Diller, milletler, beyinler

Dilciler insan hançeresinin 800 civarında ses çıkarabildiğini söylüyor. Herhangi bir dilde bu 800 sesin ancak 100, hatta 50'si kullanılıyor. Alfabeler de dildeki seslerin bir alt kümesi. Genellikle 30'un altında harf var.


İlk gençliğimde kendimi lisanlarla uğraşır buldum. Öğrenmek için, hâkim olmak için ve dillerin karmaşık yapılarını anlamak için. Farklı milletlerin farklı sesleri söyleyemediği, daha da önemlisi duymadığını erken keşfettim. Hani İngilizcedeki “th” sesi var ya. Biz Türkler bunu çıkarmakta güçlük çekiyor, fakat sonunda başarıyorduk. Ama W öyle değildi. Gayet güzel İngilizce bilen fakat hâlâ W’yu duymayan, telaffuz edemeyen dostlarım var.

W zor, orta sertlikteki h de zor

1981’de Suudî Arabistan’a gittim ve orada altı yıl öğretim üyeliği yaptım. Aramco’ya bir öğrenci grubunu götürmüştük. Bir mühendis, orada yapıp ettiklerini İngilizce anlatıyordu- hocalık yaptığım okulun da, ona komşu Aramco’nun da dili İngilizce idi. Konuşmasının sonunda yanına geldim ve “Türk müsünüz?” diye sordum. Şaşırarak “Nereden anladınız?” demişti. İngilizcesi kusursuzdu ama W onu ele veriyordu.

Bir Arap arkadaşıma “Sen benim vekilim ol” demiştim. İngilizce cümleye “vekil” kelimesini, nasıl olsa Arapça diye olduğu gibi yerleştirmiştim. Bir türlü anlamıyordu. Sonunda, “Ha! Wakil!” diye anladığını belirtti. Biz nasıl W diyemiyorsak Arap da V diyemiyor, üstelik duymuyordu. Sonra diğer sesler… Bizim için W’dan başka Arapçadaki üç h’den, en sert h ile bizim kullandığımız yumuşak h arasındaki orta sertlikteki h de zordu. Altı yıl “bir çay”, yani “wahid şay” isteyemedim. Sert h’yi mübalağalı bir gırtlak sesiyle hallediyordum. Yumuşak olanı zaten bizim h idi. Fakat ortadaki! Şu noktasız olanı. Hele ayn! Bizim mümkün değil duymadığımız sessiz harf! Türkistan bu işi, ayn’ı g harfiyle göstererek çözmüş. Ali yerine Gali, ilan yerine iglan yazıyor ve söylüyorlar. Camig, bayig, sanayig. Biz ayn’ı hiç göstermiyoruz. Sıkıntı bu isimlerin i hâlinde çıkıyor. Camigi, bayigi, sanayigi yerine camii, bayii, sanayii yazıyoruz ve sıklıkla yazamıyoruz da. Cami kelimesinin iki i ile yazıldığını zannedenimiz çok.

Arapçada P, Ç, V yok

Arapların çıkaramadığı sesler de boldu. P, Ç ve tabi V. P genellikle B’ye dönüyor, Ç, Ş oluyordu. V sesi bazen W bazen F’ye dönüyordu. Türkistanlılar Arabistan’a çevirme’yi getirmiş.  Sonra, nasıl olduysa çevirme Bursa’nın döneriyle senteze uğramış fakat Arap hançeresinde şawarma olmuş. Bize de tekrar şawarma diye geri geldi. Papa’nın baba olup oradan bize gelişi gibi. Ptolemeus bu yolla Batlamyus olmuştu. Platon’un Eflatun’a dönüşmesi daha karmaşık bir rotaylaydı muhakkak. Pepsi, Arabistan’da sağlam bir şekilde Bebsi’dir. Çay da şay idi.

Dilciler insan hançeresinin 800 civarında ses çıkarabildiğini söylüyor. Herhangi bir dilde bu 800 sesin ancak 100, hatta 50’si kullanılıyor. Alfabeler de dildeki seslerin bir alt kümesi. Genellikle 30’un altında harf var. İşte farklı dillerin bu 800 içinden seçtikleri alt kümeler bir biriyle örtüşmüyor. Bazı milletlerin duyduğu sesleri başkaları duymuyor. Ben bizim ı sesini telaffuz edebilen yabancıya rastlamadım.

 Farklı milletlerin duyduğu sesler niçin farklı?

Farklı milletler niçin farklı sesleri duyup telaffuz edebiliyor?

Şimdi ırkçılık yapıp, “Tamam işte! Demek ki farklı ırkların duyduğu ve duymadığı sesler farklı!” demek kolay. Kazın ayağı öyle değil. Olan şu: Buluğ çağına kadar insan yavrusunun 800 sesin hemen tamamını duyup söyleyebilme potansiyeli var. Ergenlikten sonra bu geniş tayf kayboluyor. Ve insan, sadece kendi lisanındaki 50- 100 sesi duyar ve söyler hâle geliyor. Duymadığınızı söyleyemezsiniz zaten. Doğuştan duyma özürlülerin konuşamaması bundandır. Bizim tabirimizle, sağırlar dilsiz olur. Sonradan sağır olanlar hâriç. (Eğitimle ve bazı araçlarla bu engel aşılabiliyor.)

Çalıştığım üniversitenin hazırlık okulu İngilizce öğretirken birkaç ders, Arap gençlerine p harfinin telaffuzunu öğretmeye ayrılırdı. Başarısız öğrenciler bana geldiğinde kurşunun simgesi Pb’yi “be-be” diye telaffuz ederdi. P işini kavrayanlar da bazen aşırıya kaçıp “pe-pe” derlerdi. Bizde de bazıları bütün yabancı dillerde V’nin W olduğunu zanneder ve mesela gururla “Harward” yazar.

Beynimize ne oluyor da bazı sesleri artık duymuyoruz?

Hazırlık okulu müdürü dostum Dr. Mulla’nın ilginç bir teklifi vardı. Bütün dünyada, ilkokullarda, bir ses duyma ve çıkarma dersi ihdas edilmeli ve fonetikteki bütün sesler çocuklara duyurulup söyletilmeliydi. Böylece ilerde diledikleri yabancı dili kusursuz duyup telaffuz etmeleri mümkün olacaktı.

Böylece ilk niçin sorumuzun cevabını buluyoruz. Milletler niçin farklı sesleri kullanır? Farklı milletlerde çocuklar buluğ çağına kadar farklı seslerle terbiye edildikleri için… İkinci niçin hemen bunun arkasından geliyor. Çocuk ergenlikten sonra niçin yeni sesleri çok zor duyup söylüyor?

İlerde anlatacağım.

Son not: Yazıya son hâlini vermeden genç dostum Prof. Dr. Konuralp Ercilasun’a gönderdim. Önemli katkılar yaptı: Korece’de ı varmış. Fakat Latin harfleriyle yazarken “eu” diye yazıyorlarmış. Şawarma Arabistan’dan Tayvan’a  gitmiş ve orada şa-wey-ma olmuş. Hoca bir noktada daha uyardı: “Şu İngiliz th’sini biz t veya d, Ruslar z, Çinliler de s’ye yakın bir z gibi duyuyorlar.

Yazar

İskender Öksüz

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.