Kurtuluş Savaşı sonuna doğru bir Türk kadınının feryadı: Meliha Naciye- Müsālemet-i Cihān! Yarabbi! Bizi kurtar! (1922) – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______06.01.2019_______

Kurtuluş Savaşı sonuna doğru bir Türk kadınının feryadı: Meliha Naciye- Müsālemet-i Cihān! Yarabbi! Bizi kurtar! (1922)

Oğuz Karakartal
Meliha Naciye, Müsâlemet-i Cihan! Yarabbi ! Bizi Kurtar! (Ön Kapak)
Meliha Naciye, Müsâlemet-i Cihan! Yarabbi ! Bizi Kurtar! (Ön Kapak)

Türk ulusunun 19. ve 20. yüzyıllarda yaşadığı siyasî, sosyal olaylarla, içinde yer aldığı savaşlar neticesinde kaleme alınmış, “müdafaaname, propaganda, uyarı ve tepki” içerikli ürünler, döneminde bir işlevi yerine getirmiş daha sonra da zamanla unutulmuştur. O günkü acı, öfke, nefret, savunma, uyarı ve yol gösterme gibi duygularla yazılan bu tür kitapçık veya broşürler, herşeyden önce bir aydın sorumluluğunun ve vatanseverliğin göstergesidir. İşte o eserlerden biri de, 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşunun ardından Meliha Naciye adlı bir aydın Türk kadını tarafından kaleme alınan ve İstanbul’da basılan 16 sayfalık, Müsâlemet-i Cihân! Yarabbi Bizi Kurtar! adlı kitapçıktır.

Meliha Naciye Hanım’ın Yalova civarındaki Yunan zulümlerine şahit olduğunun belirtildiği renkli broşür kapağında, bir kaç ibare vardır. Kapakta sarı zemin üzerinde kırmızı-beyaz Türk bayrağı ve yanıbaşında Mustafa Kemal Paşa’nın kalpaklı bir fotoğrafı ile Türk askerinin işgalci Yunan askerini kovalayan çizimi bulunur.

Müsâlemet-i Cihân! Yarabbi Bizi Kurtar! kitapçığının başlığı da anlamlıdır. “Dünya Barışı-Sulhü” anlamına gelen “Müsâlemet-i Cihân”, hem Müslümanlara bir hitap, hem de medeniyete yani Batı dünyasına bir ihtar, bir uyarıdır. Ayrıca bir Türk validesinin gözyaşlarıdır. Eser tek kelimeyle, “1919-1922 yılları arasında Anadolu’da ve Rumeli’de Yunan işgali sırasında Türklerin çektikleri eziyetlerin hesabının sorulması ve doğal insanlık haklarının verilmesi için aydın bir Türk kadını kaleminden çıkmış” bir “müdafaaname”dir.

Millî Mücadele’yi anlatan bir Türk kadını

Müsâlemet-i Cihân’ı yazan Meliha Naciye Hanım hakkında bir bilgiye ulaşamadık. Ancak eldeki ipuçlarından hareketle şu yorumda bulunabiliriz:

“Meliha Naciye, Yalova’da işgal güçlerinin yaptığı işkence, tecavüz ve öldürme olaylarının şahidi aydın bir Türk kadınıdır. Zira eserin iç kapağında: “Yalova fecâyii şâhidelerinden Meliha Naciye” ibaresi yazılıdır. Meliha Naciye’nin aydın ve Mustafa Kemal Paşa hayranı bir kadın olduğu eserden anlaşılmaktadır. O, Türklerin çektiklerini ve meşru haklarını savunmak davasını kendisine görev bilmiş bir kadındır. Sulh konferansında Yunanlılardan hesap sorulmasından yanadır. Eserin sonunda, Türkiye’de Yunan zulümleriyle ilgili neşriyatın dışında kendisinin de ferdî bir çaba olarak Amerika, İngiltere, Fransa ve İtalya’da eserler yayımına başladığını kaydetmesi, gazeteler ve konferanslar aracılığıyla bunları anlatacağını söylemesi, bizde idealist, vatansever ve yurtdışı çevresi bakımından bağlantıları bulunan bir kadın olduğu hissi uyandırmaktadır. Ayrıca eserde Bursa Jandarma Mektebi hocalarından Mehmet Efendi’nin kayınpederi Binbaşı Hacı Mehmet Şükrü Bey’i tanıdığından söz edip ondan bir anekdot aktarması, rütbeli bir asker eşi olma ihtimalini de akla getirmektedir. Bunun yanında Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında özellikle İstanbul’da yapılan Sultanahmet, Fatih ve Üsküdar mitinglerinde konuşmalar yapan iki kadının, Meliha ve Naciye Hanımların varlığından haberdarız. Meliha ve Naciye Hanımların aslında tek bir kadın, incelediğimiz broşürü yazan Meliha Naciye Hanım olduğu, zamanla bu adın arasına bir virgül girerek ismin Meliha Naciye’den, Meliha ve Naciye diye iki ayrı kadına dönüşmüş olabileceği ihtimalini de bu bildiriyle gündeme getirmek, tartışmaya açmak mümkündür.”

Şimdi, benzerleri propaganda ve müdafaaname kitapları erkekler tarafından yazılırken bir Türk kadınının elinden çıkan eseri, Müsâlemet-i Cihân! Yarabbi Bizi Kurtar! başlıklı kitapçığı inceleyebiliriz.

Müsâlemet-i Cihan ‘ın ön kapağındaki resmin aslı: Kurtuluş Savaşı Kartpostalı
Müsâlemet-i Cihan ‘ın ön kapağındaki resmin aslı: Kurtuluş Savaşı Kartpostalı

Millî Mücadele’yi anlatan broşür

İzmir’in kurtuluşunun hemen peşinden Meliha Naciye Hanım’ın İstanbul’da bastırdığı 1922 tarihli Müsâlemet-i Cihan!, Yarabbi! Bizi Kurtar! adlı broşür kendi içinde dört kısma ayrılır:

  • Anadolu Kuva-yı Milliye Kumandanı, Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine
  • Mustafa Kemal Paşa, Kuva-yı Milliye Kimdir? Nereden Doğdu?
  • Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Mağlûb Olamaz
  • Bir Türk Vâlidesinin Feryâdı

Meliha Naciye broşürünün birinci kısmında Mustafa Kemal Paşa’yı çeşitli sıfatlarla över. Herşeyden önce Mustafa Kemal Paşa, “ravza-i mutahharada rûh-ı peygamberîyi şâd eden kumandan-ı muazzam” dır. (s.2) Kazandığı zaferle tarihin sayfalarına çoktan girmiş, müsâlemet-i cihan yani dünya barışı için Mustafa Kemal Paşa’nın teklifleri Yunan tarafını zorda bırakmıştır. Mustafa Kemal Paşa “nâm-ı bülend” ine bir de “sertac-ı müminîn” katmıştır. Çekilen acılar sonunda Mustafa Kemal Paşa sayesinde mutlu sona erişildiği için, Meliha Naciye ona duacıdır:

“Yaralıyım! Fakat hiç mey’ûs değilim! Evlâdım! Allah muînin olsun. Nusret İslâmındır.” (s.3)

Meliha Naciye eserinde Mustafa Kemal Paşa’ya, “Paşa Oğlum” diye hitap eder. Rumeli’de kalan Türklerin de kurtuluşu beklediğini belirterek aksi bir durumun onlar için felaket olacağını söyler. Zira kendisi Anadolu’daki Yunan vahşetlerine şahit olmuştur:

“Türk’ü ezen, süngüleyen Yunan vahşetlerini ben gözlerimle gördüm. Benim bu bitmek tükenmek bilmeyen hicranlarımı her lisanda neşredeceğim. Avrupa’ya, Asya’ya, Amerika’ya, Japonya’ya göndereceğim.” (s.3)

Kızılhaç Heyeti’nin Yunanlıların Anadolu’da yaptığı zulümleri inceleyen bir raporu bulunmasına rağmen Batı dünyası, Türklerin uğradığı haksızlık, işkence ve cinayetler karşısında sessiz kalmıştır. Meliha Naciye gibi vatansever, barışa inanan insanlar ileride bu durum karşısında hayal kırıklığı yaşayacaklardır.[1]

Meliha Naciye tarih bilincine sahip bir Türk kadınıdır. Yunanlıların yaptıklarını anlatan broşürü kaleme alması, yurt dışında onları dile getiren yayımlar yapacağını söylemesi ve milli davadaki duyarlılığı bu bilincin kanıtıdır: “Hayır biz Endülüs’ten ders aldık. Bastığımız topraklarda şüheda kanı var.” (s.4)

Meliha Naciye’nin, Müsalemet-i Cihan! Yarabbi! Bizi Kurtar! broşürünü yazmaktaki amacı, Yunan zulümlerinden hesap sormak, işgal askerlerini yurttan atmak ve Batı ülkeleri nezdinde insanlık namına Yunan vahşetlerinin mahkeme huzurunda hesaba çekilmesi için kamuoyu oluşturmaktır. Barış taraftarıdır ama Türk haklarının, misak-ı millinin tanınması şartıyla:

“Harîmimizde kirli ayaklar, nâmusumuza uzanıyor. Medeniyet buna göz yummayacak. Senin pîşgâh-ı satvetinde şu zayıf lisânımla tekrar ediyorum: Arş ileri! Ordu, medeniyet, beşeriyet! Biz sulh ve müsâlemet-i cihan nâmına mücadeleye atıldık. Fakat bir şartla! Var olsun misâk-ı millî! ” (s.4)

Meliha Naciye’nin broşürünün birinci kısmı şu cümlelerle sona erer:

“Türk ölmez! Senin “Megalo İdea”ların benim kıblegâh-ı ümîdimi döndüremez. Azmimle imanım tev’em. İşte meydan, işte dökülen kan. Artık sen bu hezimetine inan.” (s.4)

Meliha Naciye Müsâlemet-i Cihan’ın ikinci kısmında Mustafa Kemal Paşa ve Kuva-yı Milliye’nin doğuşu üzerinde durur. Herşeyden önce Kuva-yı Milliye İzmir’in işgaliyle Yunan vahşetini durdurmak için kurulmuştur. Başında Mustafa Kemal Paşa vardır. Yunanlılar azınlıkların haklarını korumak için Anadolu’ya çıktıkları yalanını ileri sürerler. “Yunanlılar zehirli bir yılandır. Seni gülerek ısırır. İktisadiyâtını, harekâtını ondan uzaklaştır.” (s.7)

İnönü, Sakarya, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Bursa zaferleriyle gerileyen Yunan ordusunu, Anadolu kahramanları İzmir’e doğru sürmektedir. Meliha Naciye Hanım Yunanlılara öfkeyle haykırır:

“Yunanlılar nankör millet! Senin ırkdaşların bu memlekette asırlarca iktisadiyâtına, hürriyetine mâlik olarak yaşadı! Türklerden ne fenalık gördünüz? “ (s.8)

Eserin “Mustafa Kemal Paşa Mağlûb Olamaz” başlıklı üçüncü kısmında Meliha Naciye Hanım, Türklerin Yunan vahşet ve zulmüne karşı savaştıklarını ve barbarlığın Yunanlılara ırkî bir miras olduğunu belirtikten sonra, Türk milletinin karakteri ve bir zaafı üzerine yorumda bulunur:

“Türk ezilir, ölür fakat nâmusuna el uzatınca hücûm eder. Türklerin hastalığı başkasının menfaatini kendi menfaatine tercih etmesindedir.” (s.13)

Meliha Naciye Hanım, yazdığı eserin bir “müdafaaname” olduğunu, broşürün üçüncü kısmını kapatırken bizzat belirtir:

“Şimdi müdafaamızın asl-ı esâsına giriyoruz.” (s.13)

Müsâlemet-i Cihan! Yarabbi! Bizi Kurtar! broşürünün “Bir Türk Vâlidesinin Feryâdı” başlıklı ve ana fikrin toplandığı dördüncü kısmı Meliha Naciye Hanım’ın müdafaanamesidir. Yazara göre, Yunanistan devleti sınırları içinde yaşayan Müslümanlar hiç bir zaman yaşadıkları ülkeye sorun çıkarmazken Anadolu’da Rumlar aksi harekette bulunmuştur. Yalova ve civarında Yunan zulümlerine şahit olan Meliha Naciye Hanım, Yunan zulmünü araştırmaya Yalova’dan başlamak gerekiğine inanır.[2] Türklerin savaş ortamı dışında karşı tarafa hiç bir zaman fenalık yapmadığını kaydeden yazar, herşeyden önce insan olmak hasebiyle bunu söylemek istediğini belirtir. Bu savaşta Türklerin ve Türk kadınlarının bir suçu bulunmamaktadır. Mustafa Kemal Paşa süngüsüyle Yunan’ı İzmir’den çıkarmak istemektedir. Zira Anadolu’da yaşananlardan sonra Türklerin Yunan bayrağı görmeye tahammülü yoktur:

“Türkler Anadolu’da Yunan bandırasını, bir zulüm ve işkence kuvvetini göremez!” (s.15)

Türk milletinin çıkarı ve geleceği için bütün Yunan işgalcilerini Anadolu’dan çıkarmak gerekir. Coğrafî açıdan Yunanistan’ın İzmir, Trakya ve Anadolu ile ilgisi söz konusu değildir. Türkler azınlıkların haklarına riayet ederken Yunanlılar onlara işkence etmiştir. Meliha Naciye Hanım kendi misyonunu, “yazarak, konferanslar vererek ve gazete yoluyla Yunan zulümlerini dünyaya anlatmak” olarak belirler:

“Rica ederim. Anadolu’da Yalova gibi bir çok yerler fecaât levhasını görünüz! Her yerde tarihler yazılır. Yunan’ın icra etiği mezâlim dünyanın her köşesinde temsil olunacaktır. Yunanlıların mezâlimini yazmakla bitiremeyiz.

Türk kadınları; aç, çıplak bırakıldı. Köyler yakıldı. Bu vahşetlere göz yummak olamaz. Tekrar ediyorum. Matbuâtın takayyüdâtına rağmen şu bîçâre Türk vâlidesi Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da, İtalya’da eserler neşrine başlamıştır. Hürriyet-i kalemiyeme nerede cevelângâh bulabilirsem oraya gideceğim. Konferanslarla, gazetelerle efkâr-ı medeniyeyi Yunanlıların redâetinden haberdâr etmek vazifesiyle vatanımın kanayan sînesine bir devâ bulmak istiyorum.

Ya İstiklâl! Ya Ölüm! “ (s.16)

Müsâlemet-i Cihan ‘ın iç kapağı – Kader Matbaası 1338 (1922)
Müsâlemet-i Cihan ‘ın iç kapağı – Kader Matbaası 1338 (1922)

Sonuç: Millî Mücadele topyekûn bir kurtuluş hareketiydi

İslamiyet öncesi Türk kültür ve sosyal yaşantısından bugüne tarihi süreçte pek çok örnekleriyle karşılaştığımız fedakâr, kahraman, milletinin dertleriyle iç içe, hem cephede hem cephe gerisinde erkeğine destek olan Türk kadın tipinin bir örneği de 1922’de Müsâlemet-i Cihân! Yarabbi! Bizi Kurtar! isimli bir broşür kaleme alan Meliha Naciye Hanım’dır. Bu broşür Türk Kurtuluş Savaşı boyunca Türk kadınının nasıl çırpındığının ve halkına moral verdiğinin bir başka kanıtıdır. 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgaliyle Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde hareketlenen Türk milleti savaş boyunca sayısız kahraman kadın tipi meydana çıkarmıştır. Yunanlıların Yalova’da yaptıklarına şahit olan Meliha Naciye Hanım onlardan biridir. İstanbul Fatih, Üsküdar ve Sultanahmet mitinglerinde konuşan çeşitli kadınlar vardır. Değişik kaynaklarda bu hanımlardan ikisinin “Meliha ve Naciye Hanımlar olduğu” yazılıdır. Biz bu isimlerin Meliha ve Naciye diye iki ayrı isim olmadığı, Meliha Naciye’nin tek isim ve Müsâlemet-i Cihân’ı yazan Meliha Naciye Hanım olma ihtimali bulunduğu inancındayız. Müsâlemet-i Cihân! Yarabbi! Bizi Kurtar! broşürü Yunanlıların Anadolu’da yaptığı zulümlere hem bir Türk anasının, kadının tepkisidir, hem de savaş sonrası kurulacak sulh masasında Yunanlıları mahkemeye çıkarmak ve hesab sormak maksadıyla kamuoyu yaratmak için kaleme alınmış bir eserdir. Meliha Naciye Hanım’ın Müsâlemet-i Cihân! Yarabbi! Bizi Kurtar! broşürü ve benzer diğer broşürler sıcağı sıcağına yaşananlara bir tepkiyi, bir isyanı ifade etmiş, geçici süreyle de olsa Türk ulusu adına bir müdafaaname veya propaganda, derdini anlatma işlevi görmüştür. Türk ulusunun ırkî ve dinî kaynaklı, kin tutmama, affetme ve öfkeyi sürdürmeme şeklindeki karakteristik özelliği sebebiyle zamanla bu tür eser ve broşürler unutulmaya yüz tutar.

 

[1] Yunanlıların işgal yıllarında Anadolu’da gerçekleştirdiği yağma, zulüm ve cinayetlerle ilgili birçok bilimsel çalışma vardır. Bak: a) Talat Yalazan, Türkiye’de Yunan Vahşet ve Soykırımı Girişimi (15 Mayıs 1919-9 Eylül 1922), T.C. Genelkurmay Başkanlığı Yayınları, Ankara 1994, 145 s. b) Mevlüt Çelebi, İtalyan Arşiv Belgelerinde Anadolu’da Yunan Mezalimi (1919-1922), Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2010, 263 s.

[2] Meliha Naciye’nin ısrarla üzerinde durduğu Yalova ve civarındaki Yunan zulümleri hakkında ayrıntılı bilgi için bak: Ahmet Akyol, Anılarla ve Belgelerle Kurtuluş Savaşında Yalova, Yalova Kitabevi, Yalova 1998 (Birinci baskı 1996) 236 s.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları