SÜLEYMANİYE YIKILAMAZ – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

SÜLEYMANİYE YIKILAMAZ

Bu vatan topraklarında bin yıldır egemen olarak yaşıyoruz. Bunun tabii neticesi olarak; dağları-taşları, ormanları-ovaları, şehirleri-nehirleri, köyleri-kentleri, hasılı coğrafyada ne varsa her şeyi eserlerimizle donatmış; dilimizle-kültürümüzle, canımız-kanımızla, ilmimiz- imanımızla ruh vermişiz. Bu manzarayı gören herkes burasının Türk ülkesi olduğunu bilir. Ancak son zamanlarda Doğu ve Güneydoğu Anadolumuz’dan Türkün mührünü kazımak ve bütünlüğümüzü bozmak için her yola […]

23 Ağustos 2013
Sadi Somuncuoğlu

Bu vatan topraklarında bin yıldır egemen olarak yaşıyoruz. Bunun tabii neticesi olarak; dağları-taşları, ormanları-ovaları, şehirleri-nehirleri, köyleri-kentleri, hasılı coğrafyada ne varsa her şeyi eserlerimizle donatmış; dilimizle-kültürümüzle, canımız-kanımızla, ilmimiz- imanımızla ruh vermişiz. Bu manzarayı gören herkes burasının Türk ülkesi olduğunu bilir.

Ancak son zamanlarda Doğu ve Güneydoğu Anadolumuz’dan Türkün mührünü kazımak ve bütünlüğümüzü bozmak için her yola başvurulduğunu görüyoruz.

  • Yerleşim birimlerinin ve dağların taşların adının değiştirilmesi,
  • Birliğimizin simgeleri “önce vatan,  ne mutlu Türk’üm diyene” ve aynı milletin evladı olma bilincini ve terbiyesini telkin eden öğrenci andının yasaklanması,
  • Devlete isyan edenlerin kahraman ilan edilip heykellerinin dikilmesi,
  • Birlikten yana olan büyük çoğunluğun rehin alınması,
  • Etnik/ırkçı yapılanmaların oluşturulması,
  • Devlet kuruluşu belediyelerin bölücü terör üssü gibi kullanılması ve resmi işlemleri etnik dille yapması,
  • Türk Bayrağının indirilip yerine, PKK ve 4 parçalı devlet paçavralarının çekilmesi,
  • Silahlı üniformalı sözde asayiş birliklerinin kurulması,
  • Terör unsurlarının ve yabancı büyükelçilerin kol gezmesi

gibi vatan topraklarının terk edildiğini gösteren haller alenen yaşanıyor.

Bu vahim tablonun bir yenisi, BDP/PKK ‘nin desteğiyle milletvekili seçilen Şerafettin Elçi adının Şırnak Hava Limanına verilmesiyle yaşandı.

Elçi kimdir? Milli-Üniter Devleti, etnik ortaklı federasyona dönüştürmek isteyen bir bölücü. Bayındırlık Bakanı iken 1978’de rüşvetten Yüce Divan’da yargılanıp,  “Görevini kötüye kullanmaktan” 2 yıl 4 ay hapis cezası alan kişidir. Ayrıca, T.C. Hükümeti’nin Bakanı olduğu halde, “Ben Kürdüm!” dediği için de, cezalandırılmıştır. Anayasa ve kanunlarımıza göre her Hükümet üyesi, meşruiyetini ve yetkisini Türk Milletinden alır ve görevini Türk Milleti adına yapar. Bunu inkar suçtur. Bir etnisiteye aidiyet ise, özel hayatla ilgili kültürel bir haktır.

Buradaki amacımız, Şırnak Hava Limanı’na bu isim verilerek, ayrışmanın, Başbakan eliyle sürdürüldüğünü göstermektir. Yine,  Emniyet Genel Müdürlüğü, polis karakollarına şehit isimlerinin verilmesini yasaklanmış. Bu karar, İstanbul dâhil bazı bölge illerinde,   “Tahrik ediyor” denilerek, Türk Bayrağı’nın indirilmesine benziyor.

***

Size son 10 yıldan bir demet sunduk. Önceki hükümetler döneminde yaşanan böylesi maddi ve manevi çöküntüyü, aydınların ve iktidar sahiplerinin yetersizlikleriyle izah ederdik.  Ama şimdi mesele değişmiş, ham hayal dediğimiz bir “macera(!)” uğruna milleti, ümmeti, vatanı ve devleti bölecek bir yola girilmiştir. O da; etnik ve dini (İhvan) örgütle birleşmekmiş!..

Bu tespitin mantığı da şöyledir: Ne diyorlar? “Bu devlet; tek millet, tek dil ve tek merkez temelinde kurulmuştur. Bu üniter-milli yapı büyümeyi engelliyor. Hâlbuki ‘Türkiye sadece Türklerin değildir.’  ‘İnkâr edilen’ etnik gruplar, kolektif eşitlik içinde egemenliğe ortak edilir, sınırlarımız dışındaki topluluklarla kucaklaşırsak büyüyebiliriz. Kısaca, tekçi yapıdan, çokçu yapıya geçmeliyiz” diyorlar. Yani; etnisite, Nusra, Mursi, Hamas, İhvan ekseni üzerinde  yürüyen bir siyaset!.. Temelinde ırkçılık ve siyasi dincilik var. Bu “Yeni bir medeniyet tasavvuru”ymuş… Ne kadar hoş(!) değil mi?

Bu siyasetin sloganı“demokratikleşme!”dir. Türkçesi, egemenliğin paylaşılmasıdır. Türk Devletinin ortadan kaldırılması. Siz; “demokratikleşme, özgürleşme ve temel insan hakları bireyle ilgili kavramlardır, kolektif hak olarak kullanılamaz. Dünya gerçeğine, sosyolojinin ve siyasetin kanunlarına, hukuka, dinimize, tarih ve kültürümüze aykırıdır” diyebilirsiniz. Ama önümüzdeki “tuzak” budur.

***

Eskiler; “Süleymaniye”yi yeniden yapmak için, bir Mimar Sinan yetmez… Bir de Sultan Süleyman lâzım. Ama yıkmak için dört amele, dört kazma ver, sonra nasıl yıkıldığını gör” demişler. Bu sade sözler, yapmanın çok zor, yıkmanın çok kolay olduğunu anlatıyor.

Burada Süleymaniye, sanat ve iman abidesi olarak Türk Milletinin yüksek egemenlik ve medeniyetini temsil ediyor. Egemenliğimizin mührüdür. Bu mühür bize; Sultan Alparslan, Osman Gazi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimizin kutsal emanetidir. Bu güne kadar dışarıdan yıkamadılar, işbirlikçilerle yıkmaya çalışıyorlar. Emin olun yıkılmayacaktır. Güçleri yetmeyecektir.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları