Yükleniyor...
20. yüzyılda toplumsal cinsiyetteki değişimler, geleneksel toplumsal cinsiyet kriterlerinin dönüşümü ile örtüşmektedir. Kadınların aktivizmi, geleneksel statülerinde bir değişikliğe yol açmıştır. Kadınlar, yeni “ailenin geçimini sağlayan” statüsüyle gündem geldi. Bu da Kafkasya’da ataerkil kurallarla koşullanmış toplumsal cinsiyet eşitliği politikasının geliştirilmesine ivme kazandırdı.
İdari komuta sisteminden piyasa ekonomisine geçiş, nüfusun farklı kesimlerini yeni koşullarda yaşamaya zorladı. İşletmelerin kapanması, devlet desteğinin olmaması, insanların ekonomik zayıflığı kadınları daha çok etkiledi.
Kafkasya’da yaşayan halkların hayatlarında meydana gelen siyasi, ekonomik ve sosyal değişimlere rağmen hâlâ gelenekçiliği tercih etmektedirler. Bu, her zaman olduğu gibi, modern zaman kadınlarının yaşamlarını olumsuz yönde etkiler. Anayasada kadına tanınan insan hakları ile gelenekten gelen düşük statülü haklar arasındaki dengesizlik çok açıklayıcıdır. Gelenekler, kadınları mevcut birçok haktan mahrum etti. Beyaz bir kadının gerçek durumu, yasal demokratik bir toplumun yasalarıyla örtüşmez.
Geçen yüzyılın son on yılları, “kadın tarihi”nin bağımsız bir bilim dalı olarak oluşumunun günümüzün en acil sorunu olduğunu ortaya koydu. Elbette bir bilim dalı olarak “Kadın Tarihi”nin oluşması bu soruna duyulan ilgiden kaynaklanmaktadır.
O zamana kadar kadının tarihte dışlanması, kadın tarihinin ihmal edilmesi “kadın tarihi”ne olan ilgiyi artırdı. Batı ülkelerinde ve eski Sovyetler Birliği’nde bu konuda yüzlerce bilimsel eser yazıldı. 1980’li ve 1990’lı yıllarda bu konuya olan ilgi daha da artmış ve bu konuda birbiri ardına somut tarihsel, sosyolojik, siyasi ve felsefi eserler yayınlanmıştır. (“Batı Avrupa Tarihinde Kadınlar”, V. 1-3. LND. 1982).
Kafkas halklarında antropo-estetik kadınlık ve erkeklik algısı sadece aile düzeyinde değil, toplumun diğer yapılarında da yansır. Kadın ve erkeğe dair toplumda oluşan fikirler ve cinsiyet statüleri toplumun taleplerine göre şekillenmektedir.
Toplumsal cinsiyet gelenekçiliği, toplumsal çevrenin toplumsal cinsiyet deneyimine dayalı doğal bir süreçtir. Kafkas sosyo-kültürel ortamında var olan cinsiyet kutuplaşması, toplum üyelerinin sosyal kurallarının oluşmasındaki en temel ilkelerden biridir.
Kafkas halklarında toplumsal cinsiyet eşitliği konusunun kültürel-tarihsel gelişim açısından incelenmesi, bu halklardaki kadın-erkek ilişkilerinin, toplumsal cinsiyet düzeninin ve kalıp yargılarının gelişiminin izlenmesine olanak tanır.
Dünyada yaşanan demokratik süreçlerin bir sonucu olarak, gelişmiş ülkelerde hem ailede hem de toplumda cinsiyet ilişkilerinde dönüşüm yaşanmış ve kadınlar mevcut cinsiyet asimetrisine son verme sloganını yeniden gündeme getirmişlerdir. Kafkas, özellikle Kuzey Kafkas kadınları bu harekete katılmamakla kalmadı, çoğu bu hareketi desteklemedi bile.