Suriye “Kumpası”–2 – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Milli Düşünce Merkezi’nden 10 Kasım Mesajı   • Panele Davet (İstanbul MDM Şubesi)

Suriye “Kumpası”–2

Sadi Somuncuoğlu geçen hafta ABD ile varılan mutabakatın analizini yapmıştı. Bu hafta da Rusya ile yapılan anlaşmaya mercek tutuyor. Anlaşmadaki Ermeni etkisine ve tercüme edilmediği söylenen hususlara dikkat çekiyor.

1 Kasım 2019
Sadi Somuncuoğlu
Türkiye ve Rusya arasındaki mutabakat 22 Ekim’de Soçi’de imzalandı.

9 Ekim’de başlayan Barış Pınarı Harekâtı, bir hafta sonra 17 Ekim’de ABD ile gerçekleşen 13 maddelik “Ankara Anlaşması” ile durduruldu. Geçen yazıda bu konuyu incelemiştik. Bu anlaşma yeterli görülmedi ki, beş gün sonra 22 Ekim’de Putin’in daveti üzerine 10 maddelik “Soçi Mutabakatı” gerçekleştirildi.

“Mutabakatın”’ izaha muhtaç ve sakıncalı gördüğümüz maddeleri:

Mad. 1)Her iki taraf Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün muhafazasına ve Türkiye’nin milli güvenliğinin korunmasına olan bağlılıklarını teyit ederler.”

Bu kavramlar Astana, Soçi ve Ankara zirvelerinde hep tekrarlandı. Buna rağmen uyum sahada bir türlü sağlanamadı. Çünkü, tarafların bu kavramlara yüklediği anlam farklı görüldü. Buna göre ABD ve İsrail, PKK/YPG terör örgütleriyle, ülkenin mevcut millî ve üniter yapısını federal rejime dönüşmesi mücadelesi vermektedir. Eğer bu sağlanırsa, “Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü” nasıl korunabilir? Aslında bunun cevabı Irak’ta açıkça verildi. BOP’a göre rejim “Irak Federal Cumhuriyeti”’ne dönüştüğünde yaşandı. Şimdilik ülkenin sınırları içinde kalındı, ama siyasi birliği de, toprak bütünlüğü de kalmadı.

Türkiye, bölücü PKK/YPG terör örgütünün Akdeniz’e ulaşacak koridorla kuşatılmayı engellemek ve sınır güvenliğini sağlamak üzere Cerablus, El-Bab, Afrin ve Barış Pınarı Harekatı’nı gerçekleştirdi. Buralarda bazı tasarruflarda bulundu. Bu uygulamayı, “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği” ilkelerine aykırı gören Rusya, İran ve Suriye’yi derinden endişelendirdi. Putin’in daveti üzerine, ABD ile imzalanan “Ankara Anlaşması”’ndan hemen beş gün sonra Erdoğan’la “Soçi Mutabakatı”’ gerçekleştirmesi buna delalet eder. Bu da, Putin’in inisiyatifi ele alma ihtiyacından başka nasıl izah edebilir?

Mad. 2)Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma yönündeki kararlılıklarını vurgularlar.”

Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle, yani sivrisinekle değil, bataklığın kurutulmasıyla mücadeleden bahsedilmesi, yerindedir ve çok önemlidir. Ancak, terörizme güç veren silahlı örgütlerin adlarının bile söylenememesi dikkat çekicidir. Eğer bu durum, taktik bir hesaba değil de, taraflar arasındaki farklı görüşe dayanıyorsa ilk adım yanlış atılıyor demektir.

Bu maddede yer alan, “ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma” ifadesinden kastın ne olduğu ve nasıl boşa çıkarılacağı izaha muhtaçtır. Devletlerarası ilişkilerde, özellikle de güvensizlik ortamında muğlak beyanlar çözüme değil, ihtilafın artmasına zemin hazırlayabilir.

Md. 3) ve 8) Bu çerçevede, Tel Abyad ve Ras Al Ayn’ı içine alan 32 km derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir.

Demek ki, batıdan doğuya 120 km ve Türkiye sınırından 32 km güneye uzanan alanda yerleşik statüko korunacaktır. Tamamda, İDLİB’den 1 milyon, Türkiye’den 1 veya 2 milyon sığınmacı nereye yerleştirilecektir? Bir de buna güvenlik ve gönüllülük şartı eklenirse… Araştırmalara göre sığınmacılar hakkında Türk vatandaşlarının yüzde 92’si yurtlarına gitsin, sığınmacıların ise, yüzde 67’si Suriye’ye gitmek istemiyoruz diyor. Anlaşılan o ki, sembolik sayıların dışında sığınmacılar Türkiye’de kalacaktır.

Bağımsız devletçik verilmezse, İDLİB’deki terör örgütü HTŞ’ye, hangi statü verilecek ki razı olsun? Yoksa gözlerini Türkiye’ye dikecekler?

Mad. 4) Her iki taraf Adana Anlaşması’nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır.

Önemli ve Türkiye’nin müdahale meşruiyetini güçlendirici bir madde. Tabii Türkiye yönetimi bunu samimiyetle ister ve Suriye ile görüşmeyi kabul ederse.

Md.5) Rus askeri polisi ve Suriye sınır muhafızları, Barış Pınarı Harekât alanının dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere girecektir. … Barış Pınarı Harekât alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır.

Burada Erdoğan’ın Fırat’tan Irak sınırına kadar 444 km.de, güneye doğru 32 km.de güvenliği biz sağlayacağız hedefi kabul edilmiyor. Barış Pınarı Harekât alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır ifadesindeki “Kamışlı şehri hariç” ibaresinin anlamı nedir? Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın; “Kamışlı’ daki Ermenilerin (3000) güvenliğini Putin ile görüştüm. Bana teminat verdi, teşekkür ettim” demesi konuya açıklık getirmiyor mu? (https://www.turkishnews.com/tr/content/2019/10/29/feym-grubu-mesaji-ermeni-faaliyetleri-29-ekim-2019/)

ABD ve Rusya ile yapılan mutabakatlarda: PYD terör örgütünün 32 km güneyde çekilmesi süetiyle meşruiyeti ve varlığı kabul edilmektedir. Hâlbuki Suriye’de tek bir terörist kalmayıncaya kadar harekât devam edecekti. Türkiye dar bir alana sıkıştırılmak isteniyor. Türkiye bundan sonra Suriye’de, ABD ve Rusya’yı karşısında görecektir. Dünya kamuoyunda, Türkiye düşmanlığı artmış, suç örgütü YPG/PYD sempati kazanmış görünüyor.

Önemli bir not bilgisi: “Soçi Mutabakatı”’nın Türkçe’ye tercümesinde ve basına dönük konuşmalarda bazı hususların bulunmadığı iddia edilmektedir. Buna açıklık getirilmesi şarttır.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları