İHANETİN PAZARLIĞI – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

İHANETİN PAZARLIĞI

Siyaset de bir nevi alış-veriştir. Pazarlıkta; almadan vermek, vermeden almak olmaz. Tabii olan budur. Bir de; namus gibi, haysiyet gibi, can gibi, millet gibi, din gibi, vatan gibi, devlet gibi kutsal değerler vardır ki, bunlar pazarlık konusu olamaz. Ayrıca, 2002’de “bitmiş terörü bitirmek!” için yapılan pazarlıklar var ki, ne olduğu pek anlaşılamadı. 2003’de iktidar değişip […]

19 Eylül 2015
Sadi Somuncuoğlu

Siyaset de bir nevi alış-veriştir. Pazarlıkta; almadan vermek, vermeden almak olmaz. Tabii olan budur.

Bir de; namus gibi, haysiyet gibi, can gibi, millet gibi, din gibi, vatan gibi, devlet gibi kutsal değerler vardır ki, bunlar pazarlık konusu olamaz.

Ayrıca, 2002’de “bitmiş terörü bitirmek!” için yapılan pazarlıklar var ki, ne olduğu pek anlaşılamadı. 2003’de iktidar değişip terör örgütüyle “görüşme”, “müzakere” ve “mutabakat”  gibi adlar altında zamanımıza kadar süren “pazarlıkların” başlamasıyla terörün tırmanışa geçtiği görülmektedir.

Tablo Şöyle: “Yıl 2002; 7’si asker 7’si sivil olmak üzere toplam 14 vatandaşımız teröre kurban verilirken; 2003’de 94, 2004’de 103, 2005’de 135, 2006’da 149, 2007’de 183, 2008’de 222, 2009 -2011 yılları arasında 500’e yakın şehit” verilmiş. (http://blog.milliyet.com.tr/antalyali)

Açıktır ki, şehit sayısı hızlı bir şekilde artmıştır.

Bunun sebebini tam olarak bilemiyoruz. Zira görüşmeler gizli yapılmıştır. Ama bu artışın, terör örgütünün muhatap alınması sonucunda meşrulaşmasına ve cesaretlenmesine bağlı olduğu da bir gerçektir.

Bu pazarlık siyaseti; devrin Başbakanı Erdoğan’ın “İktidar olarak hiçbir zaman terör örgütü ile masaya oturmayız” dediği halde; 2009 Habur rezaleti ve 2010 beşinci Oslo “mutabakatı”na kadar gizli olarak; 2013 İmralı ve 2015 Dolmabahçe “mutabakatı!”na kadar da, alenen sürdürülmüştür.

Bu mutabakatlarla ne veriyoruz, ne alıyoruz özetleyerek hatırlatalım.

PKK/KCK’ya verilenler:

  1. Vatan-Millet-Devlet. Diğer ifadesiyle; Vatanımızın bir parçası üzerinde “özerk veya özyönetim” adı altında, “yasama – yürütme – yargı” organları ve “öz savunma gücü” (ordusu) olan, bağımsızlığını ilâna hazır bir devlet. Örgüt belgelerine göre “Kürdistan” kurulması. (Aynen Irak’ın kuzeyindeki “Kürdistan” gibi) Coğrafyamızın özyönetim sınırları dışında kalan kısmı “Ortak Vatan” olacak ve PKK/KCK ile “Eşbaşkanlık” sistemiyle yönetilecektir.
  2. Bu amaçla verilen ve hepimizin Türk Milleti olduğunu inkâr eden ırkçı ve Anayasaya aykırı, dünyada bir benzeri olmayan egemenliği paylaşmaya dönük pek çok imtiyaz verilmiş ve verilmeyi beklemektedir.

Bunların bir kısmı şöyledir:

a. KCK, özyönetimi/Kürdistan’ı inşa için, bölgede serbestçe çalışacaktır. (Oslo ve İmralı Mutabakatının Çatışmasızlık şartı)

b. Tutuklu binlerce KCK’lı serbest bırakılacaktır. (İmralı Mutabakatı)

c. Anayasa değişecek, nötr vatandaşlık tanımı gelecek; Türkiye vatandaşı denilecek; Türk ismine de, Kürt ismine de yer verilmeyecektir. (İmralı Mutabakatı )

ç. Anadilde eğitimin önündeki engeller kaldırılacaktır. (İmralı Mutabakatı)

d. Devlet televizyonunda 24 saat etnik dillerde yayın yapılacaktır.

e. Etnik dil, devlet okullarında seçmeli ders olacaktır.

f. Üniversitelerde etnik dilde bölümler açılacak ve öğretmen yetiştirecektir.

g. Etnik parti kurma ve etnik dillerde faaliyet yapma serbest olacaktır.

ğ. Etnik örgütlenmeler ve bölücü propagandalar serbest bırakılacaktır.

ı. İşe alımlarda etnik dili bilme şartı aranacaktır.

i. Örgüt yanlısı belediyelerin “terör üssü gibi” çalışma yapmalarına dokunulmayacaktır.

j. Bölücü terörün siyasi uzantısı partiler, Mecliste ve ülke serbestçe çalışacaklardır.

k. Anadilde kamu hizmetlerine erişim sağlanacaktır.

l. Kamudaki farklılıklarla mücadele edilecektir.(Türk Milleti inkar edilip etnik bir grup sayıldığı için, diğer etnik gruplarla eşitlenmesi kastediliyor.)

PKK/KCK’dan alınacaklar

Pazarlık masasında bölücü terör örgütünün aldıklarına karşı verdikleri de vardır. Bunlar: “Demokrasi”, “Özgürlük”, “Barış”, “Kardeşlik”, “Eşitlik” vb. “Dünyanın en kanlı ve vahşi, ihanete batmış, emperyalist maşası terör örgütünün böylesine manevi değeri yüksek kavramlarla ne ilgisi olabilir? Sonra bu değerler bizde yokta terör örgütünde mi var? “Böyle şey olmaz” diyorsanız, o zaman örgüt “terör yaparım, sizi öldürürüm” diyor. Selahattin efendi buyuruyor, “hemen şimdi barış” diyor. Yani “benim istediklerimi ver ‘barış olsun’, yoksa karışmam haaa…”

Özetlersek; biz devlet, millet ve vatan vereceğiz, kanlı terör örgütü “aferin” diyecek! Oldu mu? Yöneticilerimiz bizi bu kavşağa getirmiş, ey ahali! Şu rezalete ve felakete bakınız. Bunun hesabını 1 Kasım seçimlerinden sormayacak mıyız?

***

Bütün okurlarımın mübarek Kurban Bayramını kutluyor, Türk ve İslam Âlemine hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak’tan diliyorum.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları