Kızılelma: Kutlu hayallerden manav tezgâhına – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Söz Konusu-5: Açık Oturum   • Çağrı: Bize katılın

Kızılelma: Kutlu hayallerden manav tezgâhına

Hayal semasının altında, ülkü zemininde kurulu yurdumuz Kızılelma, haldan hala geze geze manav tezgâhlarında çürüyeceğe benziyor. Umalım ki bozkurtumuz da vicdansız avcılar tarafından avlanıp, tahnit edilip sergilenmesin.

8 Eylül 2020
Alperen Okur

Hortumlanan kavramlar

Kavramların içinin boşaltılıp, istenildiği gibi doldurulduğu garip bir dönemde yaşıyoruz. Liyakat kavramını dilinden düşürmeyen yöneticilerin, yaptıkları atamalarda liyakatın anlamının nasıl değiştiğini görüyoruz. “Bir işi yapmaya layık olma” anlamına gelen bu kelime çoğunlukla “bu işi bizimkilerden biri yapar” anlamında kullanılıyor. Kavramın ana unsuru olan layık olma ifadesi kapı dışarı edilip yerine bizimkiler yerleştiriliyor! Etik davranışlar hakkında nutuklar atan, çalışanlarının etik davranmadığından yakınan bir amiri, biraz sonra, çay molası vermiş bir çalışanını azarlarken buluyoruz. Daha sonra ise bulamıyoruz. Görevinin başında olması gereken saatlerde, bir siyasi parti organizasyonunda, birinin gözüne girme, öbürünün ayağını kaydırma derdine düşmüş çünkü. Onun sözlüğünde etik, amirleri kapsamıyor. Tabi amirler kendilerindense. Peki ya onlardansa?.. O zaman da onları kapsar bizimkileri değil.

Önceden yerli malı denildiğinde ülkemiz sınırları içinde üretilen ve her şeyiyle Türk olan ürünleri anlardık. Şimdi vurguyu arttırmak için yerlinin yanına millî de ekledik: Yerli ve millî. Artık ülkemizdeki birçok teknoloji ve ürün yerli ve millî… otomobil, insansız hava araçları vs. Ülkemizde yapılıyor olması ve yapımında Türklerin çalışıyor olması yerli ve millî olması için yeterli. Sözün doğrusu otomobillerin hiçbirisi %100 yerli ve millî değilmiş ama önemli değil, yapımında biz varsak yeterli. Bu arada doğru söz denildiğinde, salt gerçekleri söyleyen sözleri anlamamız gerekirdi. Ancak bu günlerde yalnızca bizimkilerin ağzından çıkan sözlere doğru söz diyoruz.

Banka kasalarının kimseye fark ettirmeden boşaltılması anlamında kullanılan hortumlama tabiri uzun zamandır duyulmuyor. Hâlâ yapılıyor mu bilemiyoruz (!) ama artık aynı yöntemle, gözümüzün önünde, kavramların anlamları hortumlanıyor.

Bir kızıl elmaydım çürüdüm…

2018’de Afrin’e düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı başlarken muhabir, tankın üzerindeki askerimize “İstikamet neresi?” diye sormuştu. Askerimizin cevabı net: “İstikamet Kızılelma!”. Fetihten fetihe koşma çağında değiliz ama bu cevap ordumuzun ruhunu da ortaya koyuyordu aslında. Yeniçeriler de “Hemen göstersünler. Dalkılıç olur, düşmanı harâb iderüz ve kralın tacu tahtını başına geçürüp Kızılelma’ya dek giderüz.” diyerek nerede olduğu bile meçhul olan bir hedefe kadar gidebileceklerini söylüyorlardı. Gerçi onlar kendilerinden vazgeçilmemesi için bunu yapabileceklerini söylemişler ama yine de kutlu bir ülküye vurgu var.

Osmanlı döneminde Kızılelma, fethedilecek yerleri ve en nihayetinde cihan hâkimiyetini temsil ediyor. Bir süre unutulduktan sonra Ziya Gökalp tarafından tekrar canlandırılan Kızılelma ülküsü, tankın üzerindeki askerimizin sözlerine kadar Türk milliyetçileri dışında pek bilinmiyordu. O günden sonra daha çok kişiden, daha fazla duyulmaya, toplumun büyük bir kısmı tarafından bilinir olmaya başladı. Sevindirici bir gelişme diye düşünürken bir de ne görelim?! Bir cami çıkışında askerlerimize destek için kırmızı elmalar dağıtıldı. Daha da fenası, milliyetçi romantizmin millet üzerindeki olumlu etkisini fark eden siyasetçiler, Kızılelma kavramını kendi düşünce dünyalarına uyarladılar, işlerine geldiği şekilde kullanmaya başladılar. Diğer kavramlar gibi Kızılelma da hortumlandı.

Kızılelma yok mu? Şüphesiz vardır;
Fakat onun semti başka diyardır…
Zemini mefkure, seması hayâl…
Bir gün gerçek, fakat şimdilik masal…
Türk medeniyeti taklitsiz, sâfi
Doğmadıkça bu yurt kalacak hafi..

Hayal semasının altında, ülkü zemininde kurulu yurdumuz Kızılelma, haldan hala geze geze manav tezgâhlarında çürüyeceğe benziyor. Umalım ki bozkurtumuz da vicdansız avcılar tarafından avlanıp, tahnit edilip sergilenmesin.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları