Adında Turan, Gönlünde Turan bir Türkçü: Hüseyinzade Ali Turan

Hüseyinzade Ali Turan Kafkaslardan güçlü bir Turan rüzgârı getirmişti. 19. Yüzyıl sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğu’nda henüz dillendirilmemiş, ete kemiğe bürünmemiş Türklük, Türkçülük, Turan gibi fikirleri dönemin aydınları arasında kurtuluş çarelerinden biri, en güçlüsü olarak ifade eden ilk kişilerden biri olmuştu.


Ulu Önder Atatürk öncülüğünde verilen kurtuluş mücadelesi ve ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin temeli Türklüktür. Atatürk, işgal kuvvetleri tarafından yok edilmesi kaçınılmaz görülen bir milleti küllerinden diriltmiş, Türklük temelinde hiçbir düşman çizmesinin basmaya cüret edemeyeceği, bağımsız, onurlu Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti gençtir, ancak temelinde yükseldiği Türklüğün kökü çok derinlerdedir. Zamanda ve mekânda büyük yer tutan Türklüğün düşmanı da çoktur. Ne yazıktır ki ilk düşman Türk’ün kendisi, gafleti, dar hafızasıdır. Özüne, Türklüğüne yabancılaşmaya, etkilenmeye fazlaca yatkın oluşudur. Bıçak kemiğe dayanana kadar gafletinden çıkamamasıdır.

Diğer düşmanları ise dili bir, kökü bir, soyu bir Türkleri türlü yöntemlerle ayıran ülkelerdir. Alfabelerini ayırarak, dillerini bozarak, Türkçe yayın yapmalarını yasaklayarak aynı gövdeden çıkan dalların tek bir ağaç haline gelmesine engel olanlardır.

Bununla birlikte Türk adının unutulmasına izin vermeyen, Türk birliği için çalışan, ayrı düşmüş soydaşlara Türklük ortak kökünü hatırlatan öncü kişiler daima çıkmıştır. Bu öncülerden biri de Hüseyinzade Ali Turan’dır.

Türk dünyasında bir kutup yıldızı…

Hüseyinzade Ali Bey (1864-1940) Azerbaycan’da doğdu. Turan fikrinin, Türkçülüğün önde gelen kişilerinden olmasına rağmen öne çıkmayı sevmeyen, alçak gönüllü karakteri nedeniyle geniş çevreler tarafından hak ettiği kadar tanınmamıştır. Türk dünyasının yakın geçmişteki en çalışkan ve zeki kişilerinden biridir. Çok yönlüdür. Petersburg Üniversitesi’nde Fizik-Matematik Fakültesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul’da Askeri Tıbbiye ‘ye girmiş ve bu okulu da başarıyla bitirmiştir. Kendisi bir cilt doktorudur. Aynı zamanda gazeteci, yazar, şair ve ressamdır. Rusça, Almanca, Fransızca, Arapça ve Farsça bildiği diller arasındadır.

Bütün bu özelliklerinin yanında Hüseyinzade Ali Turan’ın en önemli yönü kendini Türklüğe, Türk birliğine adamış olmasıdır. Panslavizm politikasının Türk dünyası üzerindeki yıkıcı etkisi, bu coğrafyada Türklük bilincinin çok daha uyanık, çok daha enerjik ve güçlü olmasını sağlamıştır.

Kırım, Kazan, Azerbaycan, Kuzey Kafkasya, Başkurdistan gibi Rus baskısı altında yaşayan Türkler arasından öncü isimler çıkmış ve Türkiye Türklerine de adeta kutup yıldızı olmuş, doğru yönü göstermişlerdir.

Hüseyinzade Ali Bey’in etkisi daha Askeri Tıbbiye’ye öğrenci olarak gelmesi ile başlamıştır. Bu etki yalnızca Türklük bilinci bakımından olmamış, bilgisi, donanımı, eğitim kalitesindeki üstünlük ile de çevresinde ilgi uyandırmıştır. Yusuf Akçura bu durumu şöyle anlatmaktadır:

Ali Bey’in İstanbul Tıbbiye-i Askeriyesi’ne duhulü, oraya, hoş ve güzel kokulu bir Avrupa medeniyet havasının esmesi gibi oldu. Tıbbiye-i Askeriye, Osmanlı yüksekokullarının en yükseklerinden olmakla beraber, Avrupa âli mekteplerine nispeten irfan-ı umumî cihetiyle aşağı ve iptidaî idi. Talebesinin çoğu Anadolu ve Rumeli’nin uzak ve karanlık vilayetlerinden toplanmış bu mektepte, Ali Bey bir kuzey ışığı gibi parladı. Bir Avrupa cimnaz klasiğinde talim ve terbiye görmüş olması Avrupa medeniyet merkezlerinden biri olan Petersburg’da Darülfünun talebeliği etmiş bulunması, Ali Bey’i genel bilgiler bakımından arkadaşlarından çok yüksek tutuyordu”[1].

Türkçülük fikrini Hüseyinzade Ali Bey gibi iyi eğitim almış, bilgili, üstün nitelikli bir kişinin dile getirmesi kuşkusuz ayrıca etkili olmuştur.

Kahire’deki makaleye Bakü’den verilen cevap

Osmanlı Türkleri ile dış Türklerin lehçe farklarını en aza indirerek bir bütün haline gelmeleri ve Türk birliğinin sağlanması fikrini ilk kez dile getirenlerden biri Hüseyinzade Ali Bey’dir. Yusuf Akçura’nın 1904 yılında tefrika edilen “Üç Tarz-ı Siyaset” makalesi ile başlayan tartışmaya o da katılmış ve yazısında “A. Turani” imzasını kullanmıştır. 1934 yılında soyadı yasası çıktığında Turan soyadını almıştır. Turan fikrini adı ile özdeş tutacak kadar benimsemiş ve adanmış bir kişidir.

Hüseyinzade Ali Bey’in Türk birliği fikrini ilk kez dile getiren kişi olduğu bilgisini Sevil Garaşova, Swietochowski’den aktarararak şöyle demektedir: “Pantürkizm sınırlarından dışarıya ilk adımı atan kişinin Azerbaycan Türkü Ali Bey Hüseyinzâde olması bir rastlantı değildir. Petersburg’da tıp öğrenimi gördüğü sıralarda öncüsü olan Gaspıralı gibi o da panslâvizmden etkilenmiştir. Bu etki altında Türk halkına bir mesaj vermek üzere 1889’da İstanbul’a gider. Osmanlılar daha Türkçülük anlayışına yabancı olduklarından, bu sadece Rusya’dan gidenlerin üzerinde durduğu bir düşünceydi; fakat bu tür düşünceleri izlemek devletin resmî görüşüne aykırıydı[2].

Hüseyinzade Ali Turan Kafkaslardan güçlü bir Turan rüzgârı getirmişti. 19. Yüzyıl sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğu’nda henüz dillendirilmemiş, ete kemiğe bürünmemiş Türklük, Türkçülük, Turan gibi fikirleri dönemin aydınları arasında kurtuluş çarelerinden biri, en güçlüsü olarak ifade eden ilk kişilerden biri olmuştu.

Gönlündeki Turan

Hüseyinzade Ali Bey, başta Ziya Gökalp olmak üzere Türkiye’deki Türkçülere esin kaynağı olmuştur. “Ziya Gökalp tarafından sembolleştirilen ve Türkçülerin faaliyetlerinde önemli yeri olan ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak’ şeklinde sloganlaştırılan üç prensibin asıl babası Hüseyinzade Ali Bey’dir. (…). Füzûyat’ın 10 Temmuz ihtilalinden önce çıkmış nüshalarından birinde ‘Türklük, İslamlık ve Avrupalılık’ gayelerinin birbirine karıştırılarak elde edilmesini tavsiye etmişti[3].

Hüseyinzade Ali Turan’ın Gökalp üzerindeki etkisi şiirde de karşımıza çıkmaktadır. Gökalp’in 1911 yılında Genç Kalemler dergisinde yayınlanan

Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan

Vatan, büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan

dizeleri ile bilinen Turan şiiri ölümsüz bir eserdir. Bütün Türkleri heyecanlandırmakta, Türk dünyası ile çok da ilgili olmayanlarda bile bir coşku meydana getirmektedir. Bununla birlikte bu şiir, Turan’ı konu edinen, Türk birliği heyecanı aşılayan ilk eser değildir. “Hüseyinzade Ali Bey, Ziya Gökalp ile tanışmalarından çok önce, Tıbbiye’de talebe iken ‘Turan’ adını verdiği şiiri yazdı”[4]:

Sizlersiniz ey kavm-i Macar bizlere ihvan

Ecdadımızın müştereken menşei Turan

Bir dindeyiz biz, hepimiz hakperestan;

Mümkün mü ayırsın bizi İncil ile Kur’an?

Cengizleri titretti şu afâkı serâser

Timurları hükmetti şehinşahlara yek-ser,

Fatihlerine geçti bütün kişver-i kayser

“Ecdadımızın müştereken menşei Turan” cümlesi açıkça ortaya koymaktadır ki Hüsyinzade Ali Bey için Türk soylu milletler için sınırlar yoktur. Yusuf Akçura bu şiir üzerinden Hüseyinzade Ali Bey için şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Bu manzumeye göre, Hüseyinzade yalnız, Pantürkizm’e taraftar değil, daha geniş olan, ‘Panturanizm’ taraftarı olmak lazım gelir. Ve zaten kullandığı müstear adı da ‘A. Turani’ bunu gösteriyor. Hüseyinzade Ali Bey, Müslüman Türkler arasında ‘İlk Turani’, yani ‘Panturanist’tir desek hata etmiş olmayız, zannındayım[5].

Kalbi Türkçülük için attı

Hüseyinzade Ali Turan, kardeş Azerbaycan’dan gelmiş, Türklük için, Türk birliği için, Türklüğün ait olduğu uygar dünyadaki yerini alması için çalışmıştır. Kendisi bu nitelikleri ile Atatürk tarafından da değer verilen bir kişidir. Hüseyinzade Ali Turan’ın kızı Feyzaver Hanım 1933 yılında Atatürk’ün babasını Türk Dil Kurumu’nda görevlendirdiğini, babasına milletvekilliği teklif ettiğini ancak babasının Atatürk’e büyük saygısı olsa bile bu teklifi kabul etmekten imtina ettiğini anlatmıştır[6]. Kendisi her ne kadar bir fikir mücadelesinin içinde de olsa, mücadelesini kalemi ile yapmak isteyen, sanatçı ruhlu, sakin yaradılışlı bir kişidir.

Hüseyinzade Ali Turan’ın Atatürk’ün vefatı üzerine, onun için yazdığı bir şiirden[7] bir parça şu şekildedir:

Bitmez sayıp dökmekle!

Her işi ayrı destan!

Bulamazsın tarihte

Onun gibi kahraman!

 

Yükselir fikr-i ülkü,

Coşturur kalbi inan!

Severiz Atatürk’ü:

O’dur bizi kurtaran!

 

Gönüller ülkesidir,

Ülkeler imgesidir,

Saygıyla eğilir

Naaşı önünde cihan!

 

Hüseyinzade Ali Turan, hak ettiği kadar tanınıp bilinmeyen bu değerli Türkçü 17 Mart 1940 tarihinde vefat etti. Ölümünün 81. yılında kendisini saygı ile anıyoruz.

[1] Yusuf Akçura’nın Türk Yurdu dergisinde üç tefrika halinde yayınlanan Hüseyinzade Ali Bey adlı makalesinden hazırlayan: Sabahattin Çağın. http://www.kardesedebiyatlar.com/uploads/files/201808/upload_5b6233ebf1a7f.pdf

[2] Sevil Garaşova, XX. Yüzyıl Azerbaycan Fikir Tarihinde Ali Bey Hüseyinzâde’nin Yeri, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/258105

[3] Alaattin Uca, Ali Bey Hüseyinzade (Turan), Kömen Yayınları, 2017, s. 128-129.

[4] Ali Haydar Bayat, 1992’den aktaran: Alattin Uca, Ziya Gökalp ve Ona Türkçülüğü Aşılayan Adam: Hüseyinzade Ali Bey, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/33225

[5] Yusuf Akçura, Yeni Türk Devletinin Öncüleri, 1928 Yılı Yazıları, Hazırlayan: Mustafa Nejat Sefercioğlu, Bilge Kültür Sanat Yayınları, 2020, s.171.

[6] Ganire Paşayeva- Azer Turan, Ali Bey Hüseyinzade Turan, Türk Ocakları İstanbul Şubesi 100. Yıl Armağanı, 2012, s. 100

[7] Ganire Paşayeva- Azer Turan, Ali Bey Hüseyinzade Turan, Türk Ocakları İstanbul Şubesi 100. Yıl Armağanı, 2012, s. 105

Yazar

Özgehan Özkan

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.