Kandırıldık

Saçı ak olur kara olur, benim feryadımı duyacak muktedirlerin yönettiği, Türkiye Cumhuriyeti Devletimi istiyorum.


1990’lı yılların sonunda KİT’ler kapatılmadan önce, devletimizin israf içerisinde, siyasilerin adam yerleştirmek için KİT’leri çiftlik gibi kullandığı söyleniyordu. Hepsi çeşitli şaibeler altında, bahanelerle satıldı ve paraları yok oldu. Bizler de millet olarak kandırıldık.

2000’li yılların başlarında “En büyük bütçe askeriyenin. O bütçe Millî Eğitim’e ayrılırsa inanılmaz yol alırız. Askeriye tepemizde bütçeyi sömürüyor” denildi. “Orduevlerinde bedava yaşanıyor” denildi. Ordumuz dünyanın en güçlü ordularındandı. Şimdi tüm gizli bilgileri ifşa olmuş, güç kaybetmiş bir ordumuz var. Millî Eğitim politikaları; yirmi senedir değişmeyen mevcut iktidar var iken; defalarca değişerek rekor kırdı. Millî olmaktan çıkıp dinî eğitim oldu. Fakat din de öğretilemedi. Bizler de millet olarak kandırıldık.

Muktedirlerin güç zehirlenmesi

Yıllarca “din elden gidiyor” diyen kesim muktedir oldu. Papa’nın eli öpüldü. Hristiyan âleme hizmet için BOP oyunu, Arap baharı başladı. Azınlıklar kaşındı ve Rumları memnun etmek için her şey yapıldı. Başımız örtük, altımız çıplak, Kur’an okumayan Müslüman insanlar. Kul hakkını götüren, din adına her şeyi normal sayan hırsızlar türettik. Bizler de millet olarak kandırıldık.

Bir gece de geçmişimiz ile bağımız koparıldı. Mezar taşlarını okuyamadığımız bir geçmişimiz var” denildi. Ama harf devrimi öncesi okuma oranından hiç bahsedilmedi. Sokaklarda kara çarşaflı insanlar doldu. Fakat kara çarşafın hangi din mensuplarınca kullanıldığı asla anlatılmadı. Millet olarak kandırıldık.

“Bir kaya parçası” denilerek küçümsenen Kardak için Yunan müdahalesine en sert karşılığı veren zihniyet yok edildi. Ege Denizindeki adalarımızda Yunan işgaline ses çıkmadı, sanki anlaşmalı gibiydi. Ama dünyaya her fırsatta kafa tutar gibi görünürken yaptık bunları. Millet olarak kandırıldık.

Kıbrıs’ta muhteşem bir müjde beklentisine şartlandırıldık. Sonra ilginç bir şekilde külliye yapım işi açıklandı. “Essahtan mı?” dedi herkes. Millet olarak daima kandırıldık.

Kandırırken kandırılanlar

Dışişleri yetkilileri olmadan, tek başına ve yanına devletin görevlisi yetkili mütercim almadan, konuşmaları tercüme edecek bir şahıs eşliğinde ABD Başkanı’yla toplantıya girildi. Ne konuşuldu? Bilen yok ama Afganistanlılar sürüyle geliyor “bekleme odası değil” denilen vatanıma. Yine millet olarak kandırıldık.

Akdeniz dedik kasırgalar yarattık. Ortalık karıştı ne aldık ne verdik de limanlarımıza döndü savaş gemileriyle arama gemileri? Bilemedik sadece kandırıldık.

Vatan için şehadete yürüyenlere “kelle” denildi. Türk milliyetçiliği ayaklar altına alındı. Sahnede “megri megri” eşliğinde göz yaşları döküldü. “Akil” denilen ve Türkiye’de yaşayıp PKK’yı aklama gayretine giren zihniyetin güruhu yollara düştü. TV’lerde alkışlandılar. Şehadete yürüyen askerlerimizin aileleri kahroldu. Millet olarak kandırıldık.

Irak’ın kuzeyinde bir koyup bin alacakken, vaatte bulunan yabancılar PKK’yı güçlendiren, yabancılar; yeni hain güçleri sahneye koydular.  Yıllarca savaştık, asker kaybettik, para kaybettik, perişan olduk. Sonuçta millet olarak kandırıldık.

Yahudi’ye “one minute” dedik. Oysa Yahudi cesaret madalyası takmışlardı boynumuza. Perhiz ile lahana turşusunu bile anlayamadık. Daima millet olarak kandırıldık.

Bir gecede operasyonla Süleyman Şah türbesini yürüttük. Orası bizim toprağımızdı. Yani bu bir vatan parçası kaybıydı. Toprağımıza sahip çıkamamak Cumhuriyet tarihimizde hiç yaşanmamıştı. İşte yine millet olarak kandırıldık.

FETÖ ile beraber yürünen yıllar

1980’li yıllardan itibaren bugünkü muktedir kadroya “adaleti, orduyu, idareleri ele geçirin” talimatını veren veya telkin eden Fetö denilen sivil ortak, yıllarca iktidar sahiplerinin yoldaşı ve danışmanıyken aniden rol değişti. Hallaç oldu kurumları dağıttı, devleti yaraladı en derinden. Oysa yönetenler huşu içinde TV’lerde ağlıyordu ve “Hocamızı en kısa zamanda getireceğiz ve itibarını iade edeceğiz” diyorlardı. Millet olarak kandırıldık.

Suriyeli sığınmacılara din ve Türk’ün vicdanı kullanılarak kucak açtırıldı. Şimdi biz vatanımızda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Hastaneler sırasız, üniversiteler sınavsız, her türlü hizmet de bedava olarak onlara sunuldu ve bayramlarda Suriye’ye gitmek onların eğlencesi oldu. Suriyelilerle evlenmek bir zamanlar teşvik edildi. Tavşan oldu ürediler ve sonunda konuşmaya başladılar “Bizi istemeyen Türkler buradan gidecekler.” dediler. Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye, Adana, Mersin, Antalya, İstanbul onların en yoğun işgali altında. Savaşmadan işgal edildiğimizi anlayamadık. Millet olarak hakikaten kandırıldık.

Şimdi Afganlar sınırdan bahçemize girer gibi girdiler. Askerim nerede? İHA nerede? SİHA nerede? Devletim nerede?

“Yerli otomobil üretilecek” yalan değilse gurur duyarız.

“Ay’a gidiyoruz” yalan değilse gurur duyarız.

Uçağımız yok ormanlarımız ve yaban hayatımız katledildi. Orman köylümüz perişan. “Uçağımız yok” diyenler Yunan’a yangın uçağı göndermek istiyor; şok olmadık. Anladık yine Millet olarak kandırıldık.

Ülkemde ne sorun olursa olsun. Hainlik yapanları ayıklayacak devletimi istiyorum.

Dar gününde vatandaşının yanında olacak Türkiye Cumhuriyeti Devletimi istiyorum.

Beni kucaklayacak, beni kandırmayan ve kendileri kandırılmayacak iktidar sahiplerinin yönettiği devletimi istiyorum.

Adalet ile hükmeden, üç, beş, on yerden maaş almayan iktidar sahiplerinin yönettiği Türkiye Cumhuriyeti Devletimi istiyorum.

İşgalcilerin işgal ettiği adalarımı çekip geri alacak güçlü Türkiye Cumhuriyeti Devletimi istiyorum.

İdam cezasını kanunlaştıracak ve uygulayacak Türkiye Cumhuriyeti Devletimi istiyorum.

Milletime küfreden, hastaneyi, otoyolu, havalimanını kullanan ve kullanmayandan da para alan beşli çeteden milletimi kurtaracak Türkiye Cumhuriyeti Devletimi istiyorum.

Saçı ak olur kara olur, benim feryadımı duyacak muktedirlerin yönettiği, Türkiye Cumhuriyeti Devletimi istiyorum.

Kandırılmak istemiyorum.

Yüreğim yanarken kafama çay atmayacak, “al yüreğinin ateşiyle, yanan evinin közünde, is kaplamış ormanın ortasında, yanık kokusuyla, yanan yaban hayvanı ve evcil hayvanların mateminde içersin” dercesine kafama çay atan iktidar sahiplerinin yönetmediği devletimi istiyorum.

Yazar

Yıldırım Üzümcüoğlu

3 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.