Arada kalan Türkmen’ler ve BOP Tuzağı

Irak Türklerinden bahsetmek istiyoruz. Suriye farklı mı derseniz, hiç itiraz edemem. Al birini vur öbürüne… İki ateş arasında yapayalnızlar. Zulüm, işkence, adam kaçırma, suikast, katliamın haddi hesabı yok. Masum insanlar haysiyet cellatlarının insafına terk edildi.  Faciayı gören, duyan, ses veren yok. Sanki gözler kör, kulaklar sağır olmuş. Bu ağır tabloyu Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma […]


Irak Türklerinden bahsetmek istiyoruz. Suriye farklı mı derseniz, hiç itiraz edemem. Al birini vur öbürüne… İki ateş arasında yapayalnızlar. Zulüm, işkence, adam kaçırma, suikast, katliamın haddi hesabı yok. Masum insanlar haysiyet cellatlarının insafına terk edildi.  Faciayı gören, duyan, ses veren yok. Sanki gözler kör, kulaklar sağır olmuş.

Bu ağır tabloyu Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mehmet Tütüncü şöyle izah ediyor:  “Kerkük ve Tuzhurmatu gibi ihtilaflı bölgeler Peşmergelerin işgali altında. Saldırılar artmakta. Türkmenlerin katliama uğraması an meselesi.”

Geçen hafta Ankara’da yapılan mitinde şu gerçekler dile getirildi:  “Türkmen şehri Kerkük’te 40 üst yöneticinin 32’si Kürt kökenlidir. Kuzeyden getirilen Kürt yerleşimciler, nüfus yapısını bozdu. Bunlar silahlandırıldı. Güvenlik, Türkiye’deki terörü besleyen Barzani’ye emanet edildi. Bu haksızlıklar bölgeyi kaosa sürükledi. Bölge acilen işgalden ve silahtan arındırılıp normalleştirilmeli, yönetimde Türkmenler de yetkili olmalıdır.”

Türkmenler böyle feryat ediyor, ama bu İnsani, İslami ve Milli çığlığa aldıran yok.  “Nerede bir insanlık faciası varsa biz oradayız” diyen “bizim kahramanlar” ortalarda görünmüyor.  Ama Sudan, Somali, Myanmar, Erener, Sri Lanka, Tayland, Maldivler, Ache, (daha sayalım mı?) denildi mi akan sular duruyor. Vatan bölücüsü, 40 bin insanımızın kanına giren, idam mahkûmu APO,  PKK hamisi Barzani, Talabani, terör mahkûmu Haşimi, Suriye’yi kana bulayan barbarlar, Hamas denildi mi? yine akan sular duruyor.

Yine, “Irak’ın siyasi birliğinden ve toprak bütünlüğünden yanayız. Bütün etnik ve dini gruplara aynı mesafedeyiz ” şeklindeki kırmızı çizgiler de yok oldu. Yeni siyasetimiz, Barzani-Talabani ikilisiyle can-ciğer kuzu sarması olmaya göre düzenlenmiş durumda.

Irak Başbakanı Maliki; ” Türkiye Türkmenlere; “Kerkük Kürdistan’dır.” sözüne karşı çıkmayın talimatını vermiş…” diyor.

Acaba neden? Akla ve vicdana aykırı olan bu tablonun bir izahı olması gerekmez mi? BOP, yani haçlılar, daha açığı ABD’nin buralarda işleri var değil mi? Bu durumda  “Stratejik Ortak”a görevler düşmez mi?

***

Görünen bu tablonun devamı daha da vahim.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani, Time dergisine verdiği söyleşide; “Türkiye bizim umut kapımız. Eğer bu umut kapısı kapanırsa Bağdat’a teslim oluruz ve hepimizin çıkarları tehlikeye girer… Bağımsız bir Kürdistan’a her zamandan daha yakınız… demiş ve bunu şöyle açıklamış:

“Bağımsız Kürdistan için en başta, çevremizdekilerden en az bir ülkeyi (Türkiye’yi ss) buna ikna etmeliyiz. Denize çıkışı olmayan bir ülke olarak bir ortağımız olmalı. Uluslararası düzeyde bir büyük güç de bunu desteklemeli (ABD ss.)

Barzani PKK meselesini nasıl çözeceğimizi de şöyle anlatıyor: “ Türkiye’nin bir şeyi anlaması gerekiyor: Bu, siyasi bir sorundur. Askeri olarak çözülemez… çözmek için siyasi bir karar gereklidir. Bu konuyu Türkiye ile sürekli olarak tartıştık. Ve böyle yapmaya devam edeceğiz… ki, bu soruna bir siyasi çözüm bulunabilsin.” (25 Aralık 2012)

Evet, Barzani her şeyi çok açık bir şekilde anlatmış. İlaveye gerek yok.

***

ÖZETLERSEK; “Büyük Kürdistan” için, bu Projesinin sahibi ABD hazır.  Denize ulaşması için, gelişmelere bakılırsa, Türkiye’de hazır. Ama arada halledilmesi gereken PKK meselesi var. Onun için 6 yıldır, “akan kanın durdurulması bahanesiyle”,  (Bahane, çünkü her görüşmeden sonra akan kan da, şehitlerimiz de arttığı halde devam ediliyor) görüşmeler yapılıyor. 

Burada PKK “Büyük Kürdistan” ’da ki konumunu sağlamlaştırmaya çalışıyor.  Şu günlerde Bebek Katili APO, bölücü terörün Avrupa ve Kandil ayağı ile görüşmelerin hızlandırılmasını, bir de bu açıdan ele almamız gerekmez mi?  

Eğer Mecliste anayasa değişir, bir merkezden (üniter) yönetilen, bir milletin (milli) devleti, çok ortaklı yapıya dönüştürülürse; müstakbel ortaklarımız, Terörist başları; APO, Barzani ve Suriye PKK’sı olmaz mı?  Böylece  “Türkiye büyütülmüş” olacakmış!..

Haçlı projesine göre sadece Müslüman ülkelerde kan akıyor. Bir sevda uğruna milli devletimiz bölünür,  haçlı uydusu teröristlerle “Konfederal” bir ortaklık devleti kurulursa, Allah korusun Türkmenlerin durumuna düşeriz. Ağlayanımız da olmaz.

Çünkü meşruiyetin ve gücün kaynağı olan devletimizi kaybeder, etnik fitnenin tuzağına düşeriz.

Yazar

Sadi Somuncuoğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.