Muhasebe – 2

Üzülerek ifade edelim ki, siyasetçilerimiz, yandaşları ve bu zihniyet var oldukça PKK ile mücadele yapılmaz, partisi kapatılamaz.


Önceki yazıyı Kandilin iradesi, Türk devletinin iradesini yenemez.” cümlesiyle bitirmiş, teröre taviz tedbir olamaz” diyerek bitirmiştik. Devam edelim. Türk Milleti son 250 yılda (Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi) ideolojik veya başka sebeplerle, ama çoğu sömürgeci devletlerin kışkırtması ile 50’den fazla isyan veya silahlı saldırıyla karşılaştı. Ağır bedeller ödedi ama hepsini tepelemesini bildi. Her Türk şu gerçeği unutmamalı ki, iç ve dış unsurlarıyla bugünkü bölücü terör tarihi, geçmiştekilerle bire bir ilgilidir. Osmanlıya dayatılarak kabul ettirilen Sevr Antlaşması ile (1918 – 1920) üç azınlık, (din, dil ve ırk) esasına göre ülkemiz bölünmüş ve haritası bile çizilmişti. Ama malum çevrelerin şiddetle karşı çıktığı Lozan Antlaşması ile “ırk ve dil” azınlığını reddedip sadece din azınlığını (Gayrimüslimler) kabul ettik. Ama şimdi,100 yıl sonra ülkelerimizi (ırk, dil, din) esasına göre bölen, bizim haçlı dediğimiz emperyalist plan BOP, haritası ve dört ülkedeki bölücü terör örgütleri ile meydanlarda eylem yapıyor. Kendilerine “medeni” diyen sömürgeci ve ırkçıların güdümündeki KCK/PKK/KDP/PYD/YPG/PEJAK gibi terör örgütleriyle ne zulümler yapıldı? Milyonlarca insan katledilmedi mi, korkunç işkencelerle yurdundan yuvasından sürgün edilmedi mi? Halen de devam etmiyor mu?

Oy avcılığı, çıkar ve Türk düşmanlığı…

Bölücü terörün merkezi Kandil ve Sincar’da, partisi de TBMM’de. HDP etnik egemenliği temsil ettiğini açıkça ilân ediyor. Böylece, bin yıldır Türk Milletinin egemenliğine, devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğüne saldırıyor. PKK’ya terör örgütüdür demiyor ve elinden gelen her desteği alenen esirgemiyor. Bizim anayasamızı, TCK’yı ve siyasi partiler yasasını tanımıyor. Önceki Muhasebe -1- yazımızda belirtiğimiz gibi başta siyaset sektörü ve çok sayıdaki medya mensubu ve bazı aydınlar tarafından da HDP kapatılmasın deniliyor. Bu hukuku değil de siyasi hesapları esas alanlar, şehitlerimiz ve kan veren gazilerimiz gördüklerinde ne hissediyorlar çok merak ediyorum.  Demokratik hukuk devletlerinin bölücü terörün partisini kapatıp, dış desteklerini keserek yaptıkları mücadele ile 40-50 yıllık terör belasını kısa zamanda ezdiklerini, kökünü kazıdıklarını neden görmüyorlar. Neden ders almıyorlar?

Uygar ülkeler terörden kurtulmanın yolunu böyle buldu. Peki uluslararası hukuk bu konuda ne diyor?  BM, AİHS, AİHM ve Avrupa Konseyi gibi bütün sözleşmelerde, milletin ayrılmaz bir parçası sayılan  “etnik” gruplardan bahsedilmiyor. Bu sorunla ilgili olarak, Hollanda, Belçika, Fransa, İspanya gibi ülkelerde terör örgütleri ve partileri kapatıldı. AİHM, demokratik ülkelerde terörü kınamayan parti olmaz kararını verdi. Almanya’da komünist ve Faşist partileri kurulamaz. Hollanda, Belçika, İspanya ve Fransa gibi ülkelerde etnik gruplarla ilgili bütün davalarına AİHM ret kararı verdi. Bizim hukukumuz gibi uluslararası hukukun da terörle ve etnisite ile ilgili kararları aynıdır.

Buna rağmen yeni kurulan bir parti kongresinde şöyle diyebiliyor. “Dil de dâhil olmak üzere eğitime erişimin ve eğitimde fırsat eşitliğinin önündeki her türlü engeli kaldıracağız. Biz, etnik, dinî, mezhebi ve kültürel çeşitliliğimizi dikkate alarak düzenleme yapacağız.”

AB, ilerleme raporundan aynen alındığı anlaşılan bu sözler, PKK ve HDP söylemlerine de çok uygun. AB müktesebatında bulunmayan ve hiçbir AB ülkesinde görülmesi mümkün olmayan, ama bize dayatılan, terörist suçluların “cenneti” emperyalistler yaranmanın anlamı bilinmiyor mu?

SONUÇ: Üzülerek ifade edelim ki, siyasetçilerimiz, yandaşları ve bu zihniyet var oldukça PKK ile mücadele yapılmaz, partisi kapatılamaz. Akan kanlardan, gelen şehit cenazelerinden, gazilerimizin hâllerinden, sönen ocaklardan, sarsılan kamu düzeninden  ve ülkemizin bozulan huzurundan rahatsız olmayanlar oldukça ülkemizin rahata ermesi mümkün değildir.

 

Yazar

Sadi Somuncuoğlu

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.