daim yüce hayallerim uğruna karşılıksız yürüdüm. Hayallerimi kullanıp, yüksek yerlerden sesimi duyurmaya değil, ruhen milletimin yanında olarak olduğum yerde, ayaklarımı yere basarak sesimi yükseklere duyurmaya çalışan insanlardan oldum” ifadesiyle kendini ve misyonunu takdim etmektedir.

Cavatbeyli’ye göre; “İran arazi itibarı ile Türk ve İslâm dünyasının kalpgâhı konumundadır… İran diye tanınmakta olan ülkemiz, bütün dünyada, kimlik itibarıyla Pers olarak tanımlanmaktadır.”  Yani, coğrafyada asırlardır Persler yaşıyor ve Perslere ait, ama sonuçta ülkenin adı İran oluveriyor (!) Bu çelişkiye dikkat çeken yazar “İran gerçek anlamda Pers mi? Pers denilen kimlik nasıl bir kimliktir? Maddi ve manevi dayanakları nelerdir? Diye soruyor ve “Hint – Avrupa kökenli kavimler ve Ari ırk ile ilgili teoriye” işaret ederek cevabını şöyle veriyor: 1780’lerden itibaren Sir William Jones tarafından ileri sürülmüş, oryantalistlerce devam ettirilmiş ve 1925’de modern ulus-devlet anlayışı olarak İran’a tahmil edilmiştir. Başka bir ifade ile 18 ve 19. yüzyılda Avrasya Türk egemenliklerine karşı siyasi amaçlar doğrultusunda oryantalistler tarafından esasen ‘Şâhnâme’ üzerinden İran-Turan deyimiyle Ari ırk ve Turani ırk diye tasnife gidilerek İran, Türk Dünyasının dışına itiliyor.”

İran’ı, çarpıtılmış bilgilerle Sasaniler üzerinden Pers yapan görüş; 1500 yıllık İslâmî dönemde de, esas itibarıyla Türklerin yaşadığı ve egemen olduğu gerçeğini yok sayarak Pers demeyi sürdürmektedir.

Bölgenin hakimleri

Cavatbeyli, Samaniler konusunda da karşımıza aynı “dayatılmış tarih anlayışının” çıktığına dikkat çekerek, kısa açıklamalarda bulunuyor. Türk egemenliği ile Türk kültür ve kimliğine karşı geliştirilen teorilere toptan ve kalıcı bir cevap olacağı düşüncesiyle bölgenin hâkimi Türk devletlerine dair özet bilgiler veriyor. Kitaptan takip edelim:

1)Hazar İmparatorluğu (M.468 – 1048)

2) Gazneli Devleti (963-1183)

3) (Büyük) Selçuklu Devleti (1037-1194) Kirman Selçukluları (1187), Şam-Halep Selçukluları (1117), Anadolu Selçukluları (1075-1308), Irak-Horasan Selçukluları (1092-1194),

4) Harzemşahlılar Devleti (1091-1231)

5) Türk Moğol İmparatorluğu ve İlhanlı Devleti (1256-1335)

6) Büyük Timurlular İmparatorluğu (1370-1507)

7) Karakoyunlu Devleti (1380-1469)

8) Akkoyunlu Devleti (1378-1501)

9) Safevî Devleti (1501-1722)

10) Avşar Devleti (1736-1802)

11) Zendiye Hükümeti (1750-1794)

12) Gacar Devleti (1794-1925)

Kitaptan alınan yukardaki bilgilere göre; İran ve bölgede Türk devletlerinin 1457 (468-1925) yıl egemen oldukları görülmektedir. Buna karşılık İngiltere’nin Afganistan üzerinden düzenlediği darbeyle, 1925 1979 arasında Pehlevi hükümetinin 54 yıl, günümüze kadar da İran İslâm Cumhuriyetinin 40 yıl hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır.

Ayrıca İran’ın il il nüfus yapısı ve etnik dağılımına dair 2011 istatistiklerine dayalı bilgiler verilmektedir. Buna göre 75.149.669 olan İran nüfusunun yüzde 51.47’sinin (38.680.000) Türk olduğu görülmektedir.

Kitapta “Fars Dili ve İran’ın Gerçek Kimliği”, “İran-Turan Meselesi ve Türklük”, “İran’da Siyasi Türklüğün Yeniden Doğuşu”,  “İran Türklerini Temsilen İran Türk Hareketinin Temel Amacı Ne olmalıdır?” başlıkları altında çok daha önemli konular tartışılmaktadır. Haçlı emperyalizmin stratejisi ve tarih asırlarında yaşanan olumsuzluklar sebebiyle yeterli bilgiye sahip olmadığımız açıktır. İran’ı tanımanın millî bir mesele olduğu ortadadır. İlgi duyanlara tavsiye edilir.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları