16.04.2024

Savaş uçağı Kaan yerli ve millî mi?

İstikbal göklerdedir..


Yazıma en çok tartışılan ve merak edilen 2 soru ve cevabı ile başlamak istiyorum:

Millî Muharip Uçak KAAN yerli ve millî mi?

-Evet, yerli ve millî.

Millî Muharip Uçak KAAN 5’nci nesil savaş uçağı mı?

-Henüz değil

Biraz geriye gidelim:

Vecihi Hürkuş, 1923’te ganimet olarak Yunanlardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal etti. 28 Ocak 1925’te “VECİHİ K-VI” adını verdiği uçağı uçurdu.

Nuri Demirağ, 1936 yılında Türkiye’de havacılık sektörünü kurmak için harekete geçti. Beşiktaş’ta, bugünkü Deniz Müzesi’nin bulunduğu alana uçak fabrikası kurulması için çalışmalara başladı. Bir Çekoslovak firması ile anlaştı. Dönemine göre modern bir bina inşa edildi.

Sovyet Rusya, Almanya, İngiltere gibi ülkelerin uçak ve motor fabrikalarına inceleme gezileri düzenlendi. Nuri Demirağ ve ekibi başka bir ülkenin uçak lisansını almak yerine kendi prototiplerini üretmeye karar verdi.

Test uçuşları için bugün Atatürk Hava Limanı olarak kullanılan Yeşilköy’deki 1559 dönümlük Elmas Paşa Çiftliği satın alındı. Araziye uçuş pistinin yanı sıra Nuri Demirağ Gök Uçuş Okulu, tamir atölyesi ve hangarlar inşa edildi.

Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan, uçak ve planörlerin planını çizdi.1936’da ilk tek motorlu uçak üretildi: “Nu.D-36”. 1938’de ise “Nu.D-38” adıyla Türkiye’nin ilk yolcu uçağı üretildi.

Motorları hariç tüm aksamı Türk teknisyen ve işçileri tarafından yapıldığı için Türkiye’nin ilk yerli ve millî uçağıdır.

Uçağın çok önemli bir özelliği ise gerektiğinde askerî amaçlı nakliye ve bombardıman uçağına çevrilebiliyor olmasıydı. Bu özelliği ile de ilk yerli ve millî savaş uçağıydı diyebiliriz.

Türkiye’nin ilk uçağının yapılması ve ilk savunma sanayi çalışmasıyla ilgili tarihî hatırlatmayı yaptıktan sonra gelelim günümüze:

21 Şubat 2024 Çarşamba günü Millî Muharip Uçak KAAN, ilk uçuşunu başarı ile gerçekleştirdi.

Bu uçuştan sonra KAAN ile ilgili tartışmalar alevlendi. . Tartışmaların odağında “KAAN, yerli ve millî mi yoksa değil mi?” sorusu vardı.

Havacılıkta bir uçağın yerli ve millî olmasının ölçütü, o uçağın yazılımının ve tasarımının yerli ve millî olmasıdır. Bu ölçütü göz önüne aldığımızda KAAN yerli ve millîdir. Çünkü tasarımı da yazılımı da TUSAŞ’ta görevli Türk mühendisler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Tartışmaların odağındaki ikinci konu ise KAAN’ın 5’nci nesil savaş uçağı olup olmadığıydı. Havacılıkta bir uçağın 5’nci nesil sayılabilmesi için 1-Uçağın “Super Cruise” yeteneğine sahip olması, 2- Düşük görünürlüğe sahip olması 3-Taşıyacağı füze ve mühimmatın uçağın gövdesinin dışında değil gövde içindeki Dâhili Mühimmat Yuvalarına yerleştiriliyor olması gerekiyor.

Millî Muharip Uçak KAAN’da, F-16 Savaş uçaklarında kullanılan motor kullanıldı. Bu motor ile uçak Super Cruise yeteneğine sahip olamıyor. Super Cruise ne demek: Dünyada bütün savaş uçakları, (bir-iki tanesi hariç) art yakıcı olmadan ses hızının (Mach 1) üzerinde yani süpersonik uçamıyorlar. F-16’lar ses hızının 1,5-2 katı arasında bir hıza ancak art yakıcıyı çalıştırdığı zaman çıkabiliyor ama o zaman da çok fazla uçamıyor. Niye? Depodaki yakıtı çok çabuk tüketiyor. Yani uçak, motor art yakıcıyı kullanmadan ürettiği maksimum itki kuvveti ile uçağın süpersoniğe çıkmasına yeterli olması gerekiyor. Süpersonik hızda art yakıcısız çalışabiliyorsunuz.  İşte beşinci nesil savaş uçaklarında tasarlanan motor ile uçağa süpersonik uçabilme yeteneği kazandırıyor. Buna “Super Cruise” yeteneği deniyor. Bizim KAAN’da kullandığımız motorların uçaklara Süper Cruise yeteneği kazandıramadığı için biz KAAN’a 5’nci nesil uçak diyemiyoruz.

Bir uçağın beşinci nesil sayılabilmesi için gerekli ölçütlerden biri olan “Düşük Görünürlük” KAAN’da mevcut. Düşük görünürlük ne demek: Uçağın diğer uçaklar ve radarlar tarafından tespit edileceği mesafe.

Bir uçağın 5’nci nesil uçak sayılabilmesi için gerekli bir diğer ölçüt olan “Dâhili Mühimmat Yuvaları” da KAAN’da mevcut. Dâhili Mühimmat Yuvaları ne demek: 5’nci nesil olmayan bütün savaş uçaklarında füze ve savaş mühimmatları uçağın gövdesinin dışına monte ediliyor. 5’nci nesil savaş uçaklarında bu füze ve mühimmatlar uçağın gövdesinin içindeki yuvalara yerleştiriliyor. Millî Muharip uçağımız KAAN’da Dâhili Mühimmat Yuvaları yer alıyor. Bu ve düşük görünürlük özelliklerini göz önüne alırsak 5’nci nesil uçak sınıfında sayabiliriz.  Türkiye’nin KAAN’ı ABD’nin ürettiği kendi ordusu dışında kimseye satmadığı F-22 Raptor’lar ile aynı özelliklere sahip.

Türkiye, uçaklara Super Cruise yeteneği kazandıracak motoru şu an için ancak dışarıdan alabilir. Ama Türkiye’ye, Batılı ortaklarıyla son yıllarda yaşadığı gerilim sebebiyle bu motoru satmıyorlar. Kısa dönemde de satmaları imkânsız.

Türkiye’nin, bağımsız ve kendi başına hareket eden bir güç merkezi olabilmesi için gerekli askerî ürünleri de üretebilmesi gerekiyor. Onun için Türkiye, uçaklara Super Cruise yeteneği kazandıracak motoru kendi imkânları ile üretme yoluna gitti. Bunun için TUSAŞ ayrı bir şirket kurdu. TR Motor isimli şirketteki mühendisler bu motoru üretmek için yoğun çalışıyorlar.

TR Motor uçaklara Super Cruise yeteneği kazandıracak motoru ürettiğinde bu motor KAAN’a takılacak. O zaman Millî Muharip uçağımızın 5’nci nesil uçak olarak uzun vadede F-16’ların yerini alarak Hava Kuvvetleri’nin bel kemiği olması hedefleniyor. Ayrıca oluşturulan Türk Devletler Teşkilatı’na üye ülkelerin ihtiyaçları göz önüne alındığında KAAN’ın önemi daha da artıyor.

27 Temmuz 2023 tarihinde İstanbul’daki Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda Türk Havacılık Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) ile Azerbaycan Savunma Sanayii Bakanlığı’nın millî muharip uçak KAAN’ı geliştirmek ve ortak üretimi için iş birliği protokolü imzaladığına da dikkatinizi çekiyorum.

KAAN, millî ve yerli imkânlarla üretilmiş olması, 5’nci nesil uçak kategorisinde yer almayı hedeflemesi, bir dizi yüksek teknolojiye sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Radar izini düşüren özel boyası ve tasarımı, gövde içi istasyonları, yerli üretim AESA radarı, süper seyir özelliği, mühimmat taşıma kapasitesi ve elektronik harp yetenekleri gibi birçok detay ile KAAN, modern savaş uçakları arasında ön sıraları hedefliyor.

KAAN’ın geliştirilme süreci de dikkat çekici. Türkiye 15 Aralık 2010’da F-16 filosunun yerini alacak ve F-35 Lightning gibi diğer kritik uçaklarla birlikte çalışacak yeni nesil savaş uçağının üretilmesine karar verdi. Millî Muharip Savaş Uçağı MMU ve TF-X olarak adlandırılan ve son olarak KAAN adı verilen proje için belirlenen ilk uçuş tarihi 2025 idi. Envantere giriş tarihi ise 2028 olarak öngörüldü. Fakat TUSAŞ’taki mühendisler ve teknik ekip 24 saat çalışarak projeyi beklenenden daha hızlı tamamladı. (ABD F35 programına 1995’te başladı ve bitirilmesi çok daha uzun sürdü.)

Türkiye, KAAN ile dünyada ABD, Rusya, Çin, Japonya ve Hindistan’ın (adı HALAMCA ama henüz uçurmadı) ardından 5’inci nesil muharip uçağı üretme kabiliyetine sahip ülke oldu.  Rusların Sukhoi’si, ABD’nin F-22 Raptor’u ve F-35’i, Çin’in Chengdu J-20’si, Japonya’nın Mitsubishi X-2 Shinshin’i ve Türkiye’nin KAAN’ı.

Test aşamalarından geçen ilk KAAN’ın 2028 yılında Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmesi planlanıyor. Sonra her yıl 2 uçak teslim edilecek. 2030 veya 2032 yılında geliştirilecek yerli motorun da KAAN’a monte edilmesi planlanıyor. Dünya silah sanayisini elinde bulunduran ABD kontrollü kartelleri aşmak da bu aşamada çok önemli.

Türkiye’nin lehine olan bir başarıya sevinmemek bu başarıyı küçümsemek mümkün olmamalı. Türk milletinin yetenekleri ile geliştirilen böyle projeleri siyasi kavga gerekçesi yapmak, en basitiyle 24 saat çalışan TUSAŞ mühendislerine ve teknik personeline haksızlık oluyor.  Peki, Türkiye böyle bir başarıyı yakalamış iken neden herkes tarafından sahiplenilmiyor? Bir ülkeyi ayakta tutan toplumsal barış ile toplumun refah seviyesidir. Yaşam kaygısı yaşayan bir toplumun bu başarıları sahiplenmesi zor gözüküyor.

Son söz olarak Türkiye’nin savunma sanayii bir mihenk taşına ulaştı. Bunu daha ileriye taşımak herkesin görevi. Millî gurur haline gelen Türkiye’deki yerli savunma sanayii ürünleri daha da geliştirilmeli. Savunma Sanayii’ndeki bu gelişmelere siyasi çekişmeler ve iktidar içi kavgalar engel olmamalı.

Türk havacılık tarihinde çığır atlatacak adımları herkes desteklemelidir. Sadece Türkiye değil Türk dünyası da Türkiye’nin bu adımlarını hızlandırmasını bekliyor.

İstikbal göklerdedir..

Bir not:  KAAN yerine KAĞAN ya da KAGAN kullanılsaydı bir Türk milliyetçisi olarak çok daha mutlu olurdum.

Yazar

Ali Doğan

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

4 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar