“Kurtla yiyip,Çobanla ağlaşanlar”

11.06.2011   “Genleriyle Oynanmış Entelektüeller”  Bu başlık, değerli fikir adamı, yazar İbrahim Okur’un 15’inci kitabının adı. Kitap 272 sayfa ve 16 bölümden oluşuyor. Kitapta; ikinci dünya savaşından sonra zihinleri hedef alan psikolojik savaşın nasıl başlatıldığı, nasıl geliştirildiği ve uygulandığına dair geniş açıklamalara ye veriliyor. Dünya hakimiyeti peşinde koşan ABD’nin, küresel şirketler, pentagon ve CİA gibi kuruluşlarla, […]


11.06.2011 
 
“Genleriyle Oynanmış Entelektüeller” 

Bu başlık, değerli fikir adamı, yazar İbrahim Okur’un 15’inci kitabının adı. Kitap 272 sayfa ve 16 bölümden oluşuyor.

Kitapta; ikinci dünya savaşından sonra zihinleri hedef alan psikolojik savaşın nasıl başlatıldığı, nasıl geliştirildiği ve uygulandığına dair geniş açıklamalara ye veriliyor. Dünya hakimiyeti peşinde koşan ABD’nin, küresel şirketler, pentagon ve CİA gibi kuruluşlarla, üçüncü ülkelerdeki değişim ve gelişimi nasıl kontrol altına aldığı açık bir şekilde ortaya konuyor.  Bilhassa üniversitelerin ve bilimin, öncelikle de sosyal bilimlerin istismarı, kitap ve kültür hayatı ile sinema ve iletişim araçlarının devreye sokulmasıyla, devşirilmiş entelektüellerin utanç verici boyutlarda nasıl kullanıldığına dikkat çekiliyor. 

Zihinlere hükmeden bu yapının risksiz ve düşük maliyetli bir şekilde, psikolojik etki alanları yaratarak sermaye gruplarını, entelektüel ve yöneticileri satın almak suretiyle ülkelerde hangi oyunları oynadığı örnekleriyle izah ediliyor. Her şeyin mübah sayıldığı bu psikolojik savaşta, “barış daha az şiddet içeren savaştır” anlayışıyla; birlikte yaşama alışkanlığı kazanmış olan “etnik sivilcelerin” tırnaklanması, ayrışma ve çatışma dinamiğinin oluşturulması, Orta Doğu’da psikolojik savaş araştırmalarının yoğunlaştırılması, dini misyonerlerin yerini, cübbeli bilim misyonerlerinin alması gibi teknikler uygulanmaktadır. Psikolojik savaş strateji ve taktikleri ise, “Kalkınma”, “modernleşme”, “özgürlük ve demokrasi” kavramları üzerinden yürütülmektedir.

Türk üniversitelerinin sefaletine de temas eden yazar konuya, Christopher Simpson’un “Üniversiteler ve Amerikan İmparatorluğu” kitabından aldığı; “İtaatkar bir öncü tabaka oluşturmak için jeopolitik konumu ve tarihi nedeniyle Türkiye, olağanüstü yoğun bir kampanyaya tabi tutulmuştu” tespitiyle giriyor.   Sonra vakıf üniversiteleri için şu belirlemeyi yapıyor: “Son yıllarda Türkiye’de bazı vakıf üniversitelerinin öğretim elemanlarının koro halinde Amerikan strateji kuruluşları ve Soros Vakfı ile aynı paralelde konuştuğunun herkes farkındadır.”  

Demek ki; Bahsi geçen yoğun kampanya başarılı olmuş ki, son zamanlarda mantar gibi malum özel üniversite ve bazı bilim adamları türetilmiştir. Bunlar “itaatkar bir öncü” edasıyla, Türkiye’nin bölünmesi ve devletimizin üniter-milli yapısının Irak’a benzetilmesi konusunda emperyalist emellere şövalyelik (!) yapabilmektedirler.

Kitapta, bu açıklamalara Vikileaks belgelerinde ifşa edilen hususlar da ilave edilmiştir. Bu belgelerin nasıl üretildiği, nasıl mayalandırıldığı ve piyasaya sürüldüğü inceleniyor. Türkiye’de yazılı-görsel medya yoluyla yaratılan sanal ortamda, zihinlerin nasıl ele geçirildiği örnekleriyle ele alınıyor.

Mesela; 30 Kasım 2010’da Vikileaks’e göre şöyle bir haber yayınlanmıştı; “Erdoğan’ın İsviçre bankalarında 8 ayrı hesabı var.” Bu haberin arkasından Erdoğan Obama arasında bir telefon görüşmesi olmuştu. Daha sonra da, Obama (19.12.2010 tarihli Hürriyet) bir demecinde; “Geçen hafta Başbakan Erdoğan’la olumlu bir telefon görüşmem oldu. Ve beraber, Amerikan-Türk ilişkilerinin güçlü yapısını teyit ettik. Bizim ortaklığımız elastikidir; Vikileaks sarsamaz.” Bu demeçten sonra Vikileaks ifşaatları gündemden düşüverdi.

Yazar; “ABD ile sembiyoz (çıkar) ilişkisi olan çevrelerin işi pişkinliğe vuracaklardır” dedikten sonra: “Bunun misallerini, bürokratlarımız, vekillerimiz, bakanlarımız, gazetecilerimiz arasından çıkan bazı kimselerin, ABD elçiliğine muhbirlik yapmalarında görüyoruz.  İşbirlikçileri keşfetmek kolay. Mesela; biri çıkıp da, ‘ABD’nin suyuna gitmek zorundayız… Hz. Musa Firavun’un sarayında büyüdü, bizler de ABD ve Avrupa’yı Firavunun sarayı olarak görüyoruz’ diyorsa, bu kişi işbirlikçiliği içselleştirmiş demektir” değerlendirmesini yapıyor. Ne hazin bir devşirilme!…

Hasılı bu kitap dikkatle okunmalıdır.

—–

Not: İbrahim Okur’un bazı kitapları: İkinci Bin Yılın Muhasebesi-Arsızlık ve Kültür-Matematik ve İlahiyat-Tarih Boyunca Türkler ve Avrupa-Sümer Matematiği ve Sayıların Gizemi-Afrika Zengin Ama Yoksul-Temizliğin Tarihi-Osmanlı’nın Son Yılları-Japonya, Bir Yükselişin Hikayesi-Çin:3500 Yılın Köşe Taşları-Temizliğin Tarihi.

Bilgi için:“www.ibrahimokur.com”-e-posta:“bilgi@ibrahimokur.com
 
 
 

Yazar

Sadi Somuncuoğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.