İletişim teknolojileri ve demokrasi

Acaba bir yere toplamadan doğrudan demokrasi mümkün olabilir mi? Her şeyin ‘çevrim içi’ne alıştık. Ya çevrim içi demokrasi?


Şehir devletlerinde halk bir meydanda toplanır, seçim yapar, karar alır, kanun çıkarırmış. Demokrasinin böyle başladığını, özellikle Atina’da böyle başladığını söylerler. Atina’da nüfusun pek küçük bir kısmının meydana gitme hakkı olduğu da eklenir. Kuzey İtalya’nın başarılı şehir devletleri de benzer usullerle yönetiliyordu. Şehir meclislerinde binlerce erkek görev alır ve yönetime konuşarak, oy vererek aktif katılırlarmış.

Çevrim içi demokrasi

Dikkat çekmek istediğim nokta, doğrudan demokrasi. Milletin vekillerinin değil, doğrudan milletin asıllarının, fertlerinin yönettiği yapılar. Açıktır ki halkın bir meydana veya bir salona toplanıp ülkeyi yönetmesi bugünkü devletlerde mümkün değil. 

Acaba bir yere toplamadan doğrudan demokrasi mümkün olabilir mi? Her şeyin ‘çevrim içi’ne alıştık. Ya çevrim içi demokrasi? 

Bunun daha basitinin, yönetimin değil de seçimlerin elektronik ortamda yapılması denemeleri var. Bazı ülkelerde denenip vazgeçilmiş. Fakat mesela İsviçre’de kalıcı hâlde kullanılıyor. Burada da geçen yazılarımdaki veri => malumat => bilgi => bilgelik basamakları gibi kâğıt ve sandıktan doğrudan yönetime giden adımlar düşünülebilir. Sandık => Seçim sandığı yerine makine kullanılması => Uzaktan oy vermeyle seçim => Sık yapılan referandumlar => Bütün kanunların uzaktan referandumla çıkarılması => Kanunların, denetimin ve tartışma dâhil bütün meclis fonksiyonlarının çevrim içi yapılması. 

Sonucu kim belirle? Oylar mı oyları sayan mı?

Çözülmesi gereken pek çok problem ve yapılacak pek çok düzenleme vardır. En başta, hilenin önlenmesi geliyor. Ne demiş Stalin: Sandığa atılan oylar değil, oyları kimin saydığı önemlidir! Muhakkak günümüzde de Stalincikler vardır, neden olmasın? Mevcut sistemlerde de hile bütünüyle önlenmiş değil. Hileye karşı tedbirler var fakat zaman zaman bunların etrafından da dolaşılabiliyor. Parmak boyasının kaldırılması, mühürsüz zarfların kabulü gibi… 

Çevrim içi oylamada aşılacak ilk eşik, oy kullananın kimliğinin garantilenmesi. Bu çok zor olmasa gerek. Bankadaki paramızı, kimliğimizi ispatlayarak çevrim içi çekebildiğimize, e-devlete girip bizi ilgilendiren bilgileri dilediğimiz gibi değiştirebildiğimize göre referandumda veya seçimde oy kullanırken bizim biz olduğumuzu ispatlamak da imkânsız olmasa gerek. 

Seçim ve referandumdan sonraki adım, çevrim içi denetim, çevrim içi tartışma, muhakkak daha karmaşık düzenlemeler gerektirir. Kanun hazırlanması da başlı başına bir ihtisas işidir ve TBMM’de bunu yapan bir daire vardır. Gerçi bugünlerde birçok şey gibi bu da by-pass ediliyor ama… Kanun, sonra kanunu düzelten kanun ve hemen ardından kanunu düzelten kanunu düzelten kanun çıkarmak zorunda kalınıyor. Demek ki mevcut yapı da kusursuz değil. Kim bilir, belki çevrim içi yasamada daha az hata yapılır. 

Dört yıl, beş yıl, birilerine verilen temsil hakkı. Bu temsil hakkını ele geçirip bilgilenme kanallarını kendi tekeline alan, muhalifleri hapse atan hürriyetsiz demokrasiler. Hele iktidar gücünün bir meclisin değil de bir grubun, hatta bir adamın eline verildiği yapılar. Denetimsiz, hesap verilebilirliğin yok edildiği yapılar. 

Bütün bunların yerine milletin, ülkesini vekiller vasıtasıyla değil, doğrudan kendinin yönettiği bir yapı düşünün! Dünyaya böyle tek bir örnek sunulsa, devamının çorap söküğü gibi geleceğini sanıyorum. Sonra bu sistemleri kurmayan, eski usulle devam edenlerin aslında demokrasi olmadığı düşüncesi gelişir. 

Yönetim yöneticilere bırakılacak kadar önemsiz değil

Çevrim içi demokrasinin zorlayacağı bir başka vakıa, halkın siyasetle, yani kendisinin nasıl yönetileceği ile ilgili konularda daha sık bilgi almaya, bunları daha sık düşünüp karar vermeye mecbur kılmasıdır. Böyle bir sistemin “halkı”nın boş zamanlarında siyasete bir göz atıvermesi pek olacak şey değil. Onun için, belki, yeni “vekâlet” oluşumları doğabilir. İnsanlar zor ve bilgi isteyen siyaset planlama, siyaset yürütme, kanun yapma, yapılan kanunu tenkit etme işlerini uzman gruplara devredebilir. Yaptıkları iş karşılığında maaş alacak uzman kişiler. Bir de benzer ihtiyaçların, taleplerin örgütlendiği STK’lar. Şüphesiz bunların da aksayan yönleri olacaktır ama bugünkü parti içi diktatörlükler çevrim içi sistemde çok zor kurulur. Nihayet insanların yapacağı, bir başka grup oluşturmak veya hiç gruba falan gitmeden meseleleri yine çevrim içi tartışıp kendi başına davranmaktır. 

Demokrasi “halk idaresi” değil miydi? O hâlde bırakalım halk idare etsin. 

Yazar

İskender Öksüz

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar