Namık Kemal Zeybek: küstürülen ülkücüler – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

Namık Kemal Zeybek: küstürülen ülkücüler

Cumhuriyet gazetesinin “Milliyetçilik Nereye” adlı yazı dizisinin yeni konuğu Namık Kemal Zeybek, Türk milliyetçiliğinden ve tarikatlarla olan ilişkilerinden bahsetti.

21 Eylül 2020
Elif Korsan

Cumhuriyet gazetesinin “Milliyetçilik Nereye” başlığıyla yayımlanan yazı dizisinin dördüncü konuğu, bir dönem MHP’de de aktif rol almış olan, eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek oldu.

Serinin bu bölümü diğerlerinden farklı olarak ilk önce Türk milliyetçiliği hakkında bilgiler vererek değil, Namık Kemal Zeybek’in Türk milliyetçiliğinin dönemsel değişimlerinden ve tarikatlarla olan bağlantılarından söz ettiği görüşleriyle başlatılmış ve ardından 3 Mayıs 1944 Türkçülük gününden bahsedilerek bitirilmiş.

Namık Kemal Zeybek, kendi içindeki Türklük bilincinin çok küçük yaşlarda başladığından ve bunun aldığı eğitim sayesinde olduğundan bahsederek başlamış. Zeybek’e göre Türk milliyetçiliğinin kökeni çok derin ve Türklerin kökeni Sümerlere kadar dayanmakta.

Namık Kemal Zeybek, bazı dönemlerde devletin Türkçülük politikasında kırılmalar olduğundan bahsediyor ve bunun için 1944 Türkçülük olaylarını işaret ediyor.1944 olaylarının Türkçülük için bir dönüm noktası olduğunu ve Atatürk’ten sonra Türkçülükte hafif kaymalar olduğunu belirtiyor.

Konuşmasının devamında Türk milliyetçiliği ve tarikatlardan bahseden Zeybek, Alparslan Türkeş’in bir dönem tarikatlarla komünizme karşı iş birliği yapılması gerektiğini düşündüğünü belirtiyor. Çünkü geniş bir takipçi kitlesi vardı ve doğru bir planlamayla üzerlerinde hakimiyet kurulabilirdi. 80’lerde bazı ülkücülerin tarikatların yanında saklandığını belirten Zeybek, tarikatlarla olan bu yakınlaşmanın ellerinde patladığına değindi. Bu dönemden sonra ülkücülerin bir kısmı Adıyaman’daki şeyhlere ve 80’lerden sonra da Fethullah’a kaptırıldığını vurguladı.

12 Eylül döneminden sonra ülkücülerin küstürüldüğünü ve Milliyetçi hareketin yalnız bırakıldığını belirten Zeybek; “Sağ-sol herkes için çok ağır bir dönemdi. Pek çok ülkücü küstü. 12 Eylül’den sonra Milliyetçi Çalışma Partisi’ne destek bulmak da sancılı oldu. Türkeş, sık sık yalnız kaldı. O da pek kişiyi gözden çıkardı. Türkeş’in konuştuğu pek çok kişi, 12 Eylül’den önce yaptığımız her şeyin devlet için olduğunu sandık. Sonra da illegal iş yapmakla suçlandık diye söylendi. Önce o dönemi iyi analiz edelim dediler. Ama olmadı, yapılmadı.

Günümüzde milliyetçiliği temsil eden parti hangisi olduğu sorusuna ise Zeybek, günümüzde Türk milliyetçiliğini temsil eden bir partinin olmadığını: “Şu anda ne Türkçü parti var ne Atatürkçü… Devlet Bahçeli dışarıdaki Türklere ilgi göstermedi. Elbette vatansever ama onun vatanı Türkiye…” cevabını vermiştir.

Atatürk’e olan sevgisini dile getiren ve onun fikirlerini yaşatmak amacıyla kurduğu derneği Ata Dernekten de bahseden Zeybek: “Benim için Atatürkçü olmayan Türkçü değildir. Sadece laiklikle Atatürkçülük olmaz. Birinci ilkesi Türkçülüktür.” şeklinde düşüncelerini dile getirdi.

1989 yılında ANAP Hükümeti döneminde Kültür Bakanı görevini yürütmüş ve Tük Dünyası ile ilgili çalışmalar yürütmüş olan Zeybek, Tansu Çiller’in başbakanlığından sonra Türk Dünyasına olan ilginin azaldığını ve bir kopuş olduğunu dile getiriyor.

Son olarak iktidar partiyi eleştiren Zeybek, iktidar partinin ümmetçilik ve Araplara olan yönelişini halkı kızdırdığını, bu nedenle de halkın iktidardan soğuduğunu dile getirdi.

Yazının tamamına ulaşmak için tıklayınız.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları