Rusya’nın Kodları – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • 523’üncü Bilgi Şöleni: Yaşadığımız su sıkıntısı ve su politikalarımız   • 522’nci Bilgi Şöleni: Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılar meselesi

Rusya’nın Kodları

Dışarıdan devasa büyüklükteki toprakları, gelişmiş silah sanayisi ile birlikte mitolojik olarak gücü temsil eden ayı figürlü Rusya’nın kodları.

27 Kasım 2020
Mehmet Onur Karadayı

Bir varmış bir yokmuş

Dönemin birinde bir kral devasa bir kapı yaptırmış. Kilometrelerce uzaktan görünen bu kapı herkeste merak uyandırmış. Kral ferman yayımlamış ve bu kapıyı açabilecek olan kişiye yüklü miktarda altın vereceğini vaat ederek kendisine güvenenleri kapının olduğu alana çağırmış. Güçlü kuvvetli, kendine inanan nice cengâver bu kapıyı açmak için meydanda toplanmış. Ama eğer deneyip başarısız olunursa kelleleri gideceğinden hiç kimse bu kapıyı açmaya cesaret edemiyormuş. Derken içlerinden kaybedecek bir şeyi olmayan bir kişi çıkmış ve şansını denemek istemiş. Halkın meraklı bakışları arasında onlarca metre yükseklikte ve yüzlerce metre ilerideki kapıyı açmak için yürümeye başlamış. Tam kapının önüne geldiğinde bir kule gibi yükselen kapının önünde kendisini karınca gibi hissetmiş. Başta biraz endişe etmiş ancak kapıya iyice yaklaşıp dikkatli bakınca, bu ihtişamlı kapının zaten aralık olduğunu görmüş. Aralık olan kapıyı iyice iterek sonuna kadar açmış ve büyük ödülü kazanmış. Aslında önemli olan karşıdaki engelin ne kadar büyük olduğunun anlatılması değil, bununla başa çıkmak isteyenin ne kadar ileri gidip yerinde gözlemleyebileceğiymiş.

Rusya’nın Kodları

Volkan Özdemir, Rusya’nın Kodları kitabında işte tam olarak bunu yapmış. Dışarıdan devasa büyüklükteki toprakları, gelişmiş silah sanayisi ile birlikte mitolojik olarak gücü temsil eden ayı figürlü Rusya’nın kodlarını incelemiş.

Tarihimizde en çok savaştığımız, bugünün konjonktüründe ise taktik ve dönemin şartları gereği bazen yaklaştığımız zaman zaman da karşı karşıya geldiğimiz bu ülkenin kodlarını bilmek çok önemli. Bu bilgiler ışığında hem kültürel hem de siyasî benzerliklerimizden yola çıkarak yapılacak değerlendirmeler, gelişmeleri daha iyi okumamızı sağlayabilir. Bu düşüncenin yanında, büyük kapıyı açmak için yola çıkan, Özdemir, merakının onu cezbetmesi sonucu hem eğlenmiş hem öğrenmiş hem de öğretecek çok güzel bir eser ortaya çıkarmış.

SSCB’nin tasfiyesi ve istihbarat

Rusların günlük yaşamlarındaki hâlleri, tehlike ânında bir organizma gibi hareket ederken, günlük yaşantılarında biraz daha bireysel hareket etmeleri, bizim de tarihî, kökenimize oldukça benziyor. Kitabı okudukça tarihimizin bir yerde iç içe geçmesi ve olaylara karşı verilen tepkilerin benzerliği şaşkınlık uyandırıyor. Rusların geçirdiği tarihî dönüşümleri, bu dönüşümler içerisinde Rus halkının verdiği tepkileri anlatan Özdemir, SSCB’nin tasfiyesi sırasında da ortaya bugüne kadar bildiğimizin aksine, oldukça enteresan bir görüş ortaya koyuyor. Yazara göre SSCB’yi tasfiye eden, Rusya’nın gerçek sahibi, istihbaratı. Kitabında da aktardığı gibi Sovyetler dağılırken hiç kan dökülmüyor. Böylesine büyük bir imparatorluğun dağılırken kan akmaması ortaya koyduğu tezini destekliyor. Bununla birlikte kitapta bulabileceğiniz daha birçok farklı ve özgün fikir var.

Rusya’yı incelerken tarihî gelişiminin, sosyo-kültürel yapısının yanında, jeopolitik olarak konumu ve dünya siyasetine etkisi ise incelenen önemli konulardan bir diğeri. Bu konumunun ve devlet geleneğinin halkının üzerindeki etkisi ise okudukça gözlerimizin önünde canlanıyor.

St. Petersburg’ta gezerken âdeta sokakları gözümüzde canlandıran Özdemir, herkesin anlayabileceği sade bir dili özellikle tercih etmiş. Aslında bir nevi akademik çalışma hüviyeti olsa da dilinin sade olması, Rusya’ya ilgi duyanları özellikle kitaba çekecektir.

Konu bütünlüğü ve geçişler

Yazar, Rusların tarih sahnesine çıkmaları, Bolşeviklerin yıkılması, Ekim devrimi, devrim sözcüğünün halk üzerindeki etkisi, SSCB ve Rusya Federasyonu’nu bir bütün olarak işlemiş. Konu geçişlerini o kadar güzel bağlamış ki bir sonraki konuda; bir önceki konuyu okurken aklımıza gelen soruların cevabını da bulacağımız hissini yanıtsız bırakmamış.

Kitabın son bölümlerinde yazar, kendi görüşlerine de yer verirken, Rusların ekonomisi, enerji güzergâhları, Suriye ve Libya’daki gelişmelerini de oldukça sade ancak farklı bir bakış açısı ile bizlere sunmuş.

Rusya üzerine araştırma yapanların incelediği kaynaklara ek olarak Volkan Özdemir’in bu kitabı, farklı bir bakış açısı kazandırabilir. Uzun yıllar yaşadığı ve iyi derece Rusça bilmesinin verdiği avantaj ile halkın da nabzını çok iyi tutan yazar, uçak krizi, Libya’ya müdahale ve Rusya’daki oligarkların etkisini oldukça derinden görmüş ve anlatmış. Bunu yaparken anılarından da örnekler ile beslemiş. Hep Türkiye’de Rusya’yı ararken aslında çıktığı bu yolculuk sonrası kitabında aktardığı üzere bize farklı bir çerçeve göstermiş: Türkiye’de Rusya’yı ararken; Rusya’da Türkiye’yi bulmuş. Benzer yönleri ve farklılıkları ile aklımızdaki Rus tanımını gözden geçirtiyor. Bu sayede dışarıdan bakınca Rusya’nın; çok güçlü gözüken yanlarının aslında yumuşak karnı olduğunu gösterirken, çok zayıf olduğunu düşündüğümüz yerlerin de ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

304 sayfadan oluşan ve Destek yayınlarından Kasım 2019’da çıkan bu kitap hem güncel konuları hem de Rusya’nın kodlarını anlamamızda bize yardımcı oluyor.

 

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları