27.11.2021

Ermeni propagandasına karşı etkin mücadele edilmelidir

Sözde Ermeni soykırımı ile mücadele etmek için ABD’deki Ermeni yanlısı gazetelere yarım sayfa ilan vermekle bu sorun çözülmez. İşi ciddiye almazsak eğer, yapılmayan bir soykırım ile suçlanmakla yüz yüze geleceğiz.


Ermeni diasporası 1915 tehciri ile ilgili “soykırım” kararını ilk defa 1965 yılında Uruguay’a kabul ettirmiştir. Son 55 yılda Uruguay’ı 41 ülke izlemiştir. Bazı ülkelerde yerel parlamentolar 1915 olaylarını “soykırım” olarak kabul etmiştir. ABD’nin Mississippi Eyaleti dışında 49 Eyalet olmayan bir soykırım hakkında “soykırım” kararı almıştır.  İngiltere’nin parçaları olan Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda, İspanya’nın Bask ve Avustralya’nın Yeni Güney Galler eyaleti 1915 tehcirini soykırım olarak kabul etmişlerdir. Sözde Ermeni soykırım iddialarını resmen tanıyan ülkeler arasında üç Müslüman ülke de vardır: Lübnan, Suriye ve Libya.  Ermenistan ve Ermeni diasporası Türkiye’nin iyi niyetli girişimlerine hiçbir zaman cevap vermemiştir. Zaten cevap vermesi de beklenmemelidir.

Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Asırlık Ermeni Yalanı ve Siyasi Süreci” paneline video konferans yoluyla katılan Orta Doğu uzmanı Prof. Dr. Michael Gunter’in 1915 olaylarının yıl dönümü olarak kabul edilen 24 Nisan’a ilişkin değerlendirmesi şöyledir: “Türkler bu konunun incelenmesini istiyor ancak Ermeniler araştırmaya açık değil. Yani ya Ermenilerin söylemlerine yüzde yüz katılacaksınız ya da konuşmayacaksınız. Bunun bilimsel ve mantıklı bir tutum olduğunu düşünmüyorum. Olayların üzerinden 100 yıl geçmişken Birinci Dünya Savaşı’nda ölenlerin anısına, tehditlerle değil, akıllı bir bilimsel analizle bu konunun üstüne gidilmelidir.” (https://www.mynet.com/abd-li-profesorden-1915-olaylari-elestirisi-ermeniler-yaptiklarini-hic-konusmuyor-110106502651) Dr. Gunter’in tespiti önemlidir: “I. Dünya Savaşı sırasında 600.000 kadarı ölmüş olsa da ne Osmanlı Türk hükümeti tarafından yürütülen önceden tasarlanmış bir politika ne de tek taraflı olarak gerekçesiz uygulanan bir olay değildi.”

Türkiye’de çok aktif olan internet kullanıcılarından webmasterlar aracılığı ile Avrupa dillerinde web site, mail zinciri ve gruplar oluşturulmalıdır.   Buralarda yapılacak araştırma ve yayınlarla   Türkiye, sözde Ermeni soykırımı konusunda daha güçlü olabilir. Türkiye’deki Ermeni cemaatinin tepkileri de uluslararası arenada dile getirilmelidir. Bu kapsamda Ferruh Demirmen’in Turkish Forum’daki paylaşımı   dikkat çekicidir: “Daha önceleri yaptığı gibi bu yıl da Başkan Trump 1915 olayları için ‘soykırım’ yerine ‘Meds Yeghern’ deyimini kullandı. Bizler için bu bir züğürt tesellisidir zira ‘soykırım’ denmemişse bile yazılı beyan olarak dile getirilen ithamlar yine çok ağır ve haksızdır. Önümüzdeki kasım ayında ABD’de yapılacak seçimlerde Joe Biden Başkan seçilirse Ermeni soykırımını tanıyacağını 3-4 gün önce açıkça belirtti. Ermeni soykırımı iftiralarında özellikle kayda değer iki husus, Ermeni çetelerinin Müslüman sivil halkına yaptıkları eziyet ve katliamlardan hiç söz edilmemesi ve sözde soykırımın 1923’e kadar devam ettiği iddiasıdır. Bu şekilde Türk Kurtuluş Savaşı da kasıtlı olarak çok çirkin bir şekilde lekelenmektedir. Bu davada en büyük eksiğimiz gerçekleri ve tezlerimizi yabancı kamuoyu, medya ve politikacılara duyuramamış olmamız.”                                                                                                          Sözde Ermeni soykırımı ile mücadele etmek için ABD’deki Ermeni yanlısı gazetelere yarım sayfa ilan vermekle bu sorun çözülmez. Yeterli sayıda görsel ve belgeli yayınlar yapılıp, kandırılmış Batı kamuoyu kazanılmadıkça, Türkiye bu konuda başarılı olamaz.  İşi ciddiye almazsak eğer, yapılmayan bir soykırım ile suçlanmakla yüz yüze geleceğiz. Bu konuda Dışişleri Bakanlığına görev düşmekle birlikte tüm sivil toplum kuruluşları da etkin bir aydınlatma ve bilgilendirme kampanyasında sorumluluk almalıdır.

Amerikalı yönetmen Marty Callaghan tarafından çekilen “Ermeni İsyanı” adlı belgesel sözde Ermeni yalanlarını yalanlamak açısından çok önemlidir (The Armenian Revolt: 1894-1920: Documentary By Marty Callaghan). Ermeni lobisinin baskısıyla ABD’deki televizyonlarda gösterilmeyince Türk Tarih Kurumu devreye girerek belgeseli satın almış, sitesinde yayınlamaya başlamıştır. Callaghan, pek çok Amerikalı’nın 1. Dünya Savaşı sırasında Ortadoğu’da yaşananları bilmediği düşüncesiyle 2006 yılında “Ermeni İsyanı 1894-1920” adlı belgeseli çekmiştir.

Yönetmen; Türk, Amerikan, İngiliz arşivlerinin yanı sıra Türk, İngiliz ve Amerikan tarihçilerle röportajlar yapmış, arşivlerdeki film ve fotoğraflardan yararlanmıştır.  Belgeselin tarihi gerçekleri objektif olarak anlattığını belirten Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Müdürü Prof. Dr. Kemal Çiçek, “Yönetmen Callaghan Türkiye’ye geldiğinde o zamanki başkan Yusuf Halaçoğlu ile röportaj yapmıştı.” demiştir.  Türk Tarih Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanmaya başlayan belgesel Türkçe’nin yanı sıra Arapça ve Fransızca’ya da çevrilmiştir. Dünyaca ünlü tarihçilerle röportajların yer aldığı belgeselde, Yusuf Halaçoğlu’nun ve Devlet Arşivleri Genel Müdürü Yusuf Sarınay’ın yanı sıra Louisville Üniversitesi’nden Prof. Justin McCarthy de konuşmaktadır. 1 saatlik belgeselde, 2 milyondan fazla Ermeni, Türk, Kürt ve Azerbaycan Türkü’nün hastalık, açlık, soğuk ve katliamlar sonucu öldüğü anlatılmaktadır.  (https://www.youtube.com/watch?v=-5VK-GFJXfY) Aşağıdaki linkte orijinali vardır. (https://www.turkishnews.com/tr/content/2012/02/10/ambargolu-ermeni-belgeseli/)

Film,  2011 yılında ABD Kongresi’nde gündeme gelmiş, Ermeni iddialarına yer veren “Aghet-Bir Soykırım” adlı belgeselin gösterilmesinin ardından Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi bu belgesele cevap olarak aynı binada Callaghan’ın çektiği belgeseli yayınlamıştır. ABD Kongresi’nde, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına yer veren “Aghet” adlı belgesel Temsilciler Meclisi’nin çalışma binalarından Rayburn’de 23 Temmuz 2010 tarihinde gösterilmiştir.  Demokrat Parti California milletvekili Adam Schiff’in ev sahipliği yaptığı gösterime, Kongre’de Ermeni tezlerinin diğer önemli savunucuları arasında yer alan Demokrat Parti California milletvekili Brad Sherman ile Demokrat Parti New Jersey milletvekili Frank Pallone de katılmıştır.

Filmin Alman yönetmeni Eric Friedler ile ABD’nin eski başkanı George Bush döneminde 1915 tehcirini “soykırım” olarak nitelendirmesinin ardından görevden alınan eski Erivan Büyükelçisi John Evans da gösterimde bulunmuştur. Yaklaşık 90 dakika süren belgeselin yapımcısı Friedler birçok kişinin filmin yapımına karşı çıktığını ancak kendisinin lobici veya siyasetçi olmadığını, gazeteci ve film yapımcısı olduğunu açıklamıştır.

 

Yazar

Sadık Rıdvan Karluk

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.