Mavisel Yener ile çocuk edebiyatı üzerine söyleşi – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • 522’nci Bilgi Şöleni: Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılar meselesi   • Ahmet Vefik Alp vefat etti

Mavisel Yener ile çocuk edebiyatı üzerine söyleşi

“Yetişkinler, kendi durdukları yeri merkez zannetmekten vazgeçip bütünü görmeye çalışırlarsa çocuk ve gençlerin edebiyatla ilişkisinin ne denli güçlü olduğunu fark edeceklerdir.” diyor Mavisel Yener.

31 Aralık 2020
Doğukan Altıparmak

Alanında onlarca eser kaleme almış, ulusal ve uluslararası çapta birçok ödülün sahibi Mavisel Yener ile ‘çocuk edebiyatı’ üzerine söyleştik.

Doğukan Altıparmak: Öncelikle mülakat talebimi kabul ettiğiniz teşekkür ederim.

Mavisel Yener: Ben de geleceğin iyi bir öğretmeniyle tanıştığım için mutlu oldum, başarılar diliyorum.

Doğukan Altıparmak: Sizi sizden daha iyi tanıtamayacağımı düşünerek ilk soruyu size dair sormak istiyorum. Mavisel Yener kimdir? Kendini bizlere nasıl takdim eder?

Mavisel Yener: 1962 Ankara doğumluyum. Annem öğretmen, babam gazeteci. 1984 yılında E.Ü Diş Hekimliği Fakültesi’ni bitirdim. Bugüne değin yayımlanmış 150 kitabım var. Eşim ve iki kızımla birlikte İzmir’de yaşıyorum. Okumayı, yazmayı ve piyano çalmayı seviyorum. 1998’den bu yana çocuk kitapları yazıyorum. Daha çok çocuk ve gençler için yazıyorum, onlara vermek istediğim en önemli duygu okuma sevgisi ve sevinci. Kitaplarımı okurken sevinç duysunlar, yüreklerinde bir iz duyumsasınlar istiyorum.

D.A: Çocuk edebiyatı ile nasıl tanıştınız? Çocuklar için yazmak sizin için ne anlam ifade ediyor?

M.Y: Yazma tutkum ilkokul çağlarımda, öğretmenlerimin ve ailemin desteği ile başladı. Şanslı bir çocuktum, evimizin devasa bir kitaplığı vardı… Okudukça yazma sevincim de çoğaldı. Aslında klasiktir “çocukken yazmaya başladım” denir; ama ben bunu yazarlık olarak algılamıyorum elbette. Kitaplara olan yakınlık, diye adlandıralım onu. Ciddi ciddi yazmaya başlamam üniversite dönemlerinde oldu. Yarışmalara katıldım; birkaç ödül aldım. 1997’de “Gazete Ege”de çocuk sayfasını hazırlar mısın?” teklifini aldığımda bir yandan diş hekimliği yapıyordum. Gazetenin çocuk sayfasını hazırlamaya başladım. Yani önce gazete, dergi ve yarışmalar geldi. Ödül almıştım, ama yayımlanmış kitabım yoktu. Yayınevi ve editörden gelen teklifle ilk kitabım Mavi Elma’yı yazdım. Önce dergilerde, gazetede, yarışmalarda deneyim kazanmak donanımımı artırdı. Yine de ilkokul öğretmenimin katkılarını unutmam. Elbette toplumsal, kültürel özgürleşmenin yolu bireysel özgürleşmeden geçiyor.  Hiç kuşku yok ki ancak bireysel edebiyat yolculuğuna çıkmış bir öğretmen bunu başarabilir. O nedenle, sizin gibi öğretmen adaylarıyla yaptığım bu söyleşileri çok önemsiyorum.

D.A: Kavramlar üzerinden gidersek “çocuk” ve “çocuk edebiyatı” kavramlarından ne anlıyorsunuz?

M.Y: Hangi yüzyılda olursak olalım çocuğun ve edebiyatın doğası insanın, yaşamın gerçekliğini yansıtır. Çocuğun ilgi alanları değişse de merakı, duyguları, maceracı, önyargısız, yaratıcı, şaşırtıcı yanı değişmez. Mağara devrinde hayallerini duvara çizen çocuk şimdi de ekrana çiziyor. Oyun ve oyuncak tarihinde nesneler değişiyor sadece, o kadar! Fakat çocukların hayal gücü her zaman işbaşında. Dilin var ettiği bir sanat dalı olan edebiyat, okul öncesi dönemden başlayarak çocuğu estetikle buluşturur. Yetişkinler kendi durdukları yeri merkez zannetmekten vazgeçip bütünü görmeye çalışırlarsa çocuk ve gençlerin edebiyatla ilişkisinin ne denli güçlü olduğunu fark edecekler. Ancak unutmamamız gereken önemli bir şey var; 21.yüzyılın çocuğu, tam da istediğimiz gibi sorguluyor, eleştiriyor, katılıyor… Onları “gör”meden, “dinle”meden, “anla”madan yazacağımız kitaplar 21.yüzyıl çocuğunun okuma beklentisini karşılamaz, çünkü okuma iletişimsel bir etkinliktir. “Çocuk ve edebiyat ilişkisi” dediğimizde farklı pencerelerden görünen değişik manzaralar var, sorunuz çok kapsamlı.

D.A: Nitelikli bir ‘çocuk edebiyatı’ eserinde hangi özellikler bulunmalıdır?

M.Y: Diliyle, kurgusuyla, tasarımıyla “çocuğa göre” özellikler taşımalıdır çocuk kitabı. Kitap çocuğun duygu dünyasını, gözlemlerini, yaşantısını varsıllaştırmalı, yaşamda ona yeni kapılar, yeni renkler gösterebilmelidir.  Aynı zamanda çocuk kitabı yetişkin okurun da zevkle okuyabileceği denli güçlü olmalıdır. Çocuk kitabı çocuğu yazmaya heveslendirmeli, estetik duygular uyandırmalıdır. Düşünsel, duygusal çağrışım, coşku yaratmalıdır.

D.A: “Yetişkinler için yazan herkes çocuklara yazmamalı.” diyorsunuz. Bu görüşünüzü açıklar mısınız?

M.Y: Çocuk kitabı kavramı, “çocuk” ve “edebiyat” gibi iki önemli sözcüğün anlamını barındırıyor içinde. Eğer ben çocuğu tanımıyorsam zaten yazdığım şey “çocuk kitabı” değildir, eğer ben edebiyatı bilmiyorsam yazdığım şey yine “çocuk kitabı” değildir. Çocuk doğasını bilmeyen, sanatçı duyarlığı ile sezilerini kullanamayan, demokratik kültürü içselleştirmeyen, dili ve düşüncesi temiz olmayan kişi çocuklar için yazamaz. Bu kişinin yazdığı da “çocuk kitabı” olamaz. Çocuk ve gençlik edebiyatı alanında iyi yapıtlar vermek sadece “edebiyat”ı iyi bilmekle olmaz “çocuk”u da iyi bilmek, pedagojik yaklaşımdan haberdar olmak, çocuğu iyi tanımak gerekir.

D.A: Çocuk edebiyatı eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz? ‘Çocuk edebiyatı’ dersinin fakültelerde yaygınlaşmasını ve okutulma sıklığının artmasını ister misiniz?

M.Y: Akademik anlamda çocuk ve gençlik edebiyatı kürsülerinin kurulmasını önemsiyorum elbette. Ülkemizde birkaç üniversite dışında bu tür çalışmalar yapan akademik kurum ne yazık ki yok. Çocuk ve gençlik edebiyatını ileriye taşımakta öğretmenlerin de büyük sorumluluğu vardır. Biz istediğimiz kadar iyi yazalım, bu iyi eserleri çocuklarla buluşturacak olanlar öğretmenlerdir. Bu nedenle üniversitelerdeki çocuk edebiyatı derslerini çok önemsiyorum.

D.A: Ulusal ve uluslararası çapta birçok ödüle sahip olduğunuzu hatta çocuk edebiyatının Nobel’i sayılan H. C. Andersen Ödülü için 2018 yılı Türkiye adayı olarak gösterildiğinizi biliyoruz. Alandaki bu başarıyı neye borçlusunuz?

M.Y: Hayatımı çocuk edebiyatına adamış olmama borçluyum bu başarıyı. Çocuğu, kitabı, çocuk edebiyatını her zaman ciddiye aldım, çok çalıştım, emek harcadım ve bu alanda adım adım ilerledim. Kısa yoldan ünlü olmaya çalışmak, iki kitap yazıp “ben oldum” demek insanı hatalara götürür, sabırlı olmak gerek.

D.A: Şüphesiz yazarların okuyucularıyla buluştuğu ortamlar sevgi alışverişinin olduğu ve yazarlara güç veren ortamlardır. Mâlum süreçte yüz yüze pek mümkün olmasa da okuyucularınızla nasıl iletişim kuruyorsunuz? İmkânlar dâhilinde okur-yazar buluşmaları yapıyor musunuz?

M.Y: Çevrimiçi toplantılarla konferanslarıma devam ediyorum. Okulların düzenlediği çevrimiçi programlarda okurlarımla buluşuyoruz. Bütün sınıf aynı kitabımı okumuş oluyor ve o kitap üzerinden bir yolculuk yapıyoruz hep birlikte. Bu buluşmalarımızda tek eksiğimiz birlikte fotoğraf çektirememek ve okurlarımın kitaplarını imzalayamamam. Yine de edebiyatın ışığında buluşabilmek çok güzel. İnşallah tez zamanda yüz yüze buluşmalara başlayabiliriz yine.

D.A: Çocuklarımıza tanıtılması gereken şahsiyetlerin başında kuşkusuz Mustafa Kemal Atatürk geliyor. Sizin de bu amaca hizmet eden kitaplarınız var: Atatürk’le Birlikte Düşünelim, Atatürk’ün Doğa Sevgisi, Mustafa Kemal’in Kayıp Seslerinin İzinde, Öğretmenim Atatürk vd. Mustafa Kemal Atatürk sizin için ne ifade ediyor? Kitaplarınızda çocuklar nasıl bir Atatürk ile karşılaşıyorlar?

M.Y: Geleceğimizi korumak adına M.Kemal Atatürk’ü ve Milli Mücadele’yi çocuklara anlatmamız gerekir. Atatürk kitaplarımı çocukların algılayabileceği, severek okuyabileceği bir dille yazdım. Örneğin, M.Kemal’in az bilinen anılarını edebiyatın diliyle yoğurarak çocukların konuyla ilgili duyarlıklarını güçlendirmeyi, ilgi uyandırmayı amaçladım. Çocuk sevgisinin insan için bir gereksinim olduğunu vurgular Mustafa Kemal Atatürk. Çocuğun birey olmasını ister, çocuğa saygı duyar. Ben de aynı saygıyla kaleme aldım bu yapıtları. Bilimin ışığında özgür düşünebilen bir gençlik yetiştirmenin herkesin görevi olduğunu bilerek bu kitapları kaleme aldım. Mustafa Kemal Atatürk, hepimiz için bir rol modeldir.

Çocuklar bu kitaplarda bağımsız karakterli, çalışkan, aklın ışığını önemseyen, ulusuna saygınlık kazandırmak için çabalayan, öngörülü, barışsever Atatürk ile karşılaşacaklar. Mustafa Kemal’in hayatı, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimler ve ilkeleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliği ve düşünceleri, sanata bakış açısı gibi konularda farkındalık sağlayacaklar. M.Kemal’in ailesini, çocukluğunu, keskin zekâsını, okul yıllarını, kurtuluş mücadelesindeki inancını, ileri görüşlülüğünü, kitapsever, hayvansever, doğasever yanını, sanata verdiği önemi, barışçıl, merhametli, şakacı kişiliğini kanıtlarıyla okuyacak çocuklar.

D.A: Son sorumu yine eserlerinizden biriyle bağlantılı olarak sormak istiyorum. ‘Kahraman Türk Kadınları’ adında bir çizgi romanınız var. Edebiyatta ve özelde çocuk edebiyatında cinsiyetçi yaklaşımlara rastlamaktayız. Bu bakımdan bence bu yapıtınız ayrı bir öneme haiz. Eseriniz hakkında neler söylemek istersiniz? Bu gibi nitelikli çocuk edebiyatı eserlerinin yaygınlaşmasıyla kadının toplumdaki yerini güçlendirebilir miyiz?

M.Y: Millî mücadelenin başarıya ulaşmasında büyük emekleri olan kadınlar bizlerin nineleri. Onlarla ilgili kalıplaşmış anlatıları 21.yüzyılın çocuğuna ders kitaplarının dili aracılığıyla sunduğunuzda, ilgi göstermesi, özümsemesi çok zor. Oysa “Kahraman Türk Kadınları” kitabı yaşamdan kesitler sunarak, çocukların ilgiyle, sevgiyle, coşkuyla okumasını, olayları ve onların etkilerini görmelerini sağlıyor. Bu kitabı çizgi roman tarzında çalışmamız, görsel olarak da o günlere çocukları götürmesi açısından önemli oldu, hem de severek okuyorlar. Millî Mücadelenin kadın kahramanları, cephe gerisinde yaralıların bakımını yapmak, cepheye cephane taşımak, cephane imalathanelerinde çalışmak, askerler için dikimhanelerde giyecek dikmek, ordu için yiyecek, giyecek ve para toplamak, işgalleri protesto etmek için mitinglere katılmak gibi çalışmalar yaptılar.

Bu kitapta Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarının bazılarının cesaret öykülerini anlattım. Okura şu soruyu sordum: “Bu kitapta anlatılan kadınlar dünyayı değiştirme gücüne sahipti. Ya siz?” Bu sorunun yanıtını verebilen, içinde o gücü hisseden her kız çocuğu, kadının toplumdaki yerini biraz daha güçlendirecektir.

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları