30.11.2022

Ekonomik sorunların çözümü için yapılması gerekenler

Ülkemizin içinde bulunduğu önemli sorunlardan, ekonomik durum, hayat pahalılığı, düzensiz ve kontrolsüz göçmenler, adalet ve yargının durumu, özgürlükler, insan hakları ihlalleri, işsizlik, eğitim, yolsuzluklar gibi konularda çözümlerin başlıklarıyla tarihî bir manifesto yayınlanmalıdır.


20 yıl boyunca Devlet Planlama Teşkilatında uzman olarak , Beş Yıllık Kalkınma Planların yapımında, Yıllık Ekonomik ve Yatırım Programlarının hazırlanması, kamu projelerinin incelenip değerlendirilerek yatırım programına alınmasına karar verilmesi, sektörel Özel İhtisas Komisyon Raporlarının tamamlanması ve bu konularda TBMM de Plan Bütçe Komisyonu ile KİT Alt Üst Komisyonlarında çalışmalara katılınması, Yüksek Planlama Kurulunda Başbakan ve bakanlara gerekli sunumların yapılması gibi görevlerin yanı sıra Denizcilik Müsteşarlığı görevini yürütürken 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremi sonrası kurulan Kriz komisyonu çalışmalarında bulunan ve ayrıca, 2001 Ekonomik Krizde gerekli tedbirlerin uygulamasını yürütenlerden birisi olarak ana hatları ile 20 yıldır yönetimde olan ve Ülkemizi her konuda büyük çıkmazlara sokan bu iktidardan kurtulduğumuzda Ekonomik olarak neler yapılması gerektiği konusunda ana hatları ile görüşlerimi özetlemek istiyorum:

  • Ülkemizin içinde bulunduğu önemli sorunlardan, ekonomik durum, hayat pahalılığı, düzensiz ve kontrolsüz göçmenler, Adalet ve Yargının durumu, özgürlükler, insan hakları ihlalleri, İşsizlik, Eğitim, yolsuzluklar gibi konularda çözümlerin başlıklarıyla tarihî bir manifesto yayınlanmalıdır. Bu durum Ülkemizin içinde ve bütün Dünyada bize karşı bir olumlu bir hava yaratacaktır. Bunun sonucu olarak ekonomide bilhassa enflasyon ve döviz kurlarında psikolojik olarak en az yüzde 20 ye yakın olumlu etki yaratacaktır.
  • Ekonomik kararlara etki eden kurumlar işler hale getirilmelidir. Devlet Planlama Teşkilatı ( Stratejik Planlama ifadesi yanlış bir tanımdır.) hemen yeniden kurulmalıdır. Hazine, Merkez Bankası, Maliye Bakanlığı, Sermaye Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İstanbul Borsası, Rekabet Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ( TMSF), Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi kuruluşlar süratle tekrar gözden geçirilerek görevleri gereği çalışır hale getirilmeli ve bunların yönetimleri konusunu bilen ehil kadrolara teslim edilmelidir. Bu kurumlar arasında yatay iletişim ve uygulamada ahenk sağlanmalıdır.
  • Üst Düzey Ekonomi Yönetimi çok dikkatli kurulmalıdır. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı, Bakanlar ve Müsteşarlar ile Kurum Başkanları birbirleriyle uyumlu olmalıdır. Ekonomi bir ilimdir. Kuralları vardır. Bunları yok sayarak uygulamalar yapılırsa ciddi sıkıntılar meydana gelir. İlime ters, dünyada uygulananların aksine davranışlar Ülkemizi içinden çıkılmaz duruma düşürür. Bu beceriksizlikten de öte bir tutumdur. Ekonomi kurallarına bilerek ters hareket edilmesi ortada kasti bir çalışma olduğu kanaatini doğurur. Cezasını bütün Millet çeker. Tesiri yıllarca devam eder.
  • İlk Önce Bozulan Makroekonomik Dengelerin Düzeltilmesi Gerekir. Ekonomik bir krizden kurtulmanın başlangıcı makroekonomik göstergelerin süratle olması gereken seviyelere getirilmesiyle başlar. Bunlar; Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH), Büyüme, Tüketici Enflasyonu (TÜFE), Üretici Enflasyonu (ÜFE), Dış Ticaret ve Ödemeler Dengesi, Cari İşlemler Dengesi, Bütçe Dengesi, Dış Borç Stoku, Faiz Oranları, Mevduat Durumu, TCMB Rezervleri, Sanayi Üretimi ve Yabancı Doğrudan Yatırımlar olarak sayılabilir. 2001 krizi sonrası bozulan makroekonomik dengeler bir buçuk yılda düzeltilmişti. O zaman yasal boşluklar süratle giderilmişti. Şimdi ise fazla bir yasal boşluk yoktur. Kısa sürede herşey olması gereken seviyeye getirilir. Bu süre içinde de yapılacak uygulamalar ve yatırımlar netleşir. Yeni gelen iktidara nefes alma imkanı verir. Ekonomik yıkıntının boyutları ortaya çıkar.
  • Makroekonomik Dengelerin Düzeltilene Kadar Devlet Harcamalarında Tasarrufa Gidilmesi. Süratle, lüks ve gereksiz kamu harcamalarının kaldırılması çok gerekli olmayan yatırımları ertelenmesi gerekir. Kamudaki israfın süratle önlenmesi gerekir. Araç kiralanması en aza indirilmeli, iş yapılan veya ilişkili olunan kurum ve kuruluşlardan araç alımı da ortadan kaldırılmalıdır. Kamuda çalışan ancak başka kurumların yönetim ve denetin kurulu gibi organlarında görev alanların ücretlerinde eskiden olduğu gibi sınırlama getirilmelidir. Mali disiplin süratle sağlanmalıdır.
  • Göçmenlerin Ülkemize maliyetleri her geçen gün artmaktadır. Yaptığımız hesaplamada Ülkemizde bulunan göçmenlerin maliyeti yıllık kişi başına 2821 ABD Dolarıdır. Halen sayısı net olmamakla birlikte 5,5 milyon göçmen var ise bize yılda 17 milyar dolarla mal olmaktadır. Göçmenlerin ülkelerine barış içinde gönderildiğinde hem bu yükten kurtulunacak hem de başta kiralar olmak üzere ciddi rahatlama sağlanacaktır.
  • Kamu Özel İşbirliği ile Yap İşlet Devret Yoluyla yapılan, köprüler, otoyollar, tüneller, havaalanları, enerji üretim tesisleri (GES ler dahil) ve Şehir Hastaneleri süratle yeniden gözden geçirilmelidir. Kamulaştırma dahil işletme şartları değiştirilmelidir. Bu konu ekonomimiz için gittikçe büyüyen bir kara deliktir.
  • Merkez Bankası Ekonomiyi Tek Başına Düzeltemez. Ülkenin yönetim hatalarından dolayı geldiği ekonomik sıkıntıları, Merkez Bankası elindeki para politikası uygulamaları (Açık Piyasa İşlemleri, faiz politikası , karşılıklar politikası v.b) ile diğer yetkilerin tamamını kullansa dahi ortadan kaldıramaz. Medyada boy gösteren iktisatçıların önemli kısmı Merkez Bankasının problemi çözebileceğini beyan etmektedir. Ülke yöneticileri yanlış kararlar alırsa, ölü yatırımlara öncelik verirse, kaynakları olması gereken alanlara tahsis etmez ise ve bu yaptıklarının yanlış olduğunu bilmez de hatalarda ısrar ederse kısaca Türkiye her yönüyle yanlışlar içinde bu zihniyetle yönetildiği sürece Merkez Bankası hangi kararı alırsa alsın fazla etkili olmayacaktır.
  • Kayıt dışılığı en aza indirmek gerekir. Ülkemizde kayıt altına alınamayan ekonomik faaliyetlerin parasal değerinin milli gelire oranı değişik çalışmalara göre yüzde 15 den yüzde 35 e kadar hesaplanmaktadır. Hatta bazı çalışmalara göre bu oranın son yıllarda uygulanan politikaların da etkisiyle yüzde 50 lere yaklaştığı öne sürülmektedir. Genel ortak kanaat kayıt dışılığın oranının yüzde 25 olduğu yönündedir. Genellikle 30 civarındaki iş kolunda belirgin olan kayıt dışılık kırsal nüfusun kendi ihtiyacının önemli kısmının kendi imkanlarıyla karşıladığı düşünülürse yüzde 30 lardan aşağı olmadığıdır. Kayıt dışı ekonomi gelişmiş ülkelerde yüzde 0- 10 arasındadır. Bizim bu oranı yüzde 20 nin altına indirmeyi hedeflememiz gerekir. Bu sadece denetimi artırmak ile olmaz uygulamada önemli değişiklikler yapmak gerekir. Tedbirler her iş kolunun ayrı ayrı incelenmesiyle ortaya çıkar. Mevzuatın sadeleştirilmesi ve bazı vergi oranlarının muhakkak indirilmesi gerekir.
  • 21 Aralık 2021 de başlatılan Kur Korumalı Mevduat Uygulaması Değiştirilmelidir. Zamanında Ülkemiz için büyük sorun olan ve güçlükle kaldırılabilen yurt dışındaki çalışan vatandaşlarımıza faydalanabileceği Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM) ın daha geniş hali bütün vatandaşlarımıza açık şekli Kur Korumalı Mevduat uygulaması değiştirilmelidir. İktidar değiştiğinde meydana gelecek olumlu ortam nedeniyle dövizin TL karşısındaki değeri önemli miktar düşeceği için belli bir süre devletin mali yükü çok azalacak veya olmayacaktır. Bu süre zarfında konuyu acele etmeden, mevduat sahiplerini kaçırmadan ve mevduatları istenmeyen alanlara kaydırmadan Devletin bu uygulamadan zarar etmeden kurtarılması gerekir.
  • 26 Ağustosta açıklanan ancak henüz uygulaması başlamayan, icraya düşmüş altı milyon civarında dosya sahibinin elektrik, su, doğalgaz ve telefon borçlarının 2000 TL sinin Devlet tarafından ödenmesine tutarlı eleştiri getirilmelidir. 1- 6 milyon dosyada 2000 TL borç silinecek ise 12 milyar yapar. Açıklanan 30 milyar TL hesap hatası çok büyük. 2- Kişilerin birden fazla dosyası olabilir bundan dolayı ödemenin kaç kişiyi kapsadığı belli değildir. 3- Borcunu zar zor namus belası kabul edip ödeyen vatandaşlara karşı büyük adaletsizlik olmaktadır. 4- Paralar doğrudan şirketler ödeneceği için onlar zor durumdan kurtulacaklardır. Aslında gerçek niyet, gariban vatandaşı maske yapıp şirketlere para aktarmaktır.
  • Bugünlerde açıklanan 81 ilde 500 bin konut ve 250 bin arsa ile 50 bin iş yeri projesi büyük bir maliyet gerektiren yatırımdır. 500 bin konutun maliyeti yaklaşık 13-15 milyar dolar tutmaktadır. Böyle sosyal projeler tutarlı bir planlama yapılıp, ihtiyaçlar ve imkanlar belirlenip uygulamaya konulmalıdır. Aceleye getirilip yatırım programında ve daha yeni geçen ek bütçede dahi zikredilmeyen böyle bir hamle seçim yatırımı haline getirilmemelidir. Her ilin ihtiyacı belirlenmelidir. Ayrıca dar gelirliye arsa satmak çok anlamsızdır. Bu arsayı alan kişi evini nasıl ve kaç senede yapacaktır belli değil. Geri ödeme şekilleri de belirsizliğini korumaktadır. Uygun olanı Devletin süratle evleri yapıp dar gelirlilere bitmiş ev vermesidir. Kesinlikle arsa satışı yapılmamalıdır. Ayrıca Avrupa ülkelerinin çoğunda olduğu gibi bilhassa belediyeler tarafından konutlar yaptırılıp dar gelirliye ödeyebileceği miktarda kiraya vermesidir. Bu iki yol açıklanan sistemden daha pratik ve uygulanabilir sistemdir.
  • Yurt dışına servet transferi kontrol edilmelidir. Son yıllarda hızlanan yurt dışına servet kaçırmaların önüne geçilmelidir. Bu transfer daha çok ithalat ve ihracat yolu ile yapılmaktadır. İthalatta diğerleri kalemleri ne olduğu bilinmediğinden kontrolü zorlaştırmaktadır. Parasal olarak fazla olan Gümrük Tarife ve İstatistik Pozisyon numarasında diğerleri yazan kalemleri detay bazda açarak ne olduğu anlaşılır hale getirilmelidir. Ayrıca bugün için 6,4 milyon DWT olan deniz ticaret filomuz Türk Bayraklıdır. Buna karşın sahibi Türk vatandaşı ama yabancı ülke bayrağı altında çalışan 23 milyon DWT deniz ticaret filosu mevcut. Bu durum detaylı bir şekilde incelenmelidir. Servet transferinin önemli bir kısmının başka ülke bayrağı altında faaliyet yürüten kurum veya kişilerce yapıldığı tahmin edilmektedir. Konu incelendiğinde; Ülkemizde karlı birçok yatırım alanları varken yabancı bayrak altında gemi çalıştırmanın sebebi daha kolay anlaşılacaktır.
  • İşsizlik, Geniş Tabanlı veya Geniş Tanımlı İşsizlik Azaltılmalıdır. Ülkemiz için büyük sorunlardan biri olan işsizlikle mücadele esas olmalıdır. Çalışabilir nüfusumuzun istihdama katkısını yüzde 35 lerden yüzde 55 lere çıkarmamız gerekir. Asgari ücretin vergi dışı kalması önemli bir gelişmedir. Emeklilik yaşının erkeklerde 60 kadınlarda 58 olması düşünülürse halen ödenen yüzde 37,5 SGK pirim oranı çok yüksektir. Bunun yüzde 20 civarına indirilmesi kayıt dışı işçi çalıştırmanın büyük oranda önüne geçecektir. Ayrıca kamu ve kurumsallaşmış bürük işletmelerde çalışanların dışında küçük işletmelerde çalışan çok sayıda işçimiz kıdem tazminatı alamıyorlar veya çok az alıyorlar. Kıdem tazminatı konusunda yeni bir düzenleme gereklidir. İlk etapta isteğe bağlı olarak mevcut durum, her yıl ocak ve temmuz ayında yarımşar maaş tutarının kurulacak fona yatırılması veya çalışana her yıl ocak veya temmuzda yarımşar maaşın ödenmesi hususunda çalışma yapılmalıdır. Ayrıca her Türk vatandaşı muhakkak en az bir meslek sahibi olmalıdır. Ne iş olsa yapar devri kapanmalıdır. Mesleği olan her vatandaş muhakkak işsizlik maaşı almalıdır. Eğitim planlaması işsizliği azaltıcı yönde yapılmalıdır. İstihdam sağlayan işyerlerinin kullandıkları su, elektrik ve doğalgaz ücretleri konutlardan fazla olmamalıdır.
  • Emeklilikte Yaşa Yakılanlar (EYT): Bu konu toplumumuzda kanayan yaralardan birisidir. Süratle kademeli de olsa bir çözüm getirilmelidir.
  • Yapılan her türlü iş ve diğer sözleşmeler vergiden muaf olmalıdır. Proje veya iş üzerinden toplam miktardan ücret alındığı için sözleşme yapılmamakta sonuçta hem kayıt dışı artmakta hem de kurum ve kişiler mağdur olmaktadır. Sözleşme sonunda kar edilecek ise zaten vergisi ödenmektedir.
  • Kredi kartı, bankadan alınan kredi, cep telefonu ile piyasada yapılan her türlü satış sözleşmeleri incelenmeli ve vatandaşın hakları Devlet tarafından korunmalıdır. Çerçeve sözleşmeleri Devlet tarafından önceden uygun bulunmalıdır. Vatandaşın mağduriyeti önlenmelidir.
  • Dünyadaki ülkelerin nüfusları ile milletvekili sayılarının karşılaştırıldığında Ülkemizin 400 civarında milletvekili olması gerekir. Nüfusumuzun dinamikliği dikkate alındığında bu sayının en fazla 450 olması gerekir. Milletvekili sayısının ciddi oranda azalması ve bunun yıllarca devam edeceği dikkate alınırsa mali açıdan çok ciddi miktar ortaya çıkmaktadır.
  • Varlık Fonu Derhal Ortadan Kaldırılmalıdır. Geçmişte birçok fon kurularak genel bütçe dışında denetimden uzak büyük kaynaklar harcanmıştır. Sonraki yıllarda bu fonların bir çoğu tasfiye edilmiştir. Varlık Fonu dünyadaki uygulamalara ters bir şekilde kurulmuş ve devletin başındaki kişinin kontrolüne verilmiştir. Bu ucube kurum kaynaklarımızı hesapsız bir şekilde çarçur etmeden dağıtılmalı ve tasfiye edilmelidir. Bugüne kadar yapılan bütün icraatlar gözden geçirilmelidir.
  • Gayrimenkul Alım Satımları Yeniden Düzenlenmelidir. Emlak alım ve satımlarında uygulanan rayiç bedel, cari bedel ile tapudaki değerler ciddi sıkıntı yaratmaktadır. Bir emlak yılda 5 defa satılsa beş defa vergiye tabi olmaktadır. Alım satım vergi oranları çok yüksektir. Bu oran yüzde bir yapılmalı ve adı sadece tek isim olmalı. Vergiyi zaten alan ödüyor. Parasal değerler çok arttığı için hep belediye rayici gösteriliyor. Değerin tapu dairesi dışında ödenmesi ciddi risk ve sıkıntılar oluşturmaktadır. Vatandaşların mağdur olmaması için yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.
  • Miras Nedeniyle Üretim Yapılmayan Tarım Araziler Sorunu Çözülmelidir. Anadolu’nun her yerinde kangren haline gelmiş büyük bir sorun vardır. Tarım arazisi sahibi vefat ettikten sonra çocuklarına intikal yapılmamış, onların da bazıları vefat etmiş veya yurt dışına gitmiş ve onları çocuklarına da intikaller yapılmamış. Bugün ufak bir arazide 70-80 mirascı gözüküyor. Sahibi ortada olmayınca araziler ekilemiyor ve sonunda önemli üretim kayıpları ile kişi mağduriyetleri ortaya çıkıyor. Yasal olarak belli mali büyüklüğe kadar olanların ilçelerde, onlardan daha büyük değere sahip olanların ise illerde oluşturulacak komisyonlarda süratle çözümünün sağlanması büyük bir problemi çözecektir.
  • Geçmişte yapılan büyük özelleştirmeler mercek altına alınmalıdır. İşletmelerin özelleştirilmesinde mülkün tapusunun verilmesi en büyük hata olmuştur. Tapunun verilmeyip işletme hakkının verilmesi en uygun olanıdır. Özelleştirilen yerde üretim devam ettiği sürece arsanın kullanımı ücretsiz olarak verilmeliydi. Bazı özelleştirmeler incelendiğinde büyük talanların yapıldığı anlaşılacaktır.
  • Yapılacak Yatırımlara Radikal Teşviklerin Uygulanması Gerekecektir. Sanayileşmede mevcut teşvikler gereği gibi ivme kazandırmamaktadır. Radikal uygulamalar getirmek gerekir. Yeni yatırımlarda Endüstri 4.0 dikkate alınmalıdır. Bölgesel, sektörel ve hatta sanayi tesisi olarak teşvikler belirlenmelidir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları sanayi tesislerine yönlendirilmelidir. Mülkiyeti verilmeden alt yapılı arsalar üretilip yatırımcıya ücretsiz üretim yapıldığı müddetçe ücretsiz verilmelidir.
  • TMSF tarafından el konulan, kayyum atanan ve sonrada elden çıkarılan işletmelerin durumları incelenmelidir. Mahkeme kararı olmadan el konulan işletmeler ve menkul ve gayri menkuller sahiplerine iade edilmelidir. Cumhuriyet tarihinde ihtilaller dahil hiçbir dönemde mahkeme kararı olmadan mülk tapusuna dokunulmamıştır.
  • Yapılan usulsüzlükler ve yolsuzluklar kısa sürede belirlenip gereken yapılmalıdır. Devri sabık yaratmadan yapılan her türlü usulsüzlük ve yolsuzlukların üzerine sonuna kadar sürüncemeye bırakmadan gidilmelidir. Eskiden kurulan yolsuzluklarla mücadele Bakanlığı konuyu sulandırmış ve bir netice alınamamıştır.
  • İktidara geldikten sonra bir buçuk sene içinde; Kredi Risk Pirimi (CDS) in 885 lerden 200 ün altına indirmeyi, Kredi Değerlendirme Kuruluşlarınca (Moody’s, Standart&Poor’s ve Fitch Rating’s) halen yatırım yapılamayacak ülkeler sınıfında olan Ülkemizin yatırım yapılacak sınıfına sokmayı, enflasyonu ilk önce yüzde 20 lere sonra tek haneler indirmeyi, işsizliği yüzde 6 lara, geniş işsizliği yüzde 15 lere indirmeyi hedeflemeliyiz
Yazar

Mustafa Korçak

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar