Soykırımcı Ermeni Saldırısı veTuzağa Düşmek – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)   • Söz Konusu-5: Açık Oturum

Soykırımcı Ermeni Saldırısı veTuzağa Düşmek

 16.05.2011   Yeniçağ Gazetesinin 15 Mayıs günlü haberine göre; “Sözde Ermeni soykırımı sırasında mallarını kaybeden Ermenilerin torunları” oldukları iddiasıyla Türk Hükümeti, Merkez Bankası ve Ziraat Bankası hakkında açılan davaya bakan ABD mahkemesi, savunma için “sanıklar”a  21 gün süre verdi. Davacıların avukatı… İncirlik Hava Üssü arazisini de içeren gayrı menkuller için 64 milyon doları aşkın bir tutar […]

16 Mayıs 2011
Sadi Somuncuoğlu

 
16.05.2011 
 
Yeniçağ Gazetesinin 15 Mayıs günlü haberine göre; “Sözde Ermeni soykırımı sırasında mallarını kaybeden Ermenilerin torunları” oldukları iddiasıyla Türk Hükümeti, Merkez Bankası ve Ziraat Bankası hakkında açılan davaya bakan ABD mahkemesi, savunma için “sanıklar”a  21 gün süre verdi. Davacıların avukatı… İncirlik Hava Üssü arazisini de içeren gayrı menkuller için 64 milyon doları aşkın bir tutar talep ettiklerini anlattı.”

ABD Federal Temyiz Mahkemesi’nin Aralık/2010’da verdiği, 1915 olaylarında hayatını yitiren Ermenilerin yakınlarının tazminat davaları açmalarına imkan tanıyan kararın hemen ardından bu dava açılmıştı.

Şimdi ne olacak? Evet, bu soru çok önemlidir. Zira ciddiyetten uzak ve sorumsuzca yürütülen siyasetin bizi sürüklediği yer burasıdır.

Günü kurtarma, kendi milletini oyalama, saldırganlara bir şeyler yapacağız ama zamana ihtiyacımız var ümidini verme, sıkışınca bazı tavizlere yönelme ve Ermenistan’a koyduğumuz ambargoyu kendi elimizle delik deşik etme siyasetinin kaçınılmaz sonucu burasıdır.

Önce bu savsaklama siyasetini bırakıp tam bir kararlılıkla, yüzde yüz haklı olduğumuz Ermeni mezalimi davasında kararlılığımızı dosta düşmana göstermeliyiz. Topraklarımıza göz koyan ve bu hedefe göre siyasetini ayarlayan komşularla “sıfır risk” gibi, gülünç ve  ucube safsataları bir kenara atıp, “taşa taş gibi” sarılıp gereğini yapmalıyız.

Siyasetimizi böylece kesinleştirdikten sonra dışa, ilgili ülkelere dönerek, hem sorumlulara hem de kamuoyuna meselenin esasını, çok yönlü ve çok araçla anlatmaktan bir an bile geri durmamalıyız.

Böyle olunca da, ABD mahkemesinin baktığı davanın bir mal-mülk davası olamayacağı açıktır. Emperyalistlerin kışkırtmalarıyla, vatanımız üzerinde bir devlet kurmak amacıyla, silahlı Taşnak ve Hınçak terör örgütlerinin Türk Milletine vaki silahlı saldırıları ve ihanetinin bir çok uzantısından sadece biri olduğunun üstü örtülemez. Meselenin özü budur ve siyasidir. Buna siyasi bir çözüm getirilmeden, parçalarıyla hiçbir davaya bakılamaz.

Asıl soykırımcı olan, Birinci Dünya Harbinde, Türk Milletine katliam uygulayan, emperyalistlerin güdümündeki Ermeni teröristlerdir. Onlar için Türk ve Müslüman olmak öldürülmeleri için yeterliydi. Tarihte bunun adına “Ermeni Mezalimi” denilmiştir. 

Bu tarihi gerçek görülemez de, ABD mahkemesine, sanki normal bir dava varmış gibi savunma verilirse, bu tuzağa düşmek olur.  Herkesi uyarıyoruz.

Meselenin özünü teşkil eden katliamcı Ermeni teröristlerin;

– Birinci Dünya Harbi (1914) öncesinden başlayıp 1918’de Harp bittiği halde, tehcir bölgelerinden gelerek, masum sivilleri katlettikleri ve 523 bin insanımızın öldürdükleri,

-Harp sırasında askeri depoları yakıp yağmaladıkları, kışlaları bastıkları, cepheye erzak ve mühimmat götüren ikmal kollarını kestikleri,

– Osmanlı Ordusuna karşı yedi cephe savaşan Rus, Fransız ve İngiliz ordularına 200 bine varan üniformalı ve silahlı askerle destek verdikleri, 

– 70 yıldan beri Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da açılan mezarlardan, hep hunharca öldürülen Müslüman Türklerin toplu cesetlerinin çıktığı, buna karşılık hiçbir Ermeni toplu mezarına rastlanmadığı, bizleri suçlayan Ermeni tarihçileri davet ederek, “Gelin, nereyi isterseniz kazalım. Bir tane toplu Ermeni mezarı çıkacak mı görelim” dediğimiz halde bundan kaçındıkları,

-850 yıllık eşi görülmemiş birliğimize ve kardeşlik hukukumuza ihanet ettikleri,

Aşikar olmuştur. Aynen güneşin her gün doğması gibi.

Aslında bütün bu gerçekleri, Ermeniciler ve kışkırtıcısı, başta ABD olmak üzere bütün ülkeler biliyor. Dedik ya mesele siyasidir. PKK terör örgütünü de bunlar kışkırtmıyor mu?

O halde siyaset devreye girmeli ve saldırılara; “sıfır risk” gevezeliği ile değil, ne pahasına olursa olsun siyasi kararlılığı ile karşı koymalıyız. Bunun için yurt içinde, birbirimizle çatışma ve  kavga siyasetini hemen terk edip, uzlaşma, birlik ve bütünleşmeyi sağlamalıyız. Elden derman gelmez.

İlgililere sesleniyoruz: Barzani’si, PKK’sı, Ermenicisi, AİHM’si, Patriği, Rum’u vs, hepsi birden; zayıf bünyelere mikropların üşüştüğü gibi birlikte saldırıya geçti?

Bunların topuna gücümüz yeter de artar bile… Yeter ki gözümüzü açalım…
 
 

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları