07.08.2022

Siyaset ve popülizm

Gelişmemiş toplumların birçok konuda yaşadıkları kısır döngülerin çözülememesinin asıl nedeni, siyasetçi ve yönetici yetersizliği ile halkın nitelikli bilgiler yoluyla yeterince bilinçlenmemiş olmasıdır.


Siyasi partiler, devletin merkezi ve yerel yönetim birimlerini hangi ilke ve değerler çerçevesinde yöneteceklerine dair görüş ve düşüncelerini, üyelerine ve diğer vatandaşlara çeşitli kanallardan ulaştırmaya çalışırlar. Seçmenler, bu görüş ve düşünceler arasında kendilerine en uygun geleni tercih etmek suretiyle siyasal sürece aktif ya da pasif olarak katılırlar. Her siyasi partinin, esas itibarıyla hedef bir kitlesi vardır. Bu hedef kitleyi kendi siyasetlerinin çekirdek seçmenleri olarak görür ve iktidar olmak maksadıyla sürekli olarak bu kitlenin sayısını genişletmek isterler. Siyasi partilerin her türlü tanıtım ve propaganda etkinliklerinde, istedikleri düzeyde etkili olabilmeleri için tüzük ve programlarının niteliği yanında, hedef kitlenin hangi kültür tipine sahip olduğu da önemlidir.

Her kültür sistemi, kültür öğelerinin toplumda gördükleri işlevler ile topluma sağladıkları katma değerler bakımından üç kültür türünün bileşiminden oluşur. Bunlar, yüksek kültür, halk kültürü ve popüler kültür boyutlarıdır. Yüksek kültür öğeleri, çoğunlukla bilimsel bilgi, felsefe, sanat, hukuk, ahlak ve entelektüel düşünce ile özgün teknolojik bilgiler gibi nitelikli bilgilerin kullanımıyla yaratılmış kültür öğeleridir. Halk kültürü, önceki kuşaklar tarafından üretilmiş olup şimdiki zamanda da işlevsel karşılıkları bulunan geleneksel kültür öğeleridir. Popüler kültür ise nitelikli bilgilere dayanmayan, belirli bir geleneği de bulunmayan, türedi, geçici ve yapay kültür öğelerinden oluşur. Liyakatlı yöneticiler tarafından yönetilmeyen toplumlarda siyasetin hedef kitlesi, çoğunlukla rasyonel düşünceden uzak olan popüler kültür taşıyıcısı kişiler ve gruplar olmaktadır.

Popüler Kültür Nedir?

Popüler kültür, modernleşme sürecinin yarattığı nitelikli bilgilere yeterince uyum sağlayamayan kesimlerin ürettiği ve tükettiği, sıradan, geçici, köksüz bir yaşam biçimidir. Popüler kültür taşıyıcıları, yeterince modernleşemeyen ama geleneksel halk kültür değerlerini de koruyamayan “iki arada bir derede kalan” kitledir. Popüler kültürün temel özellikleri, davranışlardaki sıradanlık ve duygusallık, akli kontrolün zayıflığı, kişisel iradenin ve sorumluluk duygusunun yokluğu ile iletişimde tutarsızlık ve her durumda güçlü olandan yana olma tutumlarıdır. Sosyolojik olarak sosyal gelişmesini tamamlayacak nitelikli bilgi sistemlerinden yararlanamayan yığınların yaygın yaşam biçimi olan popüler kültürün en yaygın davranış kalıpları ise; yapay güç gösterisi, yalancılık, iki yüzlülük, sahtecilik, imaj ve gösteriş düşkünlüğü ile “bilmedikleri hâlde her şeyi biliyormuş gibi” davranma kurnazlığı olarak dikkat çekmektedir. Tam anlamıyla popüler kültür taşıyıcısı olan kişiler, evreni, dünyayı, hayatı ve kendilerini algılamakta ve anlamakta yetersiz olan kişiler olarak, “bilenler” ve “bilmeyenler” ayrımında, daha çok “bilmeyenler” kategorisindeki kişilerin dünya görüşüne ve davranış biçimlerine sahiptirler.

Bilenlerle Bilmeyenler Bir Olur mu?

İnsanlık tarihinin, her çağ ve dönemde her topluluk için ortaya koyduğu en kadim eşitsizlik hali, “bilenler” ile “bilmeyenler” arasındaki farklılıktır. Günümüzdeki yoğun bilgi ihtiyacı ve kullanımı bakımından bu eşitsizlik durumu, eskilere göre çok daha fazla derinleşmiştir. Bilgi toplumu olma aşamasına gelemeyen ve toplam nüfus içinde nispeten “bilmeyenlerin” sayısının, “bilenlerden” çok daha fazla olduğu zaman, “bilmeyenlerin” toplumsal yaşama “hükmetmesi” ve damgasını vurma ihtimali çok yüksek olmaktadır. “Bilmeyenlerin” eğilimleri ve tercihleri ağırlıkta olunca, siyasetçilerin halk ile ilişkilerinde üretkenlik, yaratıcılık, kalkınma ve gelişme planları ile hukuki ve ahlaki değerler gibi yüksek kültür öğelerinin -ki bu öğelerin varlığı ülkelerin sosyal, ekonomik ve teknolojik kalkınması ve gelişmesi için olmazsa olmaz şartlardır- gündeme gelmesi çok zorlaşmaktadır. Bunların yerine, popüler kültürün en yaygın davranış biçimleri olan rantçılık, bedavacılık, laf ebeliği, slogan düşkünlüğü, güç gösterisi, tüketim çılgınlığı, gerçeklikten kopma gibi özgünlük ve yetkinliği olmayan tutumlar rağbet görmektedir.

Zümer Sûresi 9, “…De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu, ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür”. Bu ayetteki muhatap, görünürde Peygamber olmakla birlikte, buradaki kadim gerçeklik, herkesin kendi kendine ve herkese sorması gereken ilahi bir buyruktur. Tarihsel olguların ve günümüzün en çarpıcı gerçekliği; “bilenlerin” çoğunlukta olduğu toplumların, üretkenlik, yaratıcılık, girişimcilik ve sorun çözme kapasitelerinin yüksekliği olurken; “bilmeyenlerin” çoğunlukta olduğu toplumlarda, açlık, yoksulluk, işsizlik, hastalık, kargaşa ve iç çatışmalar gibi -aslında akıllı olunsaydı yaşanması gerekmeyen- birçok sorunla uğraşıyor olmalarıdır.

Popülizm

Günümüzde, “bilmeyenlerin” egemen yaşam biçimi olarak popüler kültür giderek kitleselleşmiştir. Bu durumda, siyasetin seçilmişler ve seçmenler kesimlerinde en yaygın kullanılan siyaset tarzı da, popüler kültürün siyasetteki yansıması olarak popülist politikalar olmaktadır. Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te popülizm, yaygın kullanımı ile halk kalabalıklarının duygu ve düşüncelerini okşayan davranış ve tutum olarak tanımlanmaktadır. Başlangıçta, popülizm kavramı, halktan insanların yaşamını araştıran ve gerçeklikle anlatmaya çalışan bir edebiyat akımı olarak çıkmıştır. Siyasi etkinliklerin ve etkili iletişim tekniklerinin artışıyla birlikte çoğalan popüler kültür sayesinde popülizm, halk dalkavukluğu ya da olur olmaz her şeyde -çoğunlukla gerçeklikten koparak- halkın hoşuna gidecek tutum ve davranışlara yönelmeyi anlatan bir kavrama dönüşmüştür. Günümüzde popülizm, siyasetçilerin, halk kesiminden destek alabilmek maksadıyla sadece onların hoşlanacağı söylemlere başvurmaları ve yönetim süreçlerini büyük ölçüde “bilmeyenlerin” hükümranlığına bırakmaları olgusudur.

Nitelikli bilgi sistemlerini kuramamış olan toplumların, hiç kuşkusuz baş sorumlusu, ülkenin onca kaynaklarını yönetme yetki ve sorumluluğuna sahip olmalarına karşılık, bulundukları mevki ve makamların gerektirdiği yöneticilik niteliklerine sahip olamayan siyasetçi ve yöneticilerdir. Bunlar, toplumun ekonomik ve sosyal kaynaklarını üretken ve verimli bir biçimde yerli yerinde kullanmak yerine, israf ve gösteriş yatırımlarıyla büyük ölçüde siyasi varlıklarını ve egemenliklerini sürdürmeye yarayacak eylemlere odaklandılar. Toplum ise vıcık vıcık bir popüler kültür içinde oyalanıp vakit geçirirken, aynı zamanda yöneticilerin popülizmine uygun bir ortam hazırlamış olmaktadır. Siyasetçi ve yönetici yetersizliği ile halkın önemli bir kesiminin popüler kültür taşıyıcılığı karşılıklı olarak birbirini besleyerek popülist bir kısır döngüye dönüşmektedir.

Gelişmemiş toplumların birçok konuda yaşadıkları kısır döngülerin çözülememesinin asıl nedeni, siyasetçi ve yönetici yetersizliği ile halkın nitelikli bilgiler yoluyla yeterince bilinçlenmemiş olmasıdır. Çözüm, her şeyden önce her şeyi bildiğini sanan siyasetçi ve yöneticilerin, her şeyi bilmediklerinin toplum tarafından anlaşılmasına bağlı. Böyle bir toplumsal bilinçlenme ise; toplumun çoğunluğunun, eğitim yoluyla akıl ve bilime dayalı bilgi sistemleriyle donanmalarına, rasyonel ve eleştirel düşüncelerinin gelişmesine ve yüksek ahlaki değerlerle yeniden tanışmalarına bağlıdır.

Yazar

Feyzullah Eroğlu

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.