2019 Avrupa Parlamentosu seçimleri: AB’nin yapısı, geleceği ve Türkiye açısından değerlendirilmesi – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______31.05.2019_______

2019 Avrupa Parlamentosu seçimleri: AB’nin yapısı, geleceği ve Türkiye açısından değerlendirilmesi

Haydar Çakmak

23-26 Mayıs 2019 tarihinde, Avrupa Birliği’nin 28 üye ülkesinde, Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılmıştır. 1979 yılından bu tarafa her beş yılda bir üye ülke halkları tarafından doğrudan seçilmektedir. Bugün itibariyle meclisin 751 milletvekili vardır. Ülkeler nüfuslarına göre bu sayı içerisinde kendi milletvekillerini seçerek Avrupa Parlamentosu’na gönderir. En çok milletvekiline, 96 milletvekiliyle, nüfusu en kalabalık olan Almanya sahiptir. En az nüfusa sahip Lüksemburg (500 bin) ve Kıbrıs Rum Yönetimi (850 bin) gibi ülkelerin de en az 6 milletvekili hakları vardır. 743 milyon nüfusu olan AB’nin 400 milyon seçmeni var. 28 üye ülkeden 177 siyasi parti seçime katılmıştır. Avrupa Parlamentosu Brüksel ve Strasburg’ta toplanır. Yönetim ve çalışma birimlerinin çoğunluğu Lüksemburg’ta bulunur.

Seçilen 751 milletvekili, parlamentoda ülkelere göre grup oluşturmazlar. Avrupa Parlamentosu’nda ideolojik ve siyasi felsefelere göre belirlenmiş sekiz farklı grup vardır. Üye ülkelerden gelen milletvekilleri bu gruplara girerler veya yeni grup oluştururlar. Ancak grup oluşturmanın koşulları var; gruplar, en az 25 milletvekili ve en az yedi ülkeden oluşacaktır.

Avrupa Parlamentosu’nun en önemli özelliği tek başına yasa çıkartma hakkı olmamasıdır. Yasayı, üye ülkelerin bakanlarından oluşan Avrupa Birliği Konseyi ile birlikte çıkartır. Bunun en önemli sebebi, buradan çıkacak yasa bütün AB üyelerini bağlayacağı için hiçbir ülke bu kadar önemli yetkiyi tek başına Parlamentoya vermek istememektedir. Ayrıca parlamentodaki milletvekilleri 28 üye ülkenin çoğunluğunda -özellikle de büyük ülkelerde- siyasi sorunlar çıkaran marjinal insanlar veya bir şekilde meşgul edilmek ve kurtulmak istenen sorunlu insanları ülke iç siyasetinden uzaklaştırmak istedikleri kişilerden oluşur. Tabii bunlara ilave olarak çok siyasi olmayan, ülkenin çıkarlarını ve AB yönetimini sağlayacak milletvekilleri de bulunmaktadır. Ayrıca ödüllendirilmek istenen ve çok siyasi olmayan bazı değerli şahsiyetleri veya aydınları da aday gösterirler. Bu ve benzer nedenlerden dolayı AB Parlamentosu’na tek başına yasa çıkarma yetkisi verilmemiştir.

AB Parlamentosu’nun en önemli yetkisi bütçeyi onama ve denetleme yetkisidir. Tatil dönemleri hariç, ayda bir hafta toplanırlar. Ülkelerinden geliş gidiş yol paralarını ve otel ücretlerini AB öder. Bir milletvekili maaş olarak ayda net 6824,85 Avro almaktadır. Bir milletvekili, kendisine yardımcı ve bir büro kiralayabilir. Bunları AB öder ama maaş ve harcamaların toplamı bir ayda en fazla 24.943 Avrodur.

23-26 Mayıs 2019 seçimlerinde, Avrupa’da yaygın bir şekilde, aşarı milliyetçi, AB karşıtı ve ırkçı partiler büyük başarı elde edecekler inancı vardı. Ancak merkez sağ ve merkez sol partilerin bu inancı ve tehlikeyi halklara; bu aşırılar, Avrupa’yı değerlerinden koparacaklar, kaos olacak ve kıtada barış bozulacak propagandası ve stratejisi Avrupalı halkları korkutmuş ve 1994 yılından bu tarafa ilk defa Avrupa seçimlerine katılım oranı yüzde elliyi (50.95) geçmiştir. Bu seçim sonucunun belirgin özelliği; merkez sağ ve merkez solun son 25 yıldır geleneksel olarak işbirliği ile meclis başkanlığını aralarında 2.5 yıl süreyle sırasıyla yürütmesinin mümkün olmamasıdır. Bu kez sayısal güçleri yetmediği için bir başka grupla anlaşma yapmak zorunda kalmalarıdır. Merkez sağ ve sol gruplar, aşırı gruplara hep mesafeli olmuşlar ve işbirliği yapmamışlardır.

Aşırı sağ ve ırkçılar her ne kadar aralarında görüşmeler ve toplantılar düzenleseler de çok ciddi görüş farklılıkları vardır. Birbirlerine karşı, kendi ülke çıkarları ve halklar arasında geçmişten gelen husumet veya günümüzdeki çıkar çatışmalarından çok etkilendikleri ve önemsedikleri için kavga yapmaları çok olağandır. Anlaştıkları en iyi konu İslam ve Türk aleyhtarlığıdır. Bu tek ortak nokta da onların dostluğunu yaratması ve devamı için yeterli değildir.

Aşağıda BBC Türkçenin hazırladığı seçim sonuç tablosunda net olarak görüldüğü gibi Avrupalı halklar, korkulan sonuç için oy kullanmamışlar ama merkez ve demokrat partilere ince bir mesaj vererek gereken yenilenmeleri ve akıllı politikalar izlemezseniz aşırılara oy vererek sizi cezalandırabiliriz mesajı vermişlerdir. Avrupa Liberalleri sürpriz yaparak beklenenden fazla oy almışlar ancak bu skoru yükselten Fransa’da Macron’un partisidir. Yine de Liberaller ve Yeşillerin başarısını not etmek gerekir.

Avrupa Parlamentosu’nda yeni sandalye dağılımları
PartiSandalye sayısıDeğişim
EPP (Merkez sağ)182-39
S&D (Merkez sol)147-44
ALDE (Liberal)109+42
G/EFA (Yeşiller)69+19
ENF (Milliyetçiler)58+58
ECR (Muhafazakâr)59-11
EFDD (Aşırı sağ)54+6
GUE/NGL (Sol)38-14

Avrupa’da çevre ve iklim değişikliği sorunlarını öncelikleyen Yeşiller Partisi’nin eski gücünün kalmayacağı düşüncesi yanlış çıktı ve beklenmedik bir şekilde oyları düşmediği gibi seçimden güçlenerek çıktılar. Avrupa’nın beş büyük ülkesi bu seçimlerden sorunlu bir şekilde zayıflayarak çıkmıştır.

Almanya’da Merkel’in partisi 2014 seçimlerinde 35 vekilden 2019’da 29 vekile, merkez sol ise 27 sandalyeden 15 sandalyeye düşmüştür.

Fransa’da Macron iktidarı 21 vekil çıkarmış ve 22 vekil çıkaran aşırı sağ Milli Cephe partisinden sonra gelmiştir.

İngiltere’de ise seçim sonucu daha ilginç olmuş, AB karşıtı yeni kurulan aşırı parti Brexit merkez sağ ve sol partilerin önüne geçerek birinci parti olarak çıkmıştır. İktidardaki muhafazakar parti 1832 yılından bu tarafa aldığı en az oy oranına (9.2) düşmüştür. İşçi Partisi ise 18.3’e gerilemiştir.

İtalya’da ise beklenen oldu ve iktidar ortağı aşırı sağcı Lig Partisi ve lideri Mateo yüzde 28 ile seçimden birinci parti olarak çıkmıştır. İktidar ortağı yine aşırı sağcı olan 5 Yıldız Partisi de yüzde 20 ile önemli bir başarı elde etmiştir. Merkez sağ ve sol partiler beklenen başarıyı gösterememiştir.

İspanya’da ciddi bir sapma ve sürpriz olmamıştır. Sosyal demokratlar yüzde 32, merkez sağ Halk Partisi yüzde 20 ve aşırı sağ Vox Partisi ise yüzde altı da kalmıştır.

Avrupa Parlamento seçimleri Türkiye açısından farklı bir durum yaratmayacaktır. Zira Avrupa’da, merkez sağ veya sol da dahil olmak üzere, hemen hemen bütün siyasi partiler Türkiye’nin üyeliğine mesafeli veya karşılar. Aşırı partiler ise şiddetle karşılar, aralarında doz farkı var. Türkiye-AB ilişkileri zaten kötü, iki kez kötü olması mümkün değildir. AB, Türkiye’yi üye yapmak istemiyor. AKP iktidarı da AB üyesi olmak istemiyor. İki tarafın amacı örtüşmektedir. Dolayısıyla AB Parlamentosu’nun siyasi ve ideolojik kompozisyonu bu noktada çok da belirleyici olmayacaktır.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları