TÜ… Sİ… AD’ınıza…

10.04.2011   “Cumhuriyet kalsın, kalanını tartışalım”   Neler var o tartışılacaklarda?   Bayrak; Yeni bir bayrak… Ay yıldız olmasa da olur. Herkesin kanının rengini taşımıyor. Kan akıtmayanlar da var onun için ülkede. Herkesi temsil etmiyor bu yüzden.   Ne olsun onun yerine?   Bölücü örgütün fikri önemli.   “Sarı-yeşil-kırmızı”  fena fikir değil.   Söğüt’teki Yörük’le Siverek’teki […]


10.04.2011 
 
“Cumhuriyet kalsın, kalanını tartışalım”

 

Neler var o tartışılacaklarda?

 

Bayrak; Yeni bir bayrak… Ay yıldız olmasa da olur. Herkesin kanının rengini taşımıyor. Kan akıtmayanlar da var onun için ülkede. Herkesi temsil etmiyor bu yüzden.

 

Ne olsun onun yerine?

 

Bölücü örgütün fikri önemli.

 

“Sarı-yeşil-kırmızı”  fena fikir değil.

 

Söğüt’teki Yörük’le Siverek’teki Karakeçilinin renkleri de aynı değil mi? Doğru seçim olabilir bu pekâlâ. Örgüt de kullandığına göre sulh olur, kan durur. Analar ağlamaz.

 

Başkent; Bozkırdan, yanık, toprak kokulu, eli nasırlı insanların vücut verdiği bir ilden başkent yaratmak hataydı. AB standardına da, Kopenhag kriterlerine de uymadığı ortada. Avrupalı elçiliklerini göndermeyip de tepkisini ortaya koymamış mıydı baştan zaten?

 

Ankara dediğin bir Atatürk eseri değil mi? Atatürk adının kâmilen silinmesi yolunda başkentten başlamak lazım elbet.  Şöyle deniz görmüşünden bir il olsun.  Göz zevkini okşasın havadan bakıldığında TÜSİAD azalarının.

 

Hem onların,  hem AB’mizin.  

 

Türkçe; Nobelli Oskarlı bilim adamları demiyor mu “Türkçeden bilim dili” olmaz diye?

 

Bakmayın O Pamuk’un Nobel ödülü aldığına. Nerede bulacaksın Türkçeyi o globallikte kullanacak olanı? Türk’ü çağrıştırıyor zaten.

 

Türk,

 

Türkçe,

 

Türkiye?

 

Caiz mi şimdi bu devirde böylesi çağ dışılıklar? Türk’ten de arındırmalı o ki ne varsa. Türk’üyü de tedavülden kaldırmalı hatta.

 

Kaldı vatan; Şüheda fışkıracakmış, bugün de kanıyla sulayanlar varmış toprağı. Vatan toprağı satılmazmış, modası geçmiş şeyler. Hasan almaz basan alır. Satmalı hazır taliplileri varken.

 

Demiyor muydu namlı sosyolog Ziya GÖKALP?

 

“Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne de Türkistan.

 

Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir Turan” diye.

 

Az mı mülk edindik Okyanus ötelerinde? Havai’den, Uzakdoğu adalarına kadar.

 

Paris’i, Londra’yı saymaya bile gerek yok. Elimizin altındalar zaten. Evlerimiz var. Vatandaşlıklarımız var. İkinci vatanımız birçoğumuzun.

 

“Vatanım ruy-i zemin, milletim de nevi beşer” Her yer vatanım, herkes de milletim.

 

Değil mi ki Âdem’in torunlarıyız?

 

Kökümüz bir. İnsanız sonuçta.

 

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz?

 

Gelmişiz cihana milliyet nedir öğretmişiz”

 

Geç bunları. Devir açılım devri.

 

İyi açılırsak yine öğretiriz ne olduğumuzu dünya âleme. AB’mizden “aferin”  için iyi bir fırsat hem de.  Hazır seçim sathı mahalline de girmişken. Hiç de tartışmayalım hatta.

 

Kaldıralım gitsin ne varsa Cumhuriyetten maada. O da kalmasın hatta.

 

Cumhuriyetin yüzünden değil mi bütün bunlar? Onu da kaldıralım.

 

“Ekseriyet” demek sonuçta Cumhuriyet dediğin de. “Ekalliyeti” var  bunun bir de.

 

Gücendirmiş olmuyor muyuz azınlığı, çoğunluk adına“Cumhuriyet”  diyerek? 

 

Cumhuriyet-Atatürk-Türk…

 

Takoz, ayak bağı çağdaşlaşmamıza engel ne varsa silelim bir kalemde.

 

Devir yapılandırma, açılım devri iğneden ipliğe. Öyle ki rahatça kol kola halaya durabilsinler TÜSİAD ağaları dâhili harici bedhahlarla.

 

AB’nin yolu nereden geçer?

 

BOP ne? Biz ne bilek? Onlar bilirler en iyi sonuçta.

 

Milli marşımızda da ırkçı söylemler var.

 

Onu da değiştirelim. Nobel ödüllü yazarlarımıza havale edelim. Yeniden kaleme alınsın. Uluslararası kabul görür Nobel patentlilerimiz kaleme alırlarsa. Akif’in modası geçti zaten. O geçen milenyumda kaldı. 

 

 

“Senin diyemediğini ben, benim yapamadığımı sen”

 

Misli görülmemiş bir koalisyon.

 

Ultramodern, bir rol paylaşımı.

 

Her işte bir hayır… Öğrenmiş olduk ne olduğunu  “dâhili bedhah” denenin sayelerinde.

 

Son dakika; “Görüşler bize ait değil” demek zorunda kaldılar zevat tepkiyi görünce.

 

Ancak anladılar demek ki “başın kendilerinin ama aklın kendilerinin olmadığını”  .

 

Ne denir bu duruma  “2011 Mehmet Akif yılında” bilmem ki.

 

Kaldırın o “Türkiye” kelimesini adınızın başından artık.  Ad bulun kendinize..

 

“TÜ”

 

“Sİ…”

 

“AD”ınıza…!
 
 

Yazar

Osman Erenalp

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.