Türk Milletine Çağrı: Haklıyız, Teslim Olmayacağız – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______18 Nisan 2019_______

Türk Milletine Çağrı: Haklıyız, Teslim Olmayacağız

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:
Ermeni isyanından önceki ve sonraki eski Van
Eski Van’ın 1915 Ermeni isyanından önceki ve bugünkü hâli.

24 Nisan yaklaştı. Batı dünyasında her zamankinden farklı bir hareketlilik var. Bugüne kadar ABD’de de, Ermeni taleplerine karşı çıkan Yahudi lobisi bu sefer tutum değiştirmiş. Bunda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına rağmen ABD’nin Golan tepelerini İsrail toprağı olarak tanıması da etkili. Bunda Başkan Trump’ın, Ermeni söylemini onaylama ihtimali halinde, İsrail ve Yahudi lobisinin desteğini peşinen alma hesabı seziliyor. Tel-Aviv Üniversitesi’nden iki yazarın Türkler milyonlarca Hristiyan’ı katletti saçmalığını dillendiren kitabının Harvard Üniversitesi Yayınevi tarafından bu ay yayımlanması da aynı yöne işaret ediyor. İtalya ile Fransa’nın Ermeni iddialarını onaylayan kararları Türkiye’nin daha ağır bir baskı altına alınmak istendiğini gösteriyor.

Tarihi çarpıtan, hakikatleri ters yüz eden, Ermeni iddialarını uluslararası istismar konusu yapan kampanyalar, dünya barışını, özellikle de bölgemizin güvenlik ve istikrarını daha da zora sokacaktır.

Sürdürülen kampanyalara karşı hakikatleri bir daha hatırlatmakta yarar vardır.

  1. Egemen bir devlet olan Osmanlı Türk devletine karşı isyan bayrağı açıp 1895’te Maraş’ın Zeytun beldesinde güvenlik kuvvetlerimizi şehit eden Ermeni teröristleridir. Bu başlangıçtan sonra 1914’e kadar devam eden 50’den fazla başkaldırıda pek çok vatandaş katledildi, birçok kamu varlığı saldırıya uğradı.
  2. Taşnak örgütünün Ocak 1904’de Sofya’da yapılan kongresinde aldığı karara göre, İstanbul ve İzmir’de yoğun eylemlere geçilecek; Hükümet merkezi, Galata Köprüsü, Tünel, Osmanlı Bankası, büyükelçilikler, özel ve resmi müesseseler havaya uçurulacaktı. Bu kargaşada ihtilal çıkarılıp Avrupa devletlerinin müdahalesi sağlanacaktı. Bu bağlamda, 21 Temmuz 1905 Cuma günü Yıldız Camii’nde düzenlenen bombalı saldırıda II. Abdülhamid tesadüfen kurtulmuştu.
  3. Osmanlı Türk devleti 1914’de savaş hâlindeyken, bunu fırsat bilen çeteler, katliam ve etnik temizliği başlattılar, cephede düşmanla iş birliği dâhil her yola başvurdular. Sadece Van’da 80 bin Türk’ü katlettiler. Bu silahlı isyanların arkasında itilaf devletlerinin, Ermenilere devlet kurma vaadi vardır.
  4. 1895-1920 arasındaki silahlı isyanlarda 2 milyon 565 bin Türk ve Müslüman katledilmiş, can güvenliği sebebiyle 1 milyon 650 bin kişi Batı illerimize göç ederken, yarısından fazlası yollarda kaybolmuştur.
  5. Bu ağır tablo karşısında Osmanlı Türk Devleti “Sevk ve İskân Kanunu” çıkarmak zorunda kalmış ve silahlı isyancıları savaş bölgesinden alıp güvenli bölgelere, (Suriye) sevk edip yerleştirmiştir.
  6. Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, 1918’de Ermeni iddialarını soruşturmak üzere Malta’da uluslararası bir mahkeme kurulmuştur. Bu sırada İstanbul işgal altındadır; padişah tutsaktır; olayın şahitleri hayattadır ve bütün devlet arşivleri Savcılığın emrindedir. Bu şartlarda yürütülen kovuşturmalarda “soykırım yapıldığına dair bir belge bulamadığı için” 29 Temmuz 1921’de, dava açılamamış, dosya kapatılmıştır. Yani konu, sıcağı sıcağına araştırılmış ve soykırım olmadığı tescil edilmiştir.
  7. Ermeni terör örgütü ASALA,1973-1985 yılları arasında ABD ve Batı ülkelerinde masum 43 Türk diplomatını ve elçilik görevlimizi şehit etmiştir. İşte soykırım budur.  Çeşitli ülkelerin meclislerinde alınan “siyasi soykırım” kararları ise, terörü destekleyen, bu yoldan sonuca gidilebileceğini zannedenlerin hukuk dışı gayretidir.
  8. Yine bunun yanında konuşulması gereken, daha sonra Ermenistan cumhurbaşkanı olan Sarkisyan’ın başında bulunduğu Ermeni çetelerinin Şubat 1992’de, Yukarı Karabağ’ı işgal ve Hocalı kentinde Azerbaycan Türklerine uyguladıkları insanlık dışı hunharca katliam ve soykırımdır.
  9. Şu anda da Azerbaycan topraklarının % 20’si Ermenistan’ın işgali altındadır ve bu işgal yüzünden bir milyondan fazla Azerbaycan Türk’ü kaçkın durumuna düşürülmüş, yurtlarından uzakta yaşamak zorunda bırakılmıştır.

Bütün bu gerçekler ortada iken ABD’nin ve bazı batılı ülkelerin Türkiye’yi suçlu gösterme gayretleri, hukuka ve insan haklarına aykırıdır, asla kabul edilemez.

Türk devlet yetkililerinin bu konuda, sonuç alıcı etkili bir çalışma içine girmeleri şarttır.

Kamuoyunun, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere devletimizin yetkili kişilerini Ermeni iddialarına karşı daha aktif olmaya çağırmasını diliyoruz.

Türk kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Sadi SOMUNCUOĞLU

Millî Düşünce Merkezi

Genel Başkanı

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları