Durmak yok: Hızlı ve Öfkeli neden bitmez?

Dijital teknolojinin sürekli gelişmekte olduğu sinema dünyasında Hızlı ve Öfkeli serisi, kendini yenilemekten çekinmiyor. Her yaştan eğlenmek isteyenlerin biletini keseceği filmlerden birisi olduğunu her defasında ispat ediyor.


Paylaşın:

Bazı filmler vardır, sizi düşündürmek üzere kurgulanmıştır. Sahneler sizi kendisine çeker, tekrar tekrar izlersiniz. YouTube’da hakkında bilinmeyenler kısmına bakarsınız. Tekrar izlediğinizde sahneyi durdurur ve bir tablo kıvamındaki görüntüden keyif alırsınız. Bazı filmler vardır, sadece eğlendirmeyi amaçlar.

Bazı filmler vardır, kafa dağıtmak için açar ve izlersiniz ya. Hızlı ve Öfkeli 10’da öyle bir film. Bombalar, arabalar, yaratıklar, dünya dışından gelenlerle dünyadakilerin mücadelesini izlersiniz. Hızlı ve Öfkeli, geçen film (Hızlı ve Öfkeli 9) ile birlikte uzaya da çıkmayı başardığı için artık hangi kategoriye koyarsanız koyun stres atmak ve keyifli birkaç saat geçirmek isteyenler uğrayacağı adres konumuna çoktan vardı bile.

Artık bir diziye dönüşen ve hemen hemen her yıl bizi sinemaya götüren bu film serisi ile bir kez daha görüyoruz ki, bu karakterler birer süper kahraman. Hepsi farklı dünyalardan gelip olağanüstü yetenekleri kendilerine yükleyip en sonunda mangal(barbekü) partisi yapan bir takım. Neden mi böyle diyorum? İzleyenler bu sorunun cevabını biliyor olsalar bile bilmeyenler için ifade edecek olursak geçen filmde iki karakter araba ile uzayda tehlikeleri bertaraf ederken, başka bir karakter -yedinci filmde- iki gökdelen arası araba ile karşıdan karşıya geçti. Trafikte yaya geçidinde karşıdan karşıya geçmeye çalışan kişiler için fizik kurallarının alt üst olduğu, bütün gizli istihbarat servislerine kafa tutan bu çılgın ekip gerçekten bu filmde de karşımızda olağandışı bir şekilde duruyor. Olağanüstü değil olağandışı.

İlk filmleri hala izlememiş bir Sinefil olarak, 2015 yılında arkadaşımın isteği üzerine Hızlı ve Öfkeli 7’ye gittik. Gitmeden önce seriye dair biraz bilgisi olan ben için bütün filmleri (toplamda 6 film) bir kere de izlemek zor olacağı için serinin son iki filmini izleyip sinemaya gitmeyi daha doğru buldum. Hızlı ve Öfkeli 7, serinin hayranları için bir dönüm noktasıdır. Çünkü, filmin başat karakterlerinden Brian O’Conner (Paul Walker) için bir veda niteliği taşıyordu. Film, beklentinin üstü bir başarı elde etti ve gişede çok büyük bir hasılat kaldırdı.

Vin Diesel (Dom) kadar kritik bir karakter olan Brian’ın vedası bugün hala hafızalarda taze bir şekilde kendini göstermektedir. Ülkemizde de en çok izlenen yabancı film unvanına sahip olan Hızlı ve Öfkeli 7 filminin vizyona girmesinden iki yıl sonra çıkan devam filminde ise yine patlamalar, yangınlar, yıkılmalar, büyük silahlar, akrobatik dövüş figürleri ve olağanüstü aksiyon kendini göstermiştir.

Sonraki devam filminde ise WWE’den tanıdığımız John Cena aramıza dahil olmuş ve flashback ( geriye dönüş) yapılarak Dom’un kötü kardeşi ile olan mücadelesini COVID-19 sebebiyle gecikmeli olarak izlemişizdir. Bu yıl vizyona giren ve benim için Aquaman karakterine hayat veren Jason M.’nin performansı bütün oyuncuları geride bıraktığını ifade etmem lazım.  Bu sefer karşımızda Joker’den yüksek esintiler barındıran bir kötü var.

İsmi Dante olan bu karakter, 5.filmde ölen uyuşturucu baronu babasının intikamını almak için yola çıkıyor ve ekibi dağıtmaya ant içiyor. İtalya’nın tarihi sokaklarında tehlikeli işlere karışıyorlar ve dünyanın kültürel hafızasına büyük bir darbe indiriyorlar. Dante amacına ulaşıyor ve Dom’un ekibinin imajını fena halde çiziyor. Dom’un tam zıttı bir şekilde yazılan feminen hareketleriyle cüssesinin adamı olmayan Dante’nin, kesinlikle ama kesinlikle serideki en sağlam kötü karakterlerden biri olduğunu ifade etmemiz mümkündür. Geçen filmin kötüsü John Cena (Dom’un kardeşi Jakob) bu sefer alışageldiğimiz şekilde iyiliğe bürünüyor ve Dom’un oğluyla bir maceraya çıkıyorlar. Alışageldiğimiz derken kast ettiğim mesele senaryodaki bir tekniğin ismi. Alışılagelen ise 5.filmdeki kötünün The Rock/Dwayne Johnson’ın başlangıçta ekibi kodese tıkmak üzere çıkagelen bir karakterden ekiple işbirliği yapan bir karaktere dönüşmesi olarak söyleyebiliriz.

Hollywood’un her yıl ürettiği sayısız gişe filmi arasına saygın ve eğlenceli yerini koruyan Hızlı ve Öfkeli serisinin olayı da ne karakterlerin metot(?) oyunculuğu ne de kurgudaki muazzamlık. Filmi izlenebilir kılan bahsettiğim olağanüstü durumlar ve salona insanı çekebilmek için elinden gelen gayreti göstermesi. Filmdeki bir diğer detay aksiyon sahnelerinde yalnızca erkeklerin değil kadınların da kendilerini kanıtlamış olması ve kadın oyuncuların yalnızca böylesine ‘’Blockbuster’’ işlerde oynamaması olarak söyleyebilirim. Filmde beni çeken noktalardan biri ise dakikalar içinde farklı ülkelerde başarılı operasyonlara imza atmalarıdır. Filmin iddialı taraflarından biri yan rollerin dahi iyi/başarılı oyunculardan seçilmiş olması. Charlize Theron, Helen Mirren, Brie Larson gibi üç başrolün  En İyi Kadın Oyuncu Oscarına sahip olduğunu unutmayalım. Peki ya bu filmi çeken insanlar başka oyuncu bulamaz mıydı? Elbette bulabilirlerdi. Bu noktası itibariyle de film kendini ispat etmekten çekinmiyor.

Dijital teknolojinin sürekli gelişmekte olduğu sinema dünyasında Hızlı ve Öfkeli serisi, kendini yenilemekten çekinmiyor. Her yaştan eğlenmek isteyenlerin biletini keseceği filmlerden birisi olduğunu her defasında ispat ediyor. Bunca çaba ve gayret karşılık kalmıyor ve seyircide gerekli ilgiyi gösteriyor. Filmin neden bitmeyeceği ise bir kez daha anlaşılıyor.

Anlaşılan o ki, daha uzun yıllar devam edecek olan bu seride yeni arabalar, yeni yüzler ve eskimeyen aksiyon ile seyirci bir kez daha koltuğa yapışacak.

Yazar

Necdet Cura

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar