Deneme: YASAĞIN BÜYÜSÜ – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

Deneme: YASAĞIN BÜYÜSÜ

Anlayamıyorum aslında. Yasağın büyüsü müydü beni sana cazip gösteren? Yasak bitince büyü de sona erdiği için mi benden kaçışın? Cesur sanmıştım seni. Meğerse korkakmışsın. Aşk sandığım bu şey senin oyununmuş ve oldukça mızıkçıymışsın.Sen benim üzgün yanımsın…

28 Nisan 2020
Demet Yener
Yasak Aşk
Aşkın Yasaklı Büyüsü

Bu kadar mı güzel olur yasağın tadı. Âdem’i suçlamıyorum artık yasak elmayı yediği için. Yasak diye mi böyle cezbedici seninle olmak, yoksa ruhumu anladığın, içimi gördüğün ve bana saygı duyduğun için mi böylesi tutkuyla bağlıyım sana. Seni tarif edecek sözcük bulamayınca sözcüklerle oynaşarak anlatmayı denedim hislerimi. Bana yasak oluşunu ve yasağımın tadına doyulmaz hazzını dillendirmek için gecelerce uykusuz kaldım.

Yapılabilecek ne varsa haz veren, sen yanımdaysan güzeldi. Karşında yemek yemek, konuşurken seni izlemek, gözlerinde boğulup, dudaklarında kavrulmak, dokunuşlarınla arşa çıkmaktı senli zamanların tarifi. Bir düştü ve düş bitti.

Sana ait olamamak kadar yakmıyordu canımı bana ait olamaman. Özgürlüğümün bedelinin seni yitirmek olduğunu bilseydim esaretim bir ömür sürsün diye kendim için değerli neyim varsa feda edebilirdim. Tek başınalığa bürünen senli yanımın içinde bulunduğu bu ölüm sessizliği senli benin tarifini daha da zorlaştırıyor. Seni, senliyken beni ve senle beni tarif edemiyorum. Sevmenin ayıp ya da günah olmadığına dair büyük inancımdan dolayı seni sevmekten vazgeçmiyorum. Senin yasakken aşkın olsam da sen halen içimdesin. Yasağın büyüsü içindeki küçük sevgilini anmasan da anıldığını duyumsa rüzgârda titreyen yapraklarda.

Anlayamıyorum aslında. Yasağın büyüsü müydü beni sana cazip gösteren? Yasak bitince büyü de sona erdiği için mi benden kaçışın? Cesur sanmıştım seni. Meğerse korkakmışsın. Aşk sandığım bu şey senin oyununmuş ve oldukça mızıkçıymışsın. Çok bekledim ama hala aramadın ve biliyorum hiç aramayacaksın.

Ruhumun hiç ışık almayan yerlerini aydınlatan senim’in aslında hiç benim olmadığı gerçeğine göz kırpar haliyle oluşturduğu tezatın içinde kafa karışıklıklarıyla bendeki seni bir yerlere oturtmaya çalışıyorum, başaramıyorum. Sevgilim desem dilim yanar, aşkım desem ağzımda cam kırıkları, canım desem canımın benden başka sahipleri vardı. Sana tek diyebildiğim şey; “Sen benim üzgün yanımsın.” oldu. Hem sahip olduğum hem asla ulaşamadığımsın sen. Feodal ve ataerkil yanlarının beni çektiği, romantik ve çocuksu yanlarının beni göklere çıkardığı bir gönül ağrısı ve sevmeye hakkım olmadığı halde sevdiğimsin, sen benim üzgün yanımsın. Tarifin imkânsıza yakın olsa da sarılıp kaleme kâğıda, anlatacağım kimse bilmese de bendeki seni uçsuz bucaksız beyazlığa.

Sen benim üzgün yanımsın. Güneşi hiç görmemiş gölgede yaşayan yanım. Herkesten gizleyip kendime sakladığım. En çok kanayan yaramın sebebi ve iyileşmesi için tek ilacımsın. Ulaşmaya çabaladıkça uzağıma kaçansın, kaçağımsın…

Sen benim üzgün yanımsın. Her sabah yeni günle bir kez daha umutlarımı param parça eden tarafımsın. “Olmuştu, neden bir daha olmasın?” dedirten sonra da “Artık olmayacak.” diye bağıran zalim düşmanımsın. Beni hiçe sayarak kendimi kaptırdığım saflığımsın. Hâlâ “Bir ihtimal…” diye diye çırpınan kanadımsın. Ve her seferinde çaresizce yanıldığımsın…

Sen benim üzgün yanımsın. İçimde yetiştirdiğim bin bir çeşit umut çiçeklerini söküp atamadığım için gömdüğüm toprağımsın. Ya bir gün bahar gelir de yeşerir diye yağmur çamur, kar kış demeden üstüne titrediğimsin. Dönüşüne umudumu bağladığımsın. Yaralı yanım, kırık kanadımsın…

Sen benim üzgün yanımsın. Geç bulduğum erken kaybımsın. Zaman zaman gurursuzca yalvardığımsın. Ölecek kadar uçurumdan aşağı kendimi attığımsın. Günümle gecemi, iyiyle kötümü karıştıran arafımsın. Sen benim solumda hiç susmadan çınlayan yanımsın.

Sen benim üzgün yanımsın. Sen yoksan anlamsızlaşan hayatımsın. Tüm sözcüklerimin anlamısın. “Biz” diye başlayan tümcelerime bitiremediğim için koyduğum üç noktamsın. Aşkla bölünen uykularımdan çığlıklarla sıçradığım gece yarılarımsın. Adını sayıklayarak nefes aldığımsın. Yoksan yok olmayı göze aldığımsın. Sana ulaşmak için kendimi hiçe saydığımsın. Ellerim ellerinde yaşlanmak için her an Yaradan’a yalvardığımsın. Düşümde, günümde, aklımda, fikrimde, yüreğimde ve duamda çağlayansın.

Sen benim üzgün yanımsın. Gülüşüne hasret kaldığım, sesine özlemle yandığımsın. Özlemim, hasretim, sevdam, yüreğim, sesim, gülüşüm, bakmaya doyamadığımsın. Ömrüme güneş misali doğanımsın. Her şeye tamam da sen var ya sen, olmazsa olmazımsın, canımsın, cananımsın. Koca bir deniz gibi kabaran nefretim, dağlar kadar engin öfkem, gökyüzü gibi uçsuz bucaksız kinim, anlık sevincim, hayat boyu umudum, her an düşüm, her gece rüyam, gündüz hayalim ve tüm bunlara rağmen en çok ağlatanım, en çok kanatanım, en vicdanı olmayansın… Sen benim bitmeyecek sevdamsın…

Kimin umurunda hayat artık akmıyorsa! Sen benim üzgün yanımsın. Üzülmeden mutlu olmak nasılsa imkânsız. Sen beni yeterince üz ki ben de bir gün yeterince mutlu olayım. Sen benim üzgün ama vazgeçemediğim yasaklı yanımsın…

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları