Devlet-iAliye-i Osmaniye Kimin?

21.06.2011   Devleti Aliye (Büyük Devlet) kimin? Böyle saçma soru da olur mu demeyin, oluyor. Hem de nasıl? Bugün Türk Devleti’ni ülkesi ve milletiyle parçalamak isteyen Haçlı saldırısı ve işbirlikçilerinin hareket noktası da, bu soruya verdikleri cevapta gizlidir. Biraz açalım. İddia sahipleri diyorlar ki; Osmanlı sadece Türklerin devleti değildir. Bütün Müslümanların, hatta devletin sınırları içinde yaşayan […]


21.06.2011 
 
Devleti Aliye (Büyük Devlet) kimin? Böyle saçma soru da olur mu demeyin, oluyor. Hem de nasıl? Bugün Türk Devleti’ni ülkesi ve milletiyle parçalamak isteyen Haçlı saldırısı ve işbirlikçilerinin hareket noktası da, bu soruya verdikleri cevapta gizlidir.

Biraz açalım. İddia sahipleri diyorlar ki; Osmanlı sadece Türklerin devleti değildir. Bütün Müslümanların, hatta devletin sınırları içinde yaşayan herkesindir. Doğrudur, ama burada bahse konu olan eğer “egemenlik” ise (tartışılan budur)  yanlıştır. Çünkü hiçbir şüphe götürmez şekilde açıktır ki,  Osmanlı Devleti Türk Milletine aittir.  Çünkü Osmanlı devletini, Oğuz’un 24 oymağından biri olan Kınık oymağının Karakeçili aşiretinden, Ertuğrul Beyin oğlu Osman bey kurmuştur. Geleneğe uygun olarak da, kurucusunun adıyla Osmanlı olarak anılmıştır. Aynen Selçuklu’da olduğu gibi.

Türk Milleti’nin en büyük eseri olan bu cihan devleti yıkılıncaya kadar da bu özelliğini korumuştur. Türk Milleti adına egemenliği temsil eden Padişah, bu sıfatını ve yetkisini hiçbir unsurla paylaşmamış, devleti başkentten, (merkezi/üniter bir şekilde) yönetmiştir. Devletin çok güçlenmesi sebebiyle, başka din ve milliyetlere mensup toplulukları da idare etmesi, bu kesin gerçeği değiştirmemiştir.

Bu bahse tekrar dönmek üzere, iddiaya devam edelim. Osmanlı sadece Türk Milleti’nin devleti olmadığı halde Atatürk ve arkadaşları Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türk Devleti olarak kurdu? (Almanların başını çektiği, emperyalist amaçlı bir proje)   Devlet Osmanlıdaki Türk  etnik grubuna göre kurulunca; diğerleri inkar edildi, asimilasyona tabi tutuldu, ayrımcılık yapıldı. Yaşanan sıkıntıların kaynağında, terör dâhil bu yanlışlık var.

İnkârcılara ve bilgisi olmayanlara çok mantıklı gelen bu bakıştaki tutarsızlıklara ve tuzaklara işaret edelim.

-Düne kadar Selçuklu ve Osmanlı’ya Türk diyenler bu Haçlılar değil miydi? Ne değişti de,  bugün bu millet Türk olmaktan çıkıp, etnik bir topluluk oldu? (Almanlara göre Orta Asya’dan gelen az sayıdaki Türk etnik grubu, asimilasyona uğrayarak yok oldu.  İyi de neden herkes Türkçe konuşuyor, Türk kültürüne göre yaşıyor, bunun izahı yoktur. Üstelik sosyolojik, olarak, ortak kültür ve tarih olarak daha da kaynaşıp, nüfusça çok daha fazlalaşarak bir millet olduğumuz halde.)

– Selçuklu ve Osmanlı’da egemen olan Türk Milletiydi. Soyu, boyu ve aşireti ne olursa olsun herkes de bu milletin eşit, şerefli evladı olduğu, ayrıca hiçbir aşiret veya etnisiteye egemenlik hakkı tanınmadığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu gerçeğe göre kurulduğu halde, inkarcılık, asimilasyon ve ayrımcılık yapıldı demek, kocaman bir yalan ve iftira değil mi?

– Bir batı projesi olan (BOP) PKK terörü de bu iddiaya dayanıyor, ama amacı bölgedeki 4 devletten toprak koparıp “Büyük Kürdistan”ı kurmaktır. Bu husus kendi belgeleri ve sözleriyle ortada değil mi?  O halde; Irak tamam, sıra Suriye ve Türkiye’de denmesi, sorunun Türkiye Cumhuriyetinin Türk Milleti gerçeğine göre kurulmasından değil, emperyalist haçlı Projesinden kaynaklandığını göstermeye yetiyor.

– Uluslararası bu oyunla belli ölçüde örtüşen ve Türk Milletini Osmanlıdaki etnik gruplardan biri sayan yerli bir proje daha var. O da “İslam paydasında, yeni Osmanlı”yı ihya etmekmiş. Aşiret ve etnik grupları siyasallaştırıp, özerklik vererek, çok etnikli/ırklı bir federasyon kuracaklarmış. Irak’ta olduğu gibi. Üstelik,  federasyon Osmanlı devlet yapısına ve İslam’ın tevhit akidesine tamamen aykırı olduğu halde.

Ülkemizde yaşanan etnik fitne ve kaosun kaynağı işte bu saptırmadan çıkıyor.

Osmanlı Devleti’ni doğru anlamak için: sarayda, devlette, orduda, yazışmalarda, mahkeme, sanatta, edebiyatta, kültürde, mimaride, hâsılı her yerde Türk ve Türkçenin esas olduğu unutulmamalıdır. Bu gerçeği perçinleyen ise Osmanlının 1876 Kanuni Esasi (Anayasa)’sidir.

Hep yazdık, tekrarlayalım. Abdülhamit’in onayı ile kabul edilen anayasada; devletin resmi dili Türkçe, Türkçe bilmeyen memur ve milletvekili olamaz, Mecliste Türkçe konuşulur, hangi bölgeden seçilirse seçilsin, milletvekilleri öncelikle Osmanlı milletvekili sayılır. (Bir millet esası)

1924 ve bütün Cumhuriyet anayasalarında da, devletin kimliği aynı değil mi? Bir millet yüz defa devlet kursa, ona kimliğini verir ki, kendine ait olduğu belli olsun.

Gerçekler güneş gibi parlıyor. Ama bin yıldır saldıran haçlılar durmuyor. Ama biz Türk sözünden bile rahatsız olan bizimkilere seslenelim. Uyanın, silkinin, batıldan kurtulun!..
 
 

Yazar

Sadi Somuncuoğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.