3 Mayıs 1944 / 7 Mayıs 1944 Üzerine – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

3 Mayıs 1944 / 7 Mayıs 1944 Üzerine

Mayıs l944’de iki ayrı olay yaşanır. Birincisi 26 Nisan’da başlayıp 3 Mayıs 1944’de sona eren Atsız-Sabahattin Ali davası. İkincisi 7 Eylül 1944’te başlayıp 29 Mart 1945’e kadar süren Türk siyasetinde önde gelen 23 ismin Irkçılık-Turancılık suçlamasıyla yargılandığı sürecin adıdır. Bilindiği gibi, Atsız bey devrin Başbakanı Şükrü Saracoğlu’na yazdığı açık mektupta, “vatan haini” dediği için Sabahattin […]

23 Mayıs 2011
Sadi Somuncuoğlu

Mayıs l944’de iki ayrı olay yaşanır. Birincisi 26 Nisan’da başlayıp 3 Mayıs 1944’de sona eren Atsız-Sabahattin Ali davası. İkincisi 7 Eylül 1944’te başlayıp 29 Mart 1945’e kadar süren Türk siyasetinde önde gelen 23 ismin Irkçılık-Turancılık suçlamasıyla yargılandığı sürecin adıdır.

Bilindiği gibi, Atsız bey devrin Başbakanı Şükrü Saracoğlu’na yazdığı açık mektupta, “vatan haini” dediği için Sabahattin Ali’nin açtığı davaya Ankara Adliyesinde bakılır. Duruşmalara katılmak üzere Ankara’ya gelen Atsız’a, Yüksek öğrenim gençliği büyük sevgi gösterilerinde bulunur. Adliye binasını kuşatan, Anafartalar ve Denizciler caddelerini dolduran,  Milli marşlar söyleyerek Ulus ve Samanpazarı’na doğru yürüyüşe geçen, sloganlarla komünizmi telin eden gençlere, karşı polis çok sert davranır, zerre kadar merhamet tanınmaz, 165 genç tutuklanır.

Dava 3 Mayıs’ta sona erer ve“hakaret” suçunun oluşmadığına karar verilir. 

Bu durumu “1944 Milliyetçilik Olayı” kitabında Türkeş şöyle anlatıyor: “:Bunlar Milli Şef e ve onun gözde Milli Eğitim Bakanına karşı nasıl gösteri yapabiliyorlardı? Demokrasi, Eşitlik, Hürriyet, Gençlik… Bütün bunlar Türkiye’nin 1944 iktidarında hep palavradır. Halkın alkışları, gençlikten çıkacak “yaşa” naraları kayıtsız şartsız İnönü’nün tekelinde kalmalıdır. O zamana kadar Milli Şef’in müsaade etmediği hiçbir gösteri yapılamazdı. Demokrasi, Eşitlik, Hürriyet, Gençlik… Bütün bunlar Türkiye’nin 1944 iktidarında hep  palavradır. Halkın alkışları, gençlikten çıkacak “yaşa” naraları kayıtsız şartsız İnönü’nün tekelinde kalmalıdır.

3 Mayıs günü heyecanla sokağa fırlayan gençler kıyasıya dövüldüler. Kafaları yarıldı, gözleri patladı. Bazılarının kolları, kaburgaları kırıldı.”

Türkeş’in işaret ettiği gibi, “nefes almak bile” milli şefin iznine tabi iken, nasıl oldu da hiç kimsenin bilgisi olmadan, Ankara’da binlerce genç meydanlara çıkabildi? Aklın alacağı bir şey değildi. Yoksa hükümete karşı bir ihtilal hazırlığı mı var? şeklinde paniğe kapılan İnönü, Türkçülük düşüncesine savaş açmaya karar verir. İlk iş olarak da Ankara ve İstanbul’da “Örfi İdare” ilan eder. Atsız gözaltına alınır. Tutuklamalar devam eder. Adına “ırkçılık-Turancılık adı verilen dava açılır, neticede suçlananların tamamı beraat eder.  

Bu iki olayı Atsız bir yazısında şöyle açıklıyor: “3 Mayıs Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktasıdır. O zamana kadar yalnız duygu ve düşünce olan, edebi ve ilmi sınırları pek de aşmayan Türkçülük, 1944 yılının 3 Mayıs’ında birden bire hareket oluverdi. Türkçülükte ilk hareketi 3 Mayıs 1944 Çarşamba günü, Ankara’da ki birkaç bin meçhul Türk genci yaptı. Bu bakımdan Türkçülük tarihinde onların hususi bir şerefi vardır.  Bundan sonra 3 Mayıs, Türklerin günüdür.  Ona bir bayram diyemeyeceğiz. Çünkü yıllarla süren büyük ıstırabımız o gün başlamıştır.”

Atsız’ın “büyük ıstırap” dediği “Irkçılık Turancılık” davası, sonunda beraatla neticelendi. Ama milletimizin en güzide evlatları çok işkence ve zulüm gördü. Bundan da önemlisi, Türk Milliyetçiliği/Türkçülük ülküsünün yok edilmesi için gizli bir devlet kararı verilmesiydi. Nitekim Cumhurbaşkanı İnönü meşhur 19 Mayıs 1944 nutkunda, “ ırkçılara, Milletin mukadderatını kaptırmamak için Cumhuriyetin bütün tedbirlerini alacağız” diyerek ilk işareti veriyordu.

Bu gizli bir devlet kararı olarak sadece 1944’de değil, 1954, 64, 74 tavsasa da 84’de de uygulanıyordu. Yani Türk düşüncesinin ezilmesi devlet politikası yapılmıştı. Buna dair bazı elimizdeki sağlam deliller, araştırmacıları bekliyor. 

***

Türk Düşüncesinin kader kavşağı dediğimiz bu davadaki sorgu ve savunmaları, değerli fikir, kültür ve edebiyat adamı Yavuz Bülent Bakiler, Türk Edebiyatı Vakfı yayını olarak  66 yıl sonra topluca ve ilk defa neşretti. “1944-1945 Irkçılık-Turancılık Davasında Sorgular-Savunmalar” adını taşıyan bu milli hizmetten dolayı Bakiler’e teşekkür ediyoruz. Bir utancımızı gidermiş oldu. Sağ olsun.

Kitapta sorgu ve savunmaları bulunan Türkçüler sırasıyla şöyle: Nihal Atsız, Necdet Sançar, Orhan Şaik Gökyay, Alparslan Türkeş, Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan, Hasan Ferit Cansever, Hüseyin Namık Orkun, Fethi Tevetoğlu, Hikmet Tanyu, Zeki Sofuoğlu, İsmet Tümtürk, Fehiman Tokluoğlu (Altan), Heybetullah İtil.

Yargılanan Türkçülerden; Sait Bilgiç, Muzaffer Eriş, Fazıl Hisarcıklı, Cemal Oğuz Öcal, Hamza Salih Özbek, Nurullah Barıman, Cihat Savaşfer, Saim Bayrak, Cabbar Şenel, Yusuf Kadıgil’in sorgu ve savunma belgelerine ulaşılmadığı için kitapta yer almamıştır.Bu belgelere sahip olanların, en kısa zamanda Yavuz Bülent Bakiler’e ulaşması tavsiye olunur.

67 yıl sonra da, Türk gençliğinin 3 Mayıstaki şanlı şahlanışını gururla anıyor, milletine hizmetten başka bir şey düşünmeyen büyük dava adamlarımıza yapılan zulmü şiddet kınıyoruz.  Bu vesileyle kutlu davamızın vefat eden eşsiz temsilcilerine,  Allah’tan bir daha rahmet, yaşayan Zeki Sofuoğlu hocamıza ve Fehiman Tokluoğlu’na sağlık diliyoruz.
 
 

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları