2600 yıllık Türk savaşçının kadın olduğu anlaşıldı – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

2600 yıllık Türk savaşçının kadın olduğu anlaşıldı

Sibirya Türklüğünün temsilcilerinden Tuvaların topraklarında bulunan 2600 yıllık savaşçının, 12-13 yaşlarındaki genç bir kadına ait olduğu anlaşıldı.

27 Temmuz 2020
Dilanur Polat
Mumyanın ilk bulunduğu andaki hâli.

Dr. Marina Kilunovskaya ve Dr. Vladimir Semyonov’un, bundan 32 yıl önce, bugünkü Tuva Cumhuriyeti sınırlarında yer alan, Sibirya’nın Erzin ili (Saryg-Bulun) bölgesindeki bir kurtarma kazısı esnasında kısmen mumyalanmış genç bir savaşçı mezarına ulaşmışlardı.

İlk kez 1988 yılında bulunduğunda erkek olduğu sanılan 2600 yıllık Amazon savaşçısının, yüzünde siğiller olan, 13 yaşından küçük bir kız olduğu anlaşıldı.

Genç savaşçının kalıntıları iyi korunmuş ve oldukça sağlam, yüzündeki siğil dahi gayet belirgin durumdaydı. Fakat ulaştıkları bedenin bir kadına ait olduğuna dair henüz bir ize ulaşamamışlardı. Dr. Kilunovskaya, kapağı açtıkları anki duygularını ve yüzünü ilk kez gördüğünde, savaşçının o siğille ne kadar etkileyici göründüğünü heyecan içinde anlatmıştı.

Trepanasyon

Savaşçının cinsiyetine ilişkin net bir iz yoktu. Karın bölgesinde, mumyalama girişimini olduğu düşünülen kaba bir dikiş bulunmuştu, fakat bu tarz gömütlerde sıklıkla karşılaşılan trepanasyon* izlerine rastlanmamıştı.

Kazıda bulunan kesici savaş aletleri ve beraberindeki diğer bulgular, savaşçının yaklaşık 12 ya da 13 yaşlarında bir erkek olduğunu düşündürmüştü.

Savaşçı genç İskit çocuğu; balta, huş ağacından yapılmış bir metre yay ve yaklaşık 70 santimetre uzunluğundaki on oklu bir ok kılıfından oluşan tam bir silah seti ve teçhizatıyla gömülmüştü.

Genç Amazon’un** ok seçenekleri de vardı; ikisi ahşap olan oklardan birinin kemikten ucu, diğerlerinin ise bronz ok uçları vardı.

Mezarın bir kadına ait olduğunu düşündürecek boncuklar, aynalar ya da başka izler de bu gömütte mevcut değildi; bu yüzden 32 yıl önce, bu antik kalıntıların genç bir erkek savaşçıya ait olduğu ifade edilmişti.

Gömütten çıkarılan ok çeşitleri.

Ancak bugün bilimde katedilen yol sayesinde, geçmişe göre çok daha ayrıntılı genetik testlerle daha doğru sonuçlara ulaşmak mümkün. Bu gelişmeler sayesinde gömülü savaşçının cinsiyeti, yaşı ve genetiğini belirlemek için birçok test yapma şansına sahip olduklarını belirten Dr. Kilunovskaya, çok çarpıcı bir sonuç aldıklarını ifade ediyor.

Dr. Kharis Mustafin, Dr. Irina Alborova ve lisansüstü öğrencisi Alina Matsvai; Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü, Tarihî Genetik, Radyo-karbon Analizi ve Uygulamalı Fizik Laboratuvarında savaşçının paleogenetik*** analizini ortaya çıkardı.

Yapılan testler ve analizler sayesinde bulunan bedenin genç bir adama değil, bir kadına ait olduğu ve bu genç Amazon savaşçısının henüz 14 yaşına ulaşmadığı anlaşıldı.

Deri bir şapka, yama tarzında dikilmiş, kemirgen bir hayvandan yapılmış olan uzun kollu, diz altı, kruvaze bir kürk ceket ile gömülmüş genç savaşçının, ceketinin altına günümüze ulaşamamış bir gömlek ile kahverengi veya bej bir pantolon ya da belki de bir etek giydiği tahmin ediliyor.

Genç kadının tek bir tahta parçasından oyulmuş tabutunun derinliği, güneybatıya dönük, zemin altında yarım metreden biraz daha az bir derinlikte bulunuyordu.

Amazon savaşçısı gencin M.Ö. 7-6. yüzyılın başlarında yaşamış olduğu tahmin edilirken şu anki en iyi değerlendirmeyle kızın 2.600 yıl önce öldüğü tahmin ediliyor.

Gömütten çıkarılan balta.

Dr. Kilunovskaya’ya göre, çocuğun silahlarla birlikte gömülmesi, erken göçebe toplumunun sosyal yapısına yeni bir bakış açısı getirilmesini sağlıyor. Cenaze töreninin normlarındaki bu tutarsızlık, beklenmedik bir şekilde savaşçıyla ilgili bazı gerçekleri aydınlığa kavuştururken; genç kadının ahşap tabutun içine gömüldüğünü gösteren genom dizilimin sonuçları beklenmedikti. Sonuçlar, Herodot’un sayesinde hayatta kalan Amozon mitini bir kez daha akıllara getirmişti.

Herodot, Amazon kadınlarını “Bakire oldukları sürece at sürüyor, ateş ediyor, cirit atıyor ve düşmanlarıyla savaşıyorlar. Düşmanlarından üçünü öldürene kadar ve geleneksel kutsal ayinleri gerçekleştirmeden evlenmiyorlar. Genel bir keşif gezisi yapmak zorunda kalmadıkça, evlenen bir kadın artık at süremez.” ifadeleriyle tanımlıyordu.

Herodot’un yanı sıra, yaklaşık olarak M.Ö. 460’dan M.Ö. 370’e kadar yaşamış Yunan Tıpçı Hipokrat da, Sarmatyalılar arasındaki kadın savaşçılara dikkat çekmişti.

Böylece, Orta Asya’nın İskitleri arasında Amazonlar olarak bilinen kadın savaşçılarla ilgili antik Yunan iddialarını doğrular nitelikteki bu yeni keşifle birlikte, Amazon kadınları mitinin gerçekliğine ilişkin bir bulgu daha elde edilmiş oldu.

Ok kılıfının yakından görünümü

Son yıllardaki arkeoloji çalışmaları, Orta Asya ve Türk tarihi açısından büyük önem arz ediyor. Türk tarihinin başlangıcından bu yana; kadına verilen önemi kanıtlar nitelikte, günümüze kadar ulaşmış birçok bulgu ve araştırma mevcut. Kısa bir süre öncesine kadar erkek sanılan 12-13 yaşlarındaki kız çocuğunun, bundan yirmi altı asır önce oku ve yayıyla gömülmesi de bu duruma dair önemli bir kanıt. Araştırmanın sonucuyla birlikte; 21. yüzyılda kadın haklarına verilen önem ve artarak devam eden kadın cinayetleri akıllara gelerek kadının asırlar içerisinde kaybettiği değer bir kez daha gözler önüne seriliyor.

* Trepanasyon: “Basit cerrahi araçkar kullanarak kafatasına delik açmak” anlamına gelen terim.
** Amazonlar: İskitlerde yaşadığı düşünülen kadın savaşçı topluluğa verilen isim.
*** Paleogenetik: Eski organizmaların kalıntılarından, korunmuş genetik materyalin analiz edilmesi yoluyla geçmişin incelenmesi.

(Kaynak: https://arkeofili.com/2-600-yillik-amazon-savascisi-13-yasindan-kucuk-bir-kizdi/, 27.07.2020)

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları