Ortak Yol Haritası İhtiyacı – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • 4. yılında 15 Temmuz (Canlı yayın)   • Şefika Ortaylı’nın vefatı ve taziye mesajı

Ortak Yol Haritası İhtiyacı

Bölgemizin ve ülkelerin nasıl bir tehdit ve tehlike altında olduğu bilinciyle hareket edilmeli. Geçmiş anlaşma ve mutabakatlardan da ders çıkararak, yeni güven zaaflarına meydan vermeden gelecek için bir yol haritası hazırlanmalıdır.

13 Mart 2020
Sadi Somuncuoğlu

İdlib'de Ortak Yol Haritası İhtiyacı

Suriye konusunda ortak hareket eden üç bölge devleti (Türkiye, Rusya/Suriye ve İran) 2016’dan itibaren bir araya gelerek meseleyi görüşmeye başladı. “Astana” süreci adı verilen ikili ve üçlü toplantıların sonucunda, birlikte neleri yapacaklarına dair, 10-12 maddeden oluşan bildiriler yayımladı. Sorumluluğun ve aklın gereği de buydu. Amaç Suriye’nin millî egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliği temelinde her çeşit terör ve kanlı iç çatışmalara son vermek suretiyle, ülkede ve bölgede güvenlik, istikrar ve barışı sağlamaktı. Bu esaslara dayalı mutabakatlarda uzlaşmak kolay oldu. Ama sıra uygulamaya gelince, sınırlı bir faydanın yanında maalesef beklenenin aksi oldu. Adı geçen devletlerin birbirlerine düştüğü görüldü.

Acaba Neden?

Böyle bir sorunun cevabı çok kolay. ABD, AB, İngiltere ve İsrail gibi emperyalist güçler bölgede ve Suriye’de ne yapıyorlar? Ancak bunun bir anlamı da yok.  Zira hatırlayanlar için her şey gayet açık. Lozan Antlaşmasıyla çöpe atılan Sevr’e gitmeye de gerek yok. Son döneme bakalım yeter. Alenen maşa gibi kullandıkları 1984’de Eruh ve Şemdinli karakollarımızı basan, 50 bin insanımızın katlinden sorumlu PKK terör örgütü, günümüzde de yine emperyalistlerin güdümünde Irak ve Suriye’de ülkemizi kuşatmadı mı? 1991’de Körfez savaşı ve 2003’de Irak’ın işgaliyle bu ülke bölünmedi mi? Bunun için 1,5 milyon insan katledilmedi mi? 2004’de adı ve haritasıyla resmen ilân ettikleri, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 22 İslam ülkesinin bölünmesini öngören Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’nin eşbaşkanları kimlerdi? Bu çerçevede su gibi kanın aktığı “Arap Baharı” nda Libya ve Suriye’de milyonu aşan insan öldürülmedi mi? Hâlâ da Öldürülmüyor mu?

İnsanlık tarihinde bir benzerini hatırlamadığımız böyle bir vahşetin sorumluları “dost”, “müttefik” veya “stratejik ortak” gibi görülebilir mi? Bunlarla müzakereler yapılarak birlikte iş tutulabilir mi? Tutulursa, başımıza nelerin geleceği belli değil mi?

Tarihi Moskova Mutabakatı

Rusya 5 Mart’ta görüşme yapmayacağını açıklamıştı. Ancak Erdoğan’ın ısrarı üzerine sonuç alındı ve Moskova’da gerçekleşen görüşme ile ateşkesi de öngören üç maddelik mutabakat imzalandı. Böylece taraflar nefes alacak duruma geldi. Diğer iki maddeye göre de Akdeniz kıyısındaki Rus üsleri bölgesi Lazkiye’yi Şam ve Halep’e bağlayan M-4 karayolunun ve Şam ile Halep’i birbirine bağlayan M-5 karayolunun sivil ulaşıma açılmasıyla rahatlama sağlanmış oldu. Türkiye’nin 12 gözlem noktasından 9’unun Suriye tarafında kaldığı, durumun görüşmelerle çözülmesi gerektiği açıktır.

Moskova mutabakatının üç maddesi, malum acil durumlar içindir.  Yoksa, İdlib sorununun çözümünde asla yeterli olamaz. Taraflar bu gerçeği dikkate alarak boşlukların yedi gün içinde doldurulması için çalışmaların tamamlanacağını öngörmüşlerdir.  Bu maksatla çalışmaların başladığını biliyoruz, ancak bir açıklama yapılmadığı için tamamlanıp tamamlanmadığına dair bilgimiz yoktur.

Yol Haritası

Bölgenin ve ülkelerin nasıl bir tehdit ve tehlike altında olduğu bilinciyle:

Suriye ve üç devlet (Türkiye, Rusya ve İran) Astana ve devamındaki süreçlerde mutabık kalınan madde metinlerine saygılı olarak ve kıymetini bilerek, yaşanan acılardan ve her türlü kayıplardan ders alarak, 5 Mart Moskova mutabakatında da görüldüğü gibi, yolun sonuna gelindiğini, ayrı ayrı hareket etmenin ve karşılıkla güven zaafı doğuracak  tutumların ülkeleri tehlikeli bir yalnızlığa ve çıkmaza sürüklediğini dikkate alarak karar vermek zorunda olduklarını anlamalıdırlar.

Buna göre ortak hareket eden devletlerin millî çıkarlarını uyumlulaştıran bir yol haritasına ihtiyaç vardır. Tarafların egemenliğine, ülkelerin bütünlüğüne, sınırların güvenliğine, siyasi birliğine ve rejimlerine saygı çerçevesinde; sığınmacıların yurtlarına dönüşünün insanî ve malî imkânlarını hazırlama, her çeşit terörle sonuna kadar mücadele etme gibi konularda sürekli işbirliğini esas alan bir siyasi, sosyal, ekonomik,  güvenlik ve dayanışma sözleşmesi hazırlamalıdır.

İhtiyaç duyulan böyle bir anlaşmanın garantörü olarak birlikte hareket edileceği ilân edilmelidir.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları