Enflasyon sadece ekonomide mi olur?

Ekonomik enflasyonu durduramazsanız paranız pul olur. Kelime enflasyonunu engelleyemezseniz, sözcüklerin ruhu kaybolur. İlgililere duyurulur.


Ekonomi yasasıdır: Bir ürün ya da hizmetin arzı çoğalırsa fiyatı düşer.

Ekonomi yasasıdır ama dil bilimi için kullanmanın hiçbir sakıncası yoktur, yararı olması muhtemeldir.

Önce, yasayı uyarlayalım: Bir kelimenin kullanımı artarsa değeri düşer.

Şimdi de gerekçelendirelim: İnsanlar; bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımını kavramlarla ifade ederler. Daha doğrusu, ifade etmezler. İfade etmek için kelimeleri kullanırlar. Mâkul olanları; her kelimeyi yerli yerinde kullanmaya gayret eder ve ağzından çıkanın, kaleminden dökülenin bilincindedir. Azımsanmayacak bir kitle ise tersini yapar, kelimeleri, yersiz yurtsuz kullanıverir. İşte bu da kelimelerin –ekonomideki tabirle- enflasyona uğramasına yol açmaktadır.

Bu gerekçelendirmeye göre; uyarladığımız yasada ufak bir değişiklik yapmak gerektir.

Şöyle ki: Bir kelimenin yerli yersiz kullanımı artarsa değeri düşer.

Bazı değersizleşenler

Yasa hazır olduğuna göre listeye geçebiliriz.

Liste kişisel olmakla birlikte; benim gibi düşünenlerin varlığı, yadsınamaz bir gerçekliktir.

1. İtibar: ‘Saygınlık’ gibi güzel bir anlama sahiptir.

Yerli yersiz kullanımda o kadar zirve yapmıştır ki varlığı tehdit edilir hâle gelmiştir. İtibar’ın itibarı kalmamıştır.

2. İstikrar: ‘Aynı kararda, aynı biçimde sürme; kararlılık’ anlamının karşılığıdır lügatte.

Kullanım oranı kararlı bir biçimde artmaya devam etmektedir. Artık kabak tadı vermiştir.

3. Fıtrat: ‘Yaratılış’ manasındadır.

Kullanımda daha çok ‘kader’ kelimesinin yerini tutar. İnsan kaynaklı tüm yanlışlıklara, olumsuzluklara kılıf olduğu için şahsen gözümden düşmüştür. Sizlerin gözünden düşüp düşmediği önemli değildir. Bu bir ‘şahsım’ yazısıdır. Zannediyorum, fıtrat’ın gözümdeki bu durumu fıtratında vardır.

4. Beka: Kalıcılık, ölmezliktir.

En küçük bir sorun, sorun bile olamayacak kadar değersiz şeyler ‘beka’ kelimesiyle tamlamaya girmektedir. Bu durum, anlamındaki ağırlığı hafifletmektedir. Denilebilir ki, beka’nın bekası tehlikededir. Gerçekten bir beka sorunu olduğunda nasıl dile getireceğimiz, soru işaretidir.

5. Yeni: Eskisinin yerine gelendir.

Sıfat olarak; birçok konuşmanın, yazının içinde bolca bulunur. Türkiye’yi nitelediği günden beridir, bendeki hakkını kaybetmiştir. Yeni’nin yerine yeni bir kelime bulmak gerektir.

6. Eski: Öncekidir, yeni karşıtıdır.

Günlük dilde her zaman başvurduğumuz sıfatlardandır. Birden fazla Türkiye’nin kıyaslanmasında ‘tu kaka’ ilan edilmesinden muzdariptir. Bu kıyaslamaya bir son vermek için eski’yi eskitmek lazımdır.

7. Sandık: Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutudur.

Demokrasinin kendisinden ibaret sanılması egosunu yükseltmiştir. Ben’cileri, bencilleri sevmediğimden, zihnimde hükmü yoktur. Sandık’ı sandığın içine koyup en yakın su birikintisine atmak fena olmayacaktır.

8. Hain: Hıyanet eden kimsedir.

Ağırbaşlı bir tavrı vardır ve fakat önüne gelene damgasının vurulması hayra alamet değildir. Çünkü herkesin alnına yazılırsa gerçek hainleri nasıl bulacağımız muammadır. En iyisi; bir hainlik yapıp, hain’i sözlükten defetmektir.

Değeri ölçülemeyenler

İlginçtir; bazı kelimeler kullanıldıkça değerlenir, değerlendikçe kullanılır.

Hayatın birçok noktasında olduğu gibi bu bahiste de istisnalar vardır yani. İstisnalar, kaideyi bozacak cinstendir.

Örnek mi?

Mesela, Atatürk…

Kelimenin ait olduğu kişilik yıllar önce vefat etmiş olsa da, her milisaniye değerlenir. Bununla kalmaz; en nefret edenlerin bile sığındıkları son liman olur. Dillere pelesenk etmek, gönlümüzün locasında yer ayırmak millî görevimizdir.

Mesela, cumhuriyet…

Adının ve anlamının; çok istense de, bu topraklardan atılmasının, zihinlerden çıkarılmasının mümkünatı yoktur. Değeri, erdemliğinden gelir. Sıkı sıkıya sarıp sarmalanmalı, gözlerden sakınılmalıdır.

Mesela, laiklik…

Siyahla beyazı ayıran çizgidir. Kimi çevreler tarafından anlaşılmaması değerinden bir şey kaybettirmez. Hatta üzerine saldırıldıkça güçlenir. Evlada sahip çıkar gibi koruyup kollanmalıdır.

Mesela, Mehmetçik…

Varlığımızın teminatıdır. Kulağımızla işittiğimizde cız eder yüreğimiz. Zamanında; başına çuval geçirilmiş, haksız ithamlara uğramış olması nafiledir. İstisnasız her zorluğa göğüs germesi takdire şayandır. Değeri, kuşkusuz sürekli artar ama ölçmek asla mümkün değildir.

Yasayla başladık, kanun hükmünde kararnameyle bitirelim: Ekonomik enflasyonu durduramazsanız paranız pul olur. Kelime enflasyonunu engelleyemezseniz, sözcüklerin ruhu kaybolur.

İlgililere duyurulur.

Yazar

Doğukan Altıparmak

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.