KIBRIS GÖRÜŞMELERİNDE SONA DOĞRU – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

KIBRIS GÖRÜŞMELERİNDE SONA DOĞRU

AKP 2002’de iktidara geldi. Ama yasal engeli dolayısıyla Erdoğan henüz Başbakan değildi.  Genel Başkan olarak AB Kopenhag zirvesine giderken Kıbrıs uyuşmazlığı konusunda şöyle konuşuyordu: “40 yıl süren sıkıntı olur mu? ‘çözümsüzlük çözüm’ olamaz. Kıbrıs meselesini çözmekte kararlıyız, masadan kalkmayacağız.”  Bu tavır yüzünden, KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Denktaş’la da arası bozulmuştu. Ancak aradan 14 yıl geçti, […]

24 Eylül 2016
Sadi Somuncuoğlu

AKP 2002’de iktidara geldi. Ama yasal engeli dolayısıyla Erdoğan henüz Başbakan değildi.  Genel Başkan olarak AB Kopenhag zirvesine giderken Kıbrıs uyuşmazlığı konusunda şöyle konuşuyordu: “40 yıl süren sıkıntı olur mu? ‘çözümsüzlük çözüm’ olamaz. Kıbrıs meselesini çözmekte kararlıyız, masadan kalkmayacağız.”  Bu tavır yüzünden, KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Denktaş’la da arası bozulmuştu. Ancak aradan 14 yıl geçti, Kıbrıs uyuşmazlığında, bazı ciddi kayıplarımızın dışında hiçbir gelişme olmadı. Bu kayıplardan iki örnek verelim; birincisi, 2004’de Türklere Annan Planına “evet” dedirtmemize karşılık, Rumların doymak bilmez hırsları sebebiyle ”hayır”  oyu kullanması sayesinde KKTC’nin kurtulmasıdır. İkincisi AB’nin baskısıyla Rum kesimini adanın meşru hükümeti olarak tanımamız anlamına gelen 29 Temmuz 2005’de tarihli “Kıbrıs Ek Protokolü”nü imzalamamızdır. AB’ye katılım için imzaladığımız Ankara Antlaşmasının eki olan bu Protokol, bugüne kadar TBMM’nin onayına sunulmayı beklemektedir.

Çözüm için ilki 1968’de yapılan BM gözetimindeki toplumlararası görüşmelerin sonuncusu 2008’de başlamış ve halen devam etmektedir. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın yürüttüğü görüşmelerde sona gelinmesine rağmen temel konulardaki ihtilaflar devam ediyor. Çünkü Rumlar adanın bütününü istemektedirler. Bundan da asla vazgeçmiyorlar. Bilindiği gibi Kıbrıs tarihte hiçbir zaman Rum egemenliğine girmediği halde, 1571’de Osmanlı Devletinin Venedik korsanlarından almasıyla 307 yıl Türk egemenliğinde kalmıştır.  Görüşmelere dönersek, şu anda, Türk ve Rum liderler Vaşington’da BM Genel Sekreteri Ban ile görüşmektedirler.

Alınan ilke kararı gereğince görüşmeler sonuçlanmadan kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılamadığından, tutanaklarda nelerin olduğunu bilmiyoruz. Ancak, Rumlar bazı bilgileri kamuoyuna sızdırmaktadır. Doğruluk derecesini bilmemekle beraber, Rum basında yer alan bu bilgileri paylaşmak isteriz. Bunlar şöyledir: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in görüşme tutanaklarını inceleyen Ekologlar Başkanı Yorgos Perdikis’in kritik konularda büyük anlaşmazlıklar saptadığını yazdı. Perdikis ‘bazılarının bu anlaşmazlıkların birkaç ay içerisinde çözüleceğini öngörüyor olması hayret vericidir. Hedefimiz 2016 veya 2017 içerisinde, Annan planında olduğu gibi boşluklar ve yapıcı belirsizliklerle dolu bir ilke anlaşmasına varmak değil, halkın önüne konulacak tam ve kapsamlı bir anlaşmadır’ ifadesini kullandı. Acele edilmemesi ve dar takvimler olmaması gerektiğini de söyleyen Perdikis “tutanaklar üzerinde yaptığımız incelemeden, bu kadar kısa sürede çözüme, ancak Türklerin dönüşümlü başkanlık, birincil hukuk [AB garantisi. SS], iki FIR [hava sahası SS], ekonomi, askerler, garantiler, mülkiyet, toprak ve diğer birçok konudaki tezlerini terk etmeleri halinde varılabileceği ortaya çıkıyor’ dedi.”

Rum lider Nikos Anastasiadis BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin garantörlüğü, adadaki askeri varlığı ve mülkiyet gibi hayati konularda Türk Toplumuna hiçbir hak tanımadığını göstermiştir. Nitekim bu sorumsuzca konuşmaya KKTC’den gerekli cevap gelmiştir. Demokrat Parti Ulusal Güçler Genel Sekreteri Hasan Taçoy, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın ve çeşitli temasları sırasında yaptığı açıklamaların, Kıbrıs konusundaki Rum tutumunda olumlu yönde bir gelişme olmadığını yeniden gösterdiğini söyledi. Taçoy, Rum liderin dünyanın hoşuna gidecek ifadelerin ardından Kıbrıs’ı Yunan egemenliği altına alma amaçlarının önünde asıl engel olarak gördükleri Anavatan Türkiye’ye saldırdığını, Garanti ve İttifak Anlaşması’nın yok edildiğini, Ada’da tek bir Türk askerinin kalmayacağı bir çözüm istediğini vurguladığını belirtti. Böylesi bir çözümün Kıbrıs Türk halkı için yok olmak anlamına geldiğini ve KKTC Meclisi’nin oy birliği ile aldığı kararlara aykırı olduğunu ifade eden Taçoy, Anastasiadis’in bunu bile bile hâlâ garantilerin üstüne yürümesinin KKTC’den yapılan bazı yanlış açıklamaların ve Türkiye’yi çözümsüzlüğün suçlusu ilan etme kararından kaynaklandığını savundu. Taçoy açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi; “Ancak, Anastasiadis ve herkes bilsin ki; ne Türkiye Kıbrıs Türk halkının güvenliğini tehlikeye atar, Kıbrıs’taki hak ve hukukunu terk eder; ne de Kıbrıs Türkü intihar anlamına gelecek şekilde Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini geçersiz, etkisiz hale getirecek bir anlaşmaya onay verir. Kıbrıs’ta barışı bozan Türk askeri değil, Rum-Yunan ikilisinin Enosis hayalleridir.”

Bu haysiyetli çıkışa karşılık, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı “1960 garanti sisteminin değişmesi, bir çözümle birlikte yeni bir yapının oluşacağına, güvenlik ve garanti sisteminin de yeni duruma göre uyarlanacağına vurgu yaptı.” Benzer açıklamalar adadaki askeri varlığımız için de yapılmaktadır.

Herhalde haçlılar, Ege gibi Kıbrıs’ı da pişiriyor. Eş zamanlı olarak bölücü terör ve Suriye operasyonunda çıkmaza girmemizi bekliyor. Her türlü tedbir buna göre alınmalıdır.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları