Yükleniyor...

Hayvancılık ve Su Ürünleri
Hayvancılık
Türkiye’de tüm dünyada olduğu gibi, hayvansal ürünler toplumun yeterli ve dengeli beslenmesindeki en önemli kaynaklardır. Alt üretim dallarıyla birlikte hayvancılık, gıda temininde olduğu kadar kırsal alanların ve biyolojik çeşitliliğin korunması ile kırsal kesimde hayat standartlarının yükseltilmesi açısından da son derece önemlidir. Bu nedenle hayvancılığın sorunlarının çözülmesinde yalnızca bu sektöre özgü politikalar yeterli olmamaktadır. Sektöre özel politikaların, makro bir yaklaşım içerisinde doğru ve rasyonel bir kalkınma ve gelişme strateji/politikalarıyla birlikte oluşturulması gerekli görülmektedir (Kalkınma Bakanlığı Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2014).
2007-2013 yılları arasında hayvansal üretim ve ürünlerde küresel çapta yaşanan pek çok değişiklik ulusal politikalarda olduğu kadar uluslararası politikalarda da kendini göstermiş ve özellikle Avrupa Birliği (AB)’nin 2013 sonrası Ortak Tarım Politikası (OTP) reformu hayvansal üretimde hedeflerin yön değiştirebileceğine işaret etmektedir. Aynı dönemde hayvancılık alanında dünya ticaretinde etkin olan Güney Amerika ülkeleri ile büyüyen ekonomi ve artan nüfusları ile Asya ülkelerinin küresel eğilim ve seyirlerinin uluslararası piyasaları geçmişe göre daha fazla etkileyeceği görülmüştür. Bir yandan üretimin giderek el ve yer değiştirmesi ile aile işletmelerinin yerini alan “endüstri tipi” işletmelerin artmasının; çevre, sektör ve tüketicide yarattığı olumsuz baskı diğer yandan tüm dünyayı etkileyen küresel iklim değişikliği ve artan gıda fiyatlarına karşı önemi giderek ortaya çıkan aile işletmeleri ve yerel üretim-tüketim hareketlerinin Onuncu Kalkınma Planı döneminde küresel gelişmelerin eksenine oturması beklenmektedir.
Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde Türkiye’de kırmızı et ithalatı başlatılmış, bu süre içerisinde yerli hayvansal üretimi desteklemek için doğrudan ödemelere ağırlık vermenin yanı sıra, hayvancılığa aktarılan kaynaklar da önemli ölçüde artırılmıştır. Hayvan hastalıkları ile ilgili kontrol ve eradikasyon çalışmaları hem de yerli hem dış kaynaklar aracılığıyla devam etmiş, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeniden yapılanma sürecinde adı 1974’te olduğu şekliyle “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB)” olarak değiştirilmiş ve bu kapsamda bir Hayvancılık Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Geçilen yedi yıl içerisinde önemli bir diğer gelişme, AB müzakerelerinde önemli fasıllardan birisi olan Gıda Güvenilirliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı faslının müzakerelere açılmış olmasıdır. AB ile uyum çalışmaları kapsamında özellikle gıda güvenilirliği ile ilgili mevzuat büyük oranda yenilenmiş olup, bazı konularda halen çalışmalar sürmektedir.
Onuncu Kalkınma Planı dönemine, hayvancılık sektöründeki; genetik materyal, veteriner tıbbi ürünleri ile aşı, et ve yem ithalatının sürdüğü, girdi maliyetlerinin arttığı, yetiştiricinin çiftlik fiyatı/tüketici fiyatı paritesinde payının azaldığı, üretici gelirlerinde desteklemelerin payının arttığı bir hayvancılık sektörü ile girilmiştir. Bu nedenle, ekonomi ve gıda alanlarında yaşanan krizleri de gözeterek, “kendini besleyebilen bir Türkiye’nin tesis edilebilmesi gerekliliği”nin, önümüzdeki sürecin ana gündemini oluşturması beklenmektedir.
Onuncu Kalkınma Planı kapsamında yürütülen Hayvancılık ÖİK çalışmalarında hayvancılık sektörünün vizyonu; “Uzun vadeli politikalar ve etkin kaynak kullanımıyla; yeterli, nitelikli ve örgütlü hayvansal üretimle sağlıklı gıdaya ulaşmayı hedefleyen, rekabet gücü yüksek, üreticisinin refah düzeyini artırabilen, ulusal ekonomiye katkısı yüksek, sürdürülebilir bir hayvancılık sektörü” olarak ifade edilmiştir. Komisyon tarafından yapılan GZFT analizinde vurgulanan güçlü yönlerin başında hayvancılığın toplumun geleneksel kültürünün bir parçası olması ile Türkiye’nin hem ekolojik hem genetik zenginlikleriyle farklı hayvansal üretim modelleri için elverişli bir coğrafyada olması gelmektedir. Sektöre özgü uzun vadeli politikaların bulunmayışı, istikrarsız piyasa koşulları, dışa bağımlılık ve hayvan hastalıkları ise hayvancılık sektörünün en önemli zayıf yanları olarak tespit edilmiştir. Hayvancılık ÖİK toplantılarında hayvancılık sektörü ile ilgili olarak dönüşüm alanları; desteklerin ve ıslah çalışmalarının bölgesel üretim koşulları ve arz-talep projeksiyonlarına yönelik planlanması, küçükbaş et üretiminin artırılarak kırmızı et tüketimindeki payının artırılması, hayvansal ürün ve girdi piyasalarının istikrara kavuşturulması, yem temininin ülke içi kaynaklardan sağlanması, girdi ve ürün kalitesinin artırılması, kayıt sistemlerinin ve veri kalitesinin geliştirilmesi, sektörün ihtiyaçlarına yönelik temel eğitim ve yayım çalışmalarının yetiştirici, bakıcı, ara eleman yetiştirilmesine yönlendirilmesi, yetiştirici/üretici örgütlerinin hizmet alanlarında ve pazardaki etkinliğinin güçlendirilmesi olarak gruplandırılabilir. Rapor kapsamında Türkiye’nin 2018 yılı süt ve et üretim-tüketim hedeflerinin belirlenmesi amacıyla 3 farklı senaryo hazırlanmıştır. Bu senaryolarda 2018 yılına dek olası süt ve et talebini karşılamak için hem hayvan varlığının hem de hayvan başına verim seviyelerinin artırılmasının gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda Hayvancılık ÖİK Raporu; Türkiye hayvancılığının, Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023 yılına gıda güvenilirliği ve güvenliğini temin ederek, rekabetçi ve kırsal kalkınmaya katkıyı sağlayarak girmesi yönünden de değerlidir. Onuncu Kalkınma Planı döneminde Türkiye’nin küresel bir güç olarak hayvansal üretim ve ticarette payını artırması için atılması gereken adımların Hayvancılık ÖİK’nın ortak görüşleri ile hazırlanan bu rapor ile ortaya konması hedeflenmiştir.
Uluslararası hayvan ve hayvansal ürün ticaretinde önemli alıcılardan birisi olan Türkiye hem genetik materyal hem de anlı hayvan ticaretini büyük oranda ABD, AB ülkeleri ve Kanada ile gerçekleştirmekte, çoğunluğu kanatlı eti ve yumurtasından (damızlık hariç) oluşan ihracatını ise Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile Türk Cumhuriyetleri’ne yapmaktadır.
Türkiye 2008 yılında hayvancılık desteklemelerinde de oldukça kapsamlı bir değişikliğe giderek hayvan başına ödenen doğrudan destek uygulamasını artırmıştır. Destek şeklinin değiştirilmesinin yanı sıra hayvansal desteklerin toplam tarımsal desteklerdeki payının giderek artırılması ve desteğe tabi alt üretim dallarının çeşitlendirilmesi, destekleme ödemelerinde örgütlenme, hayvan sağlığı gibi uyum kurallarının uygulanması önemli değişiklikler olmuştur.
OECD Tarım Raporu’nda (2010); hayvancılık ürünleri için, domuz eti dışındaki ortalama et fiyatlarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde ilk başlarda arzların düşük, yem maliyetlerinin yüksek olması ve artan talep nedeniyle reel olarak 1997-2006 ortalamasını aşmasının beklendiği vurgulanmıştır. Rapora göre ekonomik canlanma, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hububata oranla et tüketimini güçlendirirken, artışın en büyük bölümü dana etine oranla daha ucuz olan etlerde (tavuk ve domuz etleri) görülecek. Süt mamullerinde en yüksek artışın tereyağı fiyatlarında görülmesi beklenmektedir.
Resmi istatistiklere olan güven eksikliği de dikkate alınarak; aşağıdaki çizelgeden özellikle ülkemizde sığır sayısında yıllar boyunca önemli artış olduğu görülmektedir.
Çizelge 1: Tür ve Irklarına Göre Hayvan Varlığı
| Hayvan türleri | 2002 | 2005 | 2010 | 2016 |
| Büyükbaş | 9.924.575 | 10.631.405 | 11.454.526 | 14.222.228 |
| Sığır | 9.803.498 | 10.526.440 | 11.369.800 | 14.080.155 |
| Kültür | 1.859.786 | 2.354.957 | 4.197.890 | 6.588.527 |
| Kültür melezi | 4.357.549 | 4.537.998 | 4.707.188 | 5.758.336 |
| Yerli | 3.586.163 | 3.633.485 | 2.464.722 | 1.733.292 |
| Manda | 121.077 | 104.965 | 84.726 | 142.073 |
| Küçükbaş | 31.953.800 | 31.821.789 | 29.382.924 | 41.329.232 |
| Koyun | 25.173.706 | 25.304.325 | 23.089.691 | 30.983.933 |
| Keçi | 6.780.094 | 6.517.464 | 6.293.233 | 10.345.299 |
Kaynak: TÜİK
Çizelgede görülebileceği gibi ülkemizdeki sığır mevcudunun kültür ırkı sayısı hızla artarken, yerli ırk sığır sayısında önemli düşüş olmuştur. Melez ırk hayvan sayısındaki artış daha az oranda olmaktadır.
Bu oranda bir artış olmasına rağmen et arzında ve fiyat yükselmesindeki nedenleri izah etmek zor olmaktadır. AB’nin Türkiye 2011 İlerleme Raporu’nda tarım istatistikleri konusunda bir stratejinin kabul edilmemiş olması eleştirilmektedir. GTHB bünyesinde bulunan tüm bilgi sistemlerinin, tek veri tabanı altında toplanmasını sağlayan Tarım Bilgi Sistemi (TBS) çalışmalarının etkin bir şekilde yürütülmesi önem taşımaktadır.
Ovalarda ve yaylalarda koyun ve keçi sürülerini seyrek olarak görülebilmesi durumu, küçükbaş hayvan sayısındaki resmi rakamların yüksekliği ile çelişmektedir.
Türkiye’deki atçılık faaliyetleri, 1 milyar Avro’yu aşan cirosuyla 2012 yılı itibarıyla dünyada 12. sırada yer almaktadır. Gerek özel sektörün, gerekse TİGEM’in haraları, ülkemizdeki atçılığı dünya ile rekabet edebilir bir düzeye çıkarmaya çalışmaktadır.
Çiftçi elinde yerli ırk hayvanların muhafazası proje destekleriyle yerli hayvan genetik kaynaklarımızın muhafazasında başarılı çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca tiftik üretimine destek verilmesiyle tiftik keçisi üretiminde önemli başarı sağlanabilmiştir.
Sûni tohumlama üretiminde önemli üretim rakamları yakalanabilmiş iken dondurulmuş embriyo transferi çalışmalarında istenen başarı sağlanamamıştır.
“Koyun ve Keçilerin Elektronik Olarak Kimliklendirilmesi ve Kaydı Projesi” ile elektronik kulak küpesi ve el terminali tedariki yapılmış olup ücretsiz olarak ülke genelinde koyun ve keçilerin elektronik olarak kimliklendirilmesi ve kaydı yapılmaktadır. Eylül 2017 itibariyle 12.976.307 adet yeni doğan kuzu ve oğlak elektronik olarak kimliklendirilerek kayıt altına alınmıştır.
Hayvan hastalıkları ve zararlılarının olumsuz etkilerinin azaltılması yönündeki çalışmalarda, hayvancılık işletmeleri bazında koruyucu önlemlerin alınması ile ülke şartlarına uygun aşı, ilaç ve serum üretimlerinin miktar ve kalitesinin iyileştirilmesi ihtiyaçları devam etmektedir.
2017 yılı itibariyle GTHB çalışma izni verilen hayvan hastanesi sayısı 54, veteriner teşhis ve analiz laboratuvarı 38, deney hayvanı kuruluşları 135, veteriner klinik 5501, veteriner poliklinik 52, ev ve süs hayvanı satış yerleri 2069 olmuştur.
2002 yılında et üretimi toplamı 420 bin ton, 2010 yılında 780 bin ton ve 2016 yılında ise 1,17 milyon ton olmuştur.
Ayrıca 2002 yılında süt üretimi 8.408.568 ton, 2010 yılında 13.543.674 ve 2016 yılında ise 18.489.161 ton olmuştur. 2016 yılı süt üretiminin yaklaşık 16,7 milyon tonu inek, 1,16 milyon tonu koyun, 480 bin tonu keçi ve 63 bin ton manda sütü olmuştur. Özellikle son yıllarda sağlıklı ve kaliteli beslenme anlayışı çerçevesinde keçi ve manda sütü ve süt ürünlerine olan talep hızla artmaya devam etmektedir (TÜİK, Hayvansal üretim istatistikleri).
Ülkemizde birim hayvan başına elde edilen verim düzeyleri, hayvancılığın gelişmiş olduğu ülkelere göre düşük seviyelerde olup TÜİK’in 2009 yılı verilerine göre sığır karkas ağırlığı ortalama 216 kg iken inek başına süt verimi 2800 kg/laktasyon düzeyindedir. Gelişmiş ülkelerde ise bu miktarlar sırasıyla 270-280 kg karkas ve 5000-6000 kg/laktasyon civarındadır.
2002 yılında üretilen yumurta sayısı 11 milyar, 2010 yılında 11 ve 2016 yılında ise 18 milyar olmuştur. Ancak, Türkiye, kanatlı sektöründe damızlık temininde büyük oranda dışa bağımlıdır. Nitekim damızlık tavuk yumurtası ile civciv ihtiyacı çoğunlukla ithalatı ile karşılanmaktadır. Son yıllarda kamu tarafından geliştirilen damızlık ırkların ihtiyacı karşılaması için çalışmalar yürütülmektedir.
Üretilen kümes hayvanı et miktarı ise 2002 yılında 696 bin ton, 2010 yılında 1.444 bin ton ve 2016’da 1.879 bin ton seviyesine ulaşmıştır (TÜİK).
Bal üretimi 2002 yılında 74.554 ton, 2010 yılında 81.115 ve 2016 yılında 105.727 ton olmuştur. Orijini belli balları tercih eden AB ve ABD tüketicilerine yönelik monofloral balların üretimi, diğer arı ürünleri üretiminin özendirilmesi, sınır ticareti veya illegal yollardan kalitesiz bal girişinin engellenmesi ve arıcılık sektörüne gerekli desteğin sağlanması arıcılık sektörüne önemli bir rekabet üstünlüğü getirecektir. Ancak özellikle üreticilerin kalite, standart ve pazarlamada yeterince etkin olamamaları buna büyük ölçüde engel olmaktadır. Bilindiği üzere son zamanlarda tespit edilen sahte bal satışları yerli tüketimin de azalmasına ve tüketicinin güvenini kaybetmesine neden olmuştur. Tüm bunlara karşın, Türkiye arıcılıkta çok önemli potansiyele sahiptir.
2009 yılı ikinci yarısından itibaren sürekli bir artış eğilimine giren kırmızı et fiyatlarının düşürülmesi için ilk etapta, 2010 yılında, Et ve Balık Kurumu (EBK) Genel Müdürlüğüne kasaplık hayvan ithalatı görevi verilmiş; fiyatlarda bir gerileme olmaması nedeniyle daha sonra gümrük vergileri indirilerek, özel sektöre de besi materyali ve karkas et ithalatı izni verilmiştir.
Temmuz 2017 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile canlı büyükbaş ve küçükbaş, et ithalatında gümrük vergileri 31/12/2018 tarihine kadar sıfırlanmıştır. Alınan Kararla; hayvancılıkta Et ve Süt kurumuna sıfır gümrükle ithalat yetkisi verilmiştir. Et ve Süt kurumunun yılsonuna kadar kullanacağı ithalat kontenjanı ise; canlı büyükbaş hayvanlar için 500.000 baş, canlı koyun ve keçiler için 475.000 baş, büyükbaş hayvanların eti 75.000 ton ve çeyrek karkas 20.000 ton olarak belirlenmiştir. İthal edilen et kıyma ve kuşbaşı olarak belirli marketlerde satışa sunulmuştur.
Bu ithalat uygulamanın yerli besi hayvancılığımıza büyük darbe vuracağı çok sayıda ekonomist ve uzman tarafından dile getirilmektedir.
Bu uygulamaları tamamlayacak şekilde, kırmızı ete olan talep baskısının azaltılması amacıyla, talebin tavuk, hindi ve balık gibi et türlerine kaydırılması önemli bir seçenek olarak değerlendirilmelidir. Bununla beraber, kırmızı et üretimi amacıyla başta koyunculuk olmak üzere hayvan sayısının artırılması ve besiciliğin yaygınlaştırılması önemini devam ettirmekte, diğer et üretim amaçlı hayvan yetiştiriciliğinin özendirilmesi ihtiyacı bulunmaktadır.
Tarım Bakanlığının et teminindeki görev ve sorumluluğunun; hayvan üretiminin artırılmasını sağlayacak tedbirleri almak, milli hayvancılık sektörünü desteklemek, üretim artışıyla et fiyatlarında istikrar sağlamak olması ve üreticiyi küstüren hayvan eti ithal eden bakanlık olmaması beklenirdi. Et ithalatı gerekli görüldüğünde, Tarım Bakanlığına danışarak Ticaret Bakanlığının bu görevi yerine getirmesi sağlanabilirdi.
Ülkemizde kaliteli kaba yem kaynaklarını, çayır-mer’a ve yem bitkileri alanları oluşturmakta, yaklaşık 21 milyon hektar çayır-mer’a alanı ile yem bitkileri toplam 15 milyon ton kuru ot karşılığı üretim yapılabilmektedir Uzun yıllardır yapılan gözlem ve deneyimler; hayvancılığımızda girdilerin %70’e yakın bölümünü oluşturan “Yem harcamalarında” temel sorunun “yoğun yemler” den değil “kaba yemler”den kaynaklandığını ortaya koymuştur.
Yurdumuzda ağırlıklı olarak yonca, korunga, adi fiğ ve burçak gibi geleneksel bir kaç yem bitkisinin tarımı yapılmaktadır. Batı Avrupa’da süt sığırlarının enerji ihtiyaçlarının %50’sinin çayır ve mer’alardan, %25’inin kuru ot ve silajdan, %25’inin de yoğun yem (kesif yem=konsantre yem) ile karşılandığı belirtilmektedir. Aynı şekilde ABD’de yem bitkileri, çayır ve mer’a otu besideki et sığırları dışındaki hayvanların rasyonlarında önemli bir yer tutmaktadır.
Hayvancılık sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli kaba yemin karşılanması için yem bitkileri ve silaj üretiminin artırılması yanında, Türkiye’nin en önemli kaynaklarından biri olan mera, yaylak ve kışlakların ıslah edilerek otlatma kapasitelerinin artırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Tarlanın tüm bir ekim mevsimi veya bir kaç yıl süreyle tamamen yem bitkilerine ayrılması anlamına gelen “ana ürün” olarak yem bitkileri tarımı, kaba yemlerin ülkemizde üretim ve tüketimini düzenleyecek bir pazar ortamının bulunmaması, hayvansal ürün fiyatlarındaki dalgalanmalar ve pazarlama zorlukları gibi birçok nedenle yaygın olarak yapılmamaktadır. Ülkemizde yem bitkileri tarımı, daha çok ara ürün, yan ürün veya ikinci ürün olarak dikkate alınmaktadır.
Türkiye hayvansal üretiminde en önemli maliyet kalemlerinden olan yemdeki dış ticaret açığı 2011 yılında 1,7 milyar ABD Dolarını aşmış ve sadece 400 bin ton civarında bitkisel protein kaynağı ithal edilmiştir. Ek olarak 1,5 milyon ton yağlı tohum, 1,3 milyon ton küspe ithal edilmiştir.
Yem maliyetleri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok yükselmiş ve yurt içi arz yetersizliği sebebiyle bazı yıllarda kaba yem ve 2017 yılında olduğu gibi saman ithalatı yapılmasına karar verilmiştir.
Çizelge 2: Yem Üretimi Miktarları (Ton)
| Yıllar | Sığır Besi Yemi | Sığır Süt Yemi | Etlik Piliç Yemi | Yumurta Yemi | Diğer Karma Yemler | Genel Toplam |
| 2002 | 898.944 | 1.535.418 | 790.814 | 89.836 | 2.300.141 | 5.615.153 |
| 2005 | 1.355.332 | 2.027.578 | 1.076.135 | 96.411 | 2.278.817 | 6.834.273 |
| 2010 | 2.169.487 | 3.466.422 | 3.453.846 | 820.753 | 1.257.022 | 11.167.530 |
| 2016 | 3.827.073 | 5.840.262 | 4.566.237 | 2.958.232 | 3.210.048 | 20.401.852 |
Kaynak: Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü
Hayvancılıkta kapalı besi ve süt hayvancılığının daha da yoğunlaştırılması ülke içinde üretilen yemin yetersizliğini daha da artırmıştır. 2017 yılında da kaba yem kapsamında özellikle saman ithal edilmesi, besicilik sektörün sürdürülebilirliği konusunda kamuoyunda imaj ve algı bozulmasına neden olmuştur.
Büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde kârlılığı etkileyen en önemli unsur olan kaliteli kaba yem arzında destekleme politikalarıyla önemli miktarda artış sağlanmış olup yem bitkilerinin kalite ve çeşit bakımından geliştirilmesi ve üretimlerinin artırılması, sektör açısından önemini korumaktadır.
Hayvancılık Sektörünün Sorunları ve Çözüm Önerileri:
Aşağıda verilenler konular içinde yer alan Türkiye’de hayvancılık sektöründe görülen sorunlar Onuncu Kalkınma Planı Hayvancılık Özel İhtisas Komisyonu’nda çok geniş olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın Bakanlar Kurulu’na 2017 yılının sonlarında sunması beklenen küçük aile işletmelerinin desteklenmesi projesi kapsamında:
Karaçaltı (2017), hayvancılığın mevcut gerçek durumunu, sorunlarını ve çözüm önerilerini aşağıdaki gibi ortaya koymuştur:
Realite-sorunlar:
Çözüm önerileri:
Kabul edilmelidir ki ülkemiz ve özellikle Orta Anadolu Bölgesi kıraç şartları iklim değişikliğinin etkisiyle de artan bir şekilde kuraklaşmakta ve adeta çöl şartlarına yakın bir durum göstermektedir. Genelde 1.600-2.000 mm yağış alan Avrupa kıtasında kaba yem için özel bir gayrete ihtiyacı olmayan ülkeler vardır. Üstelik bu ülkeler en az 50-60 yıl önce başlayan mer’a ıslah ve yönetimi tecrübelerine sahiptirler.
Ülkemizde;
ile kaba yem ihtiyacının karşılanabilmesi belli ölçüde gerçekleştirilebilir. Bu tercihte koyunculuk kırmızı et üretiminde başa alınmalıdır. Bazı tüketicilerin koyun etini tercih etmemelerine neden olarak gösterilen koyun etinin kokması gibi özellik giderilebilir bir durumdur.
2. Hayvan materyali
3. Üreme-çoğaltma (reprodüksiyon)
Buzağılama aralığının uzunluğu, hayvan hastalıkları, memur zihniyetiyle sûni tohumlama, besleme hataları reprodüksiyonun değerini iki kat kötüleştirmektedir. Bunların düzeltilmesi gereklidir.
4. Hayvan hastalıkları
Hayvancılıkta tedavi hekimliği yoktur. Tedavi gören hayvan iyileşse bile çoğu kere ekonomik vasfını kaybetmektedir. Esas olan veterinerlik tedavi değil, koruyucu hekimlik olmalıdır. Bu da besleme tabanlı, doğru ve zamanında aşılama, sürekli takip, hijyen tedbirleri esasını oluşturmaktadır.
5. Hayvan ithalatı: Mevzuat, gereksiz heyetler ve aracı çokluğu ülkemiz için diğer ülkelere göre en az %30, en çok %60 kadar pahalı hayvan ithaline sebep olmaktadır. Bu durumun düzeltilmesi gereklidir.
Amaçlar ve Hedefler:
Stratejiler ve Politikalar:
Su Ürünleri
Su ürünleri üretimi:
Su ürünlerinde, avcılık yoluyla elde edilen ürün miktarında dalgalanmalar gözlenirken (2000 yılında genel toplam 582 bin tonluk su ürünleri üretimi içinde avcılık toplamı (deniz ve iç sular) 503 bin ton ve 2015 yılında genel toplam olan 672 bin ton üretim içinde avcılık 432 bin ton), yetiştiricilikte üretimin yıllar itibarıyla artmakta (2000 yılında 79 bin ton ve 2015 yılında 240 bin ton) ve bu oran 2015 yılında %36 olmuştur ve bu eğilimin devam edeceği öngörülmektedir (TÜİK).
Denizlerden yapılan avcılıkta en önemli pay Karadeniz`e aittir. 2015 yılında denizlerden yapılan avcılıktaki payı %80 olmuştur. 2015 yılında su ürünleri yetiştiriciliğinin %42`si iç sulardan, %58`i denizlerden gerçekleştirilmiştir.
Türkiye su ürünleri dış ticaretinde önceleri açık veren durumdayken, son zamanlardaki özellikle ihracata yönelik yetiştiricilikle dış ticaretteki durum pozitif hale gelmiş bulunmaktadır. 2000 yılında 14 bin ton ihracat (46 milyon $) ve 44 bin ton ithalat (36 milyon $) yapılırken; bu durum 2010 yılında 55 bin ton ihracat (312 milyon $) ve 80 bin ton ithalat (133 milyon $), 2016 yılında 145 bin ton ihracat (790 milyon $) ve 82 bin ton ithalat (180 milyon $) rakamlarına ulaşılmıştır. Su ürünleri ihracatımızda yetiştiricilik ürünleri önemli bir yer tutmaktadır (ZMO Su Ürünleri Raporu, 2017).
Sektörün Sorunları:
Sektör temsilcileri tarafından çeşitli platformlarda dile getirilen problemlerdir. Ayrıca, su kaynaklarımızın azalması ve kirlilik artışları da sektörü tehdit eder konumdadır.
AB uyum çalışmaları kapsamında yayınlanan raporda; avcılıkta etkin kaynak yönetim sisteminin kurulması ve bu hedefe yönelik olarak idari kapasitenin geliştirilmesi amacı doğrultusunda karaya çıkış noktalarında kontroller yapılabilmesi için balıkçı barınağında ofisler kurulmuş olup, teknelerin kontrolünde uzaktan algılama yönteminin kullanımının yaygınlaştırılması, tekne ve avcılık faaliyetlerine ilişkin kayıtların tutulmasını hedefleyen bilgi sistemlerinin geliştirilmesi çalışmalarına devam edildiği; ayrıca, kaynak yönetiminin önemli unsurlarından biri olan stok değerlendirme çalışmalarına yönelik kapasitenin artırılması amacıyla AB Mali İşbirliği kapsamında yürütülen proje ile insan kaynaklarının geliştirilmesine, fiziki, yasal ve idari ihtiyaçların tespit edilmesine ilişkin çalışmaların yürütülmüş olduğu rapor edilmiştir.
Kaynak ve filo yönetimi alanında bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Su Ürünleri Bilgi Sistemi (SÜBİS), balıkçılık tekneleri, ticari balıkçılar ve özel avlanma izinlerinin kayıtlarının tutulması ve mavi yüzgeçli ton balığının (BFT), beyaz kum midyesi kota tahsisatlarının ve hamsi avcılığının izlenmesini de kapsayacak şekilde iyileştirilmiştir. Av ve karaya çıkış verilerinin toplanması konusunda daha fazla ilerleme kaydedilmesi gerekmektedir.
Denetim ve kontrol konularında bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. AB’ye ithal dilecek olan ürünler için av sertifikaları ve yeniden ihraç sertifikaları çıkarılacaktır. Su Ürünleri Bilgi Sistemi (SÜBİS) kapsamında bu ürünler de izlenmekte, avlanma ve satış ile ilgili veriler denetlenmektedir. 15 metreden daha uzun olan tüm teknelerde, otomatik tanımlama sistemi cihazları kullanılmaya başlanmıştır. Tüm mavi yüzgeçli ton balığı tekneleri, uydu temelli tekne izleme sistemi ile izlenmektedir.
Amaçlar ve Hedefler:
Stratejiler ve Politikalar:
Kaynaklar:
2007 Yılı Tarımsal Değerlendirme Raporu. Türkiye Ziraatçiler Derneği.
AB Türkiye Raporu “Tarım, Gıda Güvenliği, Veterinerlik, Balıkçılık” bölümü.
Avcıoğlu, R., Açıkgöz, E., Soya, H. ve Tan, A. (2000). Yembitkileri Üretimi. Türkiye Ziraat. Mühendisliği, V. Teknik Kongresi. 17-21 Ocak, 2000.
Çakmak, E., Dudu H. ve Öcal N. (2009). Tarım Sektöründe Etkinlik Analizi. TEPAV yayını, Ocak 2008.
Donat, İ. (2017). Tarımda ithalata yol açan 8 kronik sorun. (http://www.bloomberght.com/yorum/irfan-donat/2060403-tarimda-ithalata-yol-acan-8-kronik-sorun/)
DPT 9. Kalkına Planı (2007-2013) 2011 yılı programı.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (2017). 2018-2022 STRATEJİK PLAN (http://www.tarim.gov.tr/SGB/Belgeler/2013-2017/GTHB%202018-2022%20STRATEJI%CC%87K%20PLAN.PDF)
Ekonomik Rapor. (2009). TOBB.
GTHB (2016). http://www.tarim.gov.tr
Halis A., Karaosmanoğlu F. ve Levent H. (2008). Türkiye’de Tarım ve Gıda: Gelişmeler, Politikalar ve Öneriler. Mayıs 2008. TÜSİAD Yayın No: T/2008-045/459.
Kalkınma Bakanlığı (2014). Gıda Ürünleri ve Güvenilirliği, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Onuncu Kalkınma Planı 2014-2018, Yayın No: KB: 2867 – ÖİK: 717, Ankara.
Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018), 2 Temmuz 2013.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Yaptığı Konuşma Metni, 8 Kasım 2010.
Mızrak, G. (2017). Tarımın Temel Stratejileri ve Politikaları (Cumhuriyetimizin 100. Yılına Yaklaşırken Tarımsal Hedef ve Stratejiler) Sakarya Caddesi, No:30, Yenişehir/Ankara. Şubat, 2017
T.C. Kalkınma Bakanlığı Onuncu Kalkınma Planı 2014-2018 Hayvancılık Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Ankara, 2014.
TOBB Sektörel Haber Bülteni, Türkiye Tarım Meclisi. 10 / 02 / 2011.
TÜİK (2016a). Ulusal Hesaplar İstatistikleri, http://tuik.gov.tr
Türkiye’nin Tarımsal Gücü ve Geleceği. MÜSİAD, 2010.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Tarım Raporu 2016.
Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2013 Projesi “Tarım, Gıda ve Hayvancılık” Stratejik Vizyon Belgesi, 2014.
Yıldırım, A. E. (2017). Ucuz Etin Faturası Ağır Olacak. http://www.tarimdunyasi.net/
https://www.tarim.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/BSGM.pdf
http://tarim.kalkinma.gov.tr/tarim/
http://www.tarimdunyasi.net/2016/08/14/turkiyenin-tarimsal-uretimi-91-milyar-dolar/
http://www.tarim.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/GKGM.pdf
http://www.tzymb.org.tr/default.asp?hid=381
http://icticaret.gtb.gov.tr/sikca-sorulan-sorular/lisansli-depoculuk-ve-urun-ihtisas-borsaciligi
http://www.tarim.gov.tr/Konular/Tarimsal-Destekler/Diger-Tarimsal-Amacli-Destekler
http://www.tarim.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/BUGEM.pdf
http://www.igeme.org.tr/pg/section-pg-sec.cfm?id=Tar09
http://www.zmo.org.tr/genel/bizdenıdetay.php?kod=11676&tipi=24&sube=0
http://www.bloomberght.com/yorum/irfan-donat/2060403-tarimda-ithalata-yol-acan-8-kronik-sorun/